Başka hiçbir ülke yoktur, Türkiye kadar gündemin hızlı değiştiği. Bunun en belirgin nedenini ise “istikrarsızlık” diye tanımlamak yanlış olmaz.
Daha geçen hafta Avrupa Birliği’nden müzakere takvimi alma çabaları, Kıbrıs, Irak derken, karanlık ellerin sıktığı kurşunun hedefinde Atatürkçü bir bilim adamı vardı.
Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, büyük olasılıkla radikal dinci terör örgütlerinden birinin kurbanı oldu.
Hablemitoğlu kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim değildi. Araştırma konularının derinliği, Türkiye genelinde yayın yapan gazete ve televizyonları ürkütmüş olmalı ki, değerlendirilmezdi.
www.kemalist.org
Hablemitoğlu’nun araştırma raporlarını özgürce yayınladığı iki ortam, internetteki www.kemalist.org sitesi ve Aydınlanma 1923 isimli dergi idi.
Hablemitoğlu ailesinin olayın sıcaklığıyla gösterdiği tepkinin içinde yer alan “katillerin bulunacağına inanmıyoruz” iddiası, aslında Atatürkçü düşünceye bağlı çok sayıda kişinin ortak kanısıydı.
Fakat bugün istihbarat örgütleri için böyle bir cinayeti çözmek çok zor değil. Zor olan, siyasi iradenin, bu cinayetleri çözecek yapılanmaları herekete geçirmesi…
İki taraf da haklı
Dedik ya gündem çok hızlı değişiyor. Hablemitoğlu suikastının ertesi günü akşamında Çankaya Köşkü’nden gelen açıklama, yeni ve çok önemli bir gündem maddesi oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Sezer, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilmesinin önündeki engelleri kaldıran Anayasa değişikliğini veto etti.
Veto eden cumhurbaşkanı haklı. Anayasa değişikliği kişiye özeldir, bu da hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaz.
Hükümet de haklı. Çünkü “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine bağlı isek, halkın teveccüh gösterdiği siyasi lidere milletvekili ve başbakan olma hakkını vermeliyiz.
Hukukun anlamı
Burada siyasi erkin yapması gereken, en basit anlatımıyla şöyle özetlenebilir: Tüm yasal düzenlemelerini Anayasa’ya, mevzuatını da yasalara uygun hale getireceksin.
“Hukuk, toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların tümü” anlamına geliyorsa eğer, önce devlet bu düzeni ve uyumu kağıt üzerinde sağlamalı.
Sonuçta, Ahmet Necdet Sezer bir hukukçu. Kendisinden hukukdışı bir uygulamaya imza atmasını kimse beklememeli.
Yinelemekte fayda var; hukuku kendimize değil, kendimizi hukuka uyumlu hale getirmeliyiz.