• “Başka konu kalmadı mı?” demeyin, bu hafta konumuz ağda ve konuğumuz Bulgaristan’da bu işin eğitimini almış Mihriban Koç… Hürriyet semtindeki Mihriban Güzellik Salonu, bana verilen randevu saatinde müşteri kabul etmemiş.
  • Eskiden kadınlar, vücutlarındaki kılları külle ovarak yumuşatıp tek tek alırlarmış. Şimdi ise “sir ağda” denilen, şekerle yapılan klasik ağdadan daha yapışkan kimyasal ağda da var. İki ağda arasında, can yakma açısından fark yokmuş.

Cinsellik hala en önemli tabulardan biriyken, hele kadınların mahrem yerlerinin temizliğiyle ilgili bir işin “okullu” temsilcisiyle röportaj yapma konusunda çekincelerim vardı aslında ilk aşamada… Çekincemin nedeni tepki almaktı. Tabunun sonucu olarak “Başka konu mu kalmadı” denebilirdi. Nitekim bu fikrimi açtığım kadın erkek bütün çalışma arkadaşlarım ilk aşamada bu tepkiyi verdi, sonradan da “ilgi çekeceğini” söyleyerek destekledi.
Ve çaldım, Hürriyet semtindeki Mihriban Güzellik Salonu’nun kapısını…
Öyle çatkapı gittiğim sanılmasın sakın. Nitekim orası, randevuyla gidilen, kadınlara özel bir yerdi. Bir erkeğin çatkapı girmesi mümkün değildi. Nitekim, bana verilen randevu ssatinde başka müşteri kabul edilmemişti.
İşyeri temiz pak. Duvarda Atatürk posteri ile Bulgaristan Eğridere’deki Şeytan Köprüsü’nün fotoğrafı dikkat çekiyor.
Soyadından dolayı, Rahmi Koç’la bir akrabalığı olmadığını gülerek vurguluyor Mihriban Koç…

Ağdanın iki çeşidi

Bir gazetecinin röportaja gelmiş olması heyecanlandırmış Mihriban Hanım’ı. Hal ve hareketlerinden belli ediyor.
Öncelikle, yaptığı işi tanımlamaya gerek duyarsak eğer, epilasyon, cilt bakımı, zayıflama, solaryum, sir ve klasik olmak üzere ağda hizmeti veriyor.
‘Sir’in anlamını soruyorum hemen. Kimyasal bir ürünmüş, ithal ediliyormuş. 4-5 yıldır kullanılıyormuş. Klasik olanı ise şeker ve limon tuzu ile yapılanıymış. İkisinin arasında fark yokmuş. Aynı işi görüyormuş.
Uygulamada farklılık oluyor mu? Can yakma konusunda özellikle?
“Sir ağda daha yapışkan, kıllara daha güzel yapışıyor. Acı derken, herkesin algılayışı farklıdır. Kişiye göre değişir.”
Sadece ağda yönüyle baktığımızda bile bu bir meslek. Kimine göre yapılmayacak denli kötü bir iş. Fakat kadınlar ağdayı, temizlik ve rahatlık olarak algılıyor ve güzelliğin bir parçası olarak görüyor.

Eskiler külle ovarmış

Kadınların vücutlarındaki tüyleri aldırmalarının tarihi konusunda bir fikri var mıydı acaba?
Araştırmamış. Bu konuda en eski bildiği, anneannesinden, annesinden bildiği ağda yöntemiymiş…
“Ninelerimiz, külle ovarak tek tek alıyorlarmış kılları. Ben hiç denemedim ama külle ovulunca acı vermiyormuş.”
Ağda yaptırmanın ayıp olarak görüldüğünü söylüyor: “Çoğu müşterim eşlerinden habersiz geliyor. Aman kayınvalidem bilmesin, eltim duymasın diyenler oluyor. Hala ayıp anlayışı var. Çok normal, modern temiz bir kadının yaptırması gerekiyor bunu.”

Bulgaristan’da eğitim aldı

Mihriban Koç, 12 yıldır yapıyormuş bu işi ve “ben ağda yapıyorum” demekten hiç gocunmamış şimdiye kadar, çünkü “İşimi severek yapıyorum” diyor.
Bulgaristan Filibe’de liseyi bitirdikten sonra kardeşiyle birlikte karar verip, kendisi kozmetik, kardeşi de kuaförlük okumuş: “1 yıllık kurs gibi bir şeydi. Diplomamızı aldık. Niyetimiz orada beraber çalışmaktı. Ben evlendim Bursa’ya geldim. 91’de Bursa’ya geldim. Şu an kız kardeşim orada kuaför, ben burada çalışıyorum. Bursa’ya yerleşince oğlum dünyaya geldi, 3 yıl kadar çalışamadım. Fabrikaya girmektense kendi işimi yapmayı düşündüm. Bursa’da bu işin çok fazla yaygın olmadığını da biliyordum. Kendime de güveniyordum ve 94 yılında başladım…”
12 yıldır Hürriyet semtinde faaliyet gösteriyormuş. Çok büyük hevesle dükkan açıp, bir iki ay sonra kapatıp gidenler olmuş. Mihriban Koç bunları eğitimli olmamalarına bağlıyor.
Peki bu öyle basit bir iş midir, isteyen herkes yapabilir mi?
“Artık yapamayacaklarını sanıyorum. Avrupa Birliği sürecinde pek çok şeye çekidüzen geliyor. Bizi Sağlık Müdürlüğü denetliyor. Eğitimsiz insanların ağda ve epilasyon yapmasının önleminin alınacağını düşünüyorum. Çıraklık ve Halk Eğitimi merkezlerinde bu konuda eğitimler veriliyor.”

İlk gelen ne yapıyor?

Mihriban Koç’u tanıdıktan sonra esas sorulara geçiyoruz. Örneğin ilk kez ağda yaptırmaya gelen bir kadının hal ve hareketleri nasıldır? En başta da söylediğimiz gibi cinsellik hala en büyük tabumuz. Bir kadın, hiç tanımadığı birine genital bölgesinin temizliğini yaptırmaya geliyor. O an müşteriniz için zor bir an olsa gerek!
“Genelde tavsiye üzerine geliyorlar. Arkadaşı, komşusu söylüyor. İlk geldiklerinde çok tedirgin oluyorlar. Ben yüz ifadelerinden anlayabiliyorum. Önce onlarla sohbet geliştirerek rahatlamalarını sağlıyorum.”
Uygulama öncesi terapi öyle mi?
“Elbette, önce konuşuyoruz. Mutlaka bir diyalog kuruyoruz. Korkmaması gerektiğini söylüyoruz. Bizim işimiz olduğunu anlatıyoruz. Nasıl ki bir jinekoloğa gidiyorsunuz, açıyorsunuz en mahrem yerinizi, onun gibi bir şey.”

Kadınlar çok dayanıklı

Erkek milleti olarak elimize küçücük bir şey battığında ya da bir tek kılımız koptuğunda ciyaklarken, kadının vücudundan yüzlerce, binlerce kıl koparılıyor, hem de kökünden.
Kadınların çok dayanıklı olduklarını söylüyor Mihriban Koç. “Erkeklere göre çok dayanıklılar. Bir erkek dayanamaz buna. Hiçbir erkeğe epilasyon yapmadım, bilmiyorum ama dayanabileceklerini sanmıyorum” diyor ve bundan 7-8 yıl önce özel bir tıp merkezinde epilasyon yaparken, talep geldiği için erkeklere epilasyon yapıp yapmayacağını sormuşlar, hayır cevabı vermiş.
Pardon anlayamadım, erkekler neresine epilasyon yaptırıyor ki?
“Yüzlerinde tabii ki… Sakalları, elmacık kemiklerinin üstüne doğru yayılan ya da boyun kısmında yine sakallarını toparlamak için yaptıranlar oluyor. Yani epilasyonla sakala şekil veriliyor, ters dönenler köreltiliyor.”

Törensel ağda seansı

Özellikle ağda sırasında ağlayanlara, bağıranlara çok rastlamış şimdiye kadar. O bağırmalar nedeniyle konu komşuyu rahatsız edecek diye çok çekiniyormuş. “Bağırsın bağırabildiği kadar ama kimseyi rahatsız da etmek istemem açıkçası” diyor…
Ramazan bayramında 13 yaşında genç bir kızı getirmiş annesi, cici annesi ve komşusuyla birlikte. Yarım saat çok büyük mücadele vermiş.
Cümbür cemaat geldiklerine göre törensel olmuş!
“Hayır daha önce yaptırmış ama, bize ilk defa geldi. Çok korktu herhalde veya cici annesinden mi cesaret almış nedir…” Saime devreye girip, “Şımarıklığından, şımarıklığından” diyor.
Bu arada Saime de, Mihriban Koç’un tek elemanı.
Mihriban Koç anlatmayı sürdürüyor: “Daha 13 yaşında tabii ki, çok ufak. Bacaklarını kollarını tutuyorlar, şöyle olacak böyle olacak diyorum ama nafile. Avazı çıktığı kadar bağırıyor. Böyleleri hem bedenen yoruyor, hem de zihinsel…”

‘Maalesef temiz bir işimiz yok’

Vücudundaki kılları aldırmaya gelen kadının, bir ön temizlik yapması gerekiyor herhalde. Mihriban Koç’un bütün müşterileri bu konuda duyarlı mı acaba?
Yüzünün şekli değişiyor ve “Değil” diyor.
Böyle bir durum, tiksinti yaratmıyor mu peki?
“Yapabileceğiniz bir şey yok. Bir bayanın çok güzel kokması gerekiyor. Bu sadece bayan için değil tabii, erkek için de geçerli. Yüz ifadenizi bile değiştiremiyorsunuz o anda. Müşteriyi kırmak istemem. Ama o şekilde gelerek beni kırıyor.
Tek yapabildiğim, pencereyi hafif aralayıp içerisini havalandırıyorum, oda spreyi sıkıyorum. Bundan mesaj çıkarabilecek anlayışa sahip olsa, zaten böyle bir yere temizlenerek gelir. Açık söylemek gerekirse temiz bir işimiz yok. Dışarıdan bakan bayanlar çok özeniyor bu işe. ‘Aaa ne kadar güzel bir işiniz var” diye. Aslında öyle değil…”

Kiloya göre tarife olmaz

Ağdanın tarifesini soruyorum. Semtlere göre farklı tarifeler uygulandığını söylüyor ama benim sormak istediğim başkaydı aslında…
Peki, 45 kiloluk bir bayanla, 100 kiloluk bayanın ödediği rakam aynı mı? Santimetrekare hesabı yapılmıyor mu?
“Çok şişmanı, çok zayıfı fark etmiyor. Metrekare hesabı değil yani. Komple vücut deniyor, sadece bacak deniyor.” 100 kiloluk bir bayan için kullanacağınız malzeme miktarı, ona ayıracağınız zaman ve dolayısıyla maliyet artacak?
“Söylediğiniz mantıklı ama, müşteriye sen şişmansın sen şu kadar daha fazla ödeyeceksin diyemiyorsunuz. Hakaret olur bu.
Bazıları da var hiç kıl olmadığı halde geliyor. Sırf cildi temizlensin, nefes alsın diye.”

Gamze Özçelik modeli ağda isteyen kadınlar var!

“Affınıza sığınarak bir soru soracağım” diyorum ama sonradan da düşünüyorum, yaptığı işten dolayı gocunmayan ve severek yapan birine sorulmaz da kime sorulur bu soru!
“Cinsel fantezileri olanlar vardır. Genital bölgesinde, örneğin saç tıraşı gibi model isteyenler oluyor mu?”
Yanıtı tek kelime: “Oluyor.”
Sonra da devam ediyor: “Bizim insanımızda Avrupa özentisi vardır. Filmleri izleyip gelirler, tarif ederler. Aslında çok da fazla model seçeneği yoktur. Şakayla karışık kalp deseni yapalım diyenler oluyor ama şimdiye kadar ille de yapalım diyen çıkmadı. Merak var, cesaret yok.
Bayanlarda bu tür fanteziler çok var. Gamze Özçelik muhabbeti o biçim kadınlarımızda. Ben hariç, kadınlarımızın çoğu izlemiş.”
Durun bir dakika. Bu çok tuhaf. Mihriban Koç’un aktarımından anladığım kadarıyla kadınlar, hemcinslerinden birinin tecavüz görüntülerini izliyor ve onunla eğlenebiliyor!
“Tabii ki üzülenler de var. Bir bayanın başına gelebilecek en kötü olay. İnternette dünyanın her yerine yayılıyor o görüntüler ve insanlar cep telefonlarında birbirine mesaj olarak atıyor. Bu çok çirkin bir şey…”
Kadınların sohbetlerinde nasıl geçiyor peki bu olay?
“Modelden bahsettiniz ya ‘Gamze Özçelik modeli olsun’ diyorlar. ‘Nasıl yani’ diyorum. ‘Aaa izlemedin mi?’ İzlemedim, izleme gereği duymadım. Gülüp geçiyorsunuz. Bir şey diyemiyorsunuz.”

Mihriban Koç aileden biri

Ağda müşterilerinin yaş ortalaması nedir acaba? Örneğini verdiği gibi 13 yaşında da varmış, 75 yaşında da… Çok titiz, temizliğine önem veren 75 yaşındaki teyzeyi anlatıyor Mihriban Hanım:
“3. kata çıkabilmek için değnekle geliyordu, elinde el feneriyle. Çünkü bir katı çıkıncaya kadar lamba sönüyordu. İnerken de merdiven başında bekleyip, kapıdan çıktığından emin oluncaya kadar lambanın açık kalmasını sağlıyorduk.”
Müşterileriyle aile gibi olduğunu anlatıyor. “Ben müşterilerimin eşlerini tanımıyorum ama her müşterimin eşi benim adımı biliyor” deyip ekliyor:
“Bir müşterim, yazın buradan çıktıktan sonra karpuz alıp eve gitmiş. Eşinin de iş arkadaşı varmış evde. Kocası karpuzu çok beğenmiş ve nereden aldığını sorunca, Mihriban’a uğradım ya, oradan dönerken aldım deyince, kocasının arkadaşı ‘siz de mi Miriban’a gidiyorsunuz’ deyince donup kalmış. Ortam soğuyunca, adamcağız durumu kurtarmak için, “Bizim fabrikadaki kızlar sürekli Mihriban’ı konuşurlar” demiş.
Bu röportaj da burada bitmiş…

Ayrıca bakınız:

  • Ruhların peşinde – 3 Doğum izi, önceki yaşamdan "Doğal olayların mutlaka bilimsel açıklaması var. Bir […]
  • Ruhların peşinde – 2 TBMM’de hayalet avı! Ruhlar bulunduğu mekana iz bırakıyormuş. Öyleyse, Türkiye Büyük […]
  • Yeşil Beyaz, Sahne tozu, Sanal dünyaYeşil Beyaz, Sahne tozu, Sanal dünya Murat Yanıklar adını son zamanlarda sıkça duyuyoruz. Bursaspor'u dirilten Levent Kızıl […]
  • Kol sentır! A Sena! Karşındakini sanma Nihat Doğan Koltuğundan ettiğin Gürhan Akdoğan Survivor adası […]
Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır