Abi cinimi çıkarır mısın?

  • Utku’ya göre ruhlar, bulundukları mekana ya da maddeye izlerini bırakıyorlar. Nazar ise öyle bir olgu ki, insanın beyin damarlarını bile çatlatabilir.

1992 yılında ilk kez sahip olduğum 1975 model Murat 124 otomobilim, aldığımdan bir ay sonra çalındığında, polise başvurumu yapmış ve bulunmasını beklemeye başlamıştım.
O otomobilin alınmasında, babamın emeklilik tazminatından büyük bir bölüm olduğu için benim kadar onlar da üzülüyordu. Arabanın bulunması için doğaüstü güçlere umut bağlamışlardı. Nerde falcı, üfürükçü, cinci varsa gezmeye başladılar. Bunlardan bir kaç tanesine ben de gittim. Bana göre oralarda umut değil, çok güzel bir yazı malzemesi vardı. Nitekim çıktı da…
“Cinlerle umuda yolculuk” başlığı altında nefis bir yazı dizisi oldu. Günlerce sürdü ve epeyce ses getirdi.

Cinimi çıkarır mısın?

Hatta yazı dizisinin yayınlandığı günlerde, kendimce şizofren tanısı koyduğum biri geldi gazeteye ve sırtından içine cinlerin girdiğini söyleyerek çıkarmamı istedi. Ancak ben çıkarabilirmişim!
Kim söylemişti bunu?
Çarşıda, yazı dizisini okuyan birileri salmışlar üstüme deliyi… Günlerce uğraşmıştım başımdan savabilmek için…
Bursa Parapsikoloji ve Ruhsal Araştırmalar Derneği Başkanı Cavit Utku ile yaptığımız röportajı hazırlarken gittim 13 yıl öncesine…
Doğaüstü güçler, bedensiz varlıklar, hayaletler, cinler, periler her daim ilgisini çekiyor insanların. Çaresizlik durumunda umut da olabiliyorlar.

Üniversiteler ilgisiz

Cavit Utku’nun, Türkiye’de hiçbir üniversitenin ilgi göstermediğini söylediği parapsikoloji bilimi, bunların tümüne kendince (!) bir açıklama getiriyor.
Utku ile derneğin, Yeşil Türbe’nin hemen arkasında bulunan binasında konuşurken söze, üniversitelerin bu konuya ilgi göstermemesinden yakınarak başlıyor.
Sonra da, parapsikolojiyle ilgili geçmişini anlatırken, 1986′dan 2002 yılına kadar gidip geldiği Hollanda’da yaptığı çalışmaları anlatıyor.
Hollanda’da ruhsal bunalımlarla ilgili faaliyet gösteren bir akademide, çalıştığı profesörlerin isimlerini de sıralıyor. Arada Almanya ve İngiltere’ye de gittiğini belirtiyor ve 7 yıl önce Bursa Parapsikoloji Derneği’ni kurduğunu söylüyor.
İktisadi ve ticari bilimlerde okuyan Utku, doğuda, özellikle Özbekistan’da da çalışmaları olduğunu belirtiyor.

Hipnoz kabul gördü

Türkiye’de üniversitelerin parapsikolojiye ilgi göstermemesinin nedenini soruyorum, açıklıyor:
“Zaman zaman Uludağ Üniversitesi’nde hipnozla ilgili, parapsikolojik fenomenlerle ilgili konferanslar verdik. Amacımız da bunu üniversiteye tanıtmak ve orada belki bir kürsü kurabilmekti. Hatta üniversitede de, bu konuda temel oluşturabilir miyiz diye düşünen arkadaşlarımız var. Bilmiyorum bizim üniversitelerimiz bu konuyu benimseyemedi. Dünya üniversitelerinde, her yerde var. Almanya, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, Amerikan üniversitelerinde kürsü olarak var. Hipnoz bile Türkiye’de daha yeni kabul gördü.”

Parapsikolojinin tanımı

Aslında konuya balıklama dalmadan önce, parapsikolojinin bir tanımını yapmak gerek.
“Modern bilimin, psikolojinin, modern tıbbın verileri ile doğu bilgeliği verileri arasında köprü oluşturan bir bilim dalı” diyor Cavit Utku, parapsikoloji için…
“Böyle bir tarifi biz geliştirdik. Yurt dışında çok farklı tanımlamalar var. Ama daha kısır… Mesela Kennedy Üniversitesi’nde ‘tüm canlılar ve çevreleriyle olan ilişkilerini araştıran bilim dalı’ olarak geçer.
Bakın biz doğu bilgeliğini de işin içine alıyoruz. Ruhsal ve fiziksel yapıyı bir arada ele almayan, araştırmayan, irdelemeyen bir bilim dalı kısır kalmaya mahkumdur. Çünkü fizik bedenimiz çok fazla bir şey ifade etmiyor. Bunun bir de ruhsal yönü var. Halk arasında adına 6. duyu dedikleri olay bu.”

Nazar denilen olgu!

Parapsikolojinin fenomenleri (sözlük tanımı: olay, olgu, görüngü) olduğunu ifade ediyor ve psikometri dendiği zaman insanların anlamadığını belirtiyor ve nazar konusuna değiniyor:
“Nazara bakış açısı bizde farklıdır, dışarıda farklıdır. Nazar nedir, ilişkisi nedir? Dışarılaşan bir enerji gücü diyoruz mesela. İsteyerek veya istemeyerek insanların karşı tarafa etki etmeleri. Tabii ki bu enerji karşı tarafta bir ekran bulursa etkili oluyor. Yoksa çarpıp gidiyor. Demek ki bir kabul görüyor. Frekans uyumu şarttır. Bilerek ya da bilmeyerek, kendinden giden enerjinin karşı taraftaki kişi üzerinde etki göstermesidir nazar.”
Nazar deyince akla ilk gelen ne olur? Elbette mavi boncuk… Utku şöyle açıklıyor mavi boncuk olayını:
“Halk bilerek veya bilmeyerek takıyor. Mavi, karşıdan gelen enerjiyi emen bir renktir. Kişiye zarar verecek enerjiyi toplar.”
Geçmişte, nazardan mavi boncuğun çatladığına ilişkin hikayeler duymuştum. Bu çatlamayı ben kendimce hava koşullarına bağlardım. Havadaki ısı değişikliğinin yarattığı genleşmeden dolayı çatladığı yolunda yorum yapardım kendimce. Acaba Utku’nun söylediği enerji miydi, nazar boncuğunu çatlatan?
“Tabii ki yüzde 100 böyle. Hatta daha da ileri gidebiliriz. Nazarın beyin damarını çatlatacak kadar etkisi vardır. Bu kadarını söyleyebilirim.”

Düşünceyle koruma kalkanı

Utku’ya göre nazarın pozitif yanı da var:
“Örneğin bir anne, askere gönderdiği çocuğunun çevresinde düşünceleriyle bir enerji alanı oluşturabilir. ‘Aman çocuğuma bir şey olmasın’ diye düşünerek, sevgi enerjisiyle onun çevresinde bir kalkan yaratabilir.”
Utku devam ediyor:
“Nazar hakikaten üzerinde durulması gereken bir olay. Mesela bazı kişiler çocuk sevmek istemezler. Nazarının değeceğini bilirler.
İstanbul’da babamın bir ortağı vardı, çok nazarı değerdi. Bir çocuk getirdiklerinde ‘benden uzak tutun’ derdi. Çocukları çok sevmesine rağmen uzak kalırdı. Deniz tekneleri yapan birisiydi. Bundan yaklaşık 35 sene evvel bir müşteri gelmişti, fiziği, yüzü çok güzel bir hanımdı. ‘Bakın şimdi’ dedi. Kadına konsantre oldu ve kadın takılarak düşüyordu ki yanındaki tuttu. Nazar böylesine etkili bir olay.”

Geçmişe dönüş

Parapsikolojinin fenomenlerinin çokluğuna vurgu yapıyor ve bunlar içinde hipnozun çok önemli olduğunu anlatıyor. Tıpta, özellikle kadın doğum ve diş hekimliğinde kullanılmaya başlandığını belirtiyor.
Ve geçmişe dönüş…
En son konferansında, geçmişe götürdüğü sujesinin (deneğinin) davranışlarını anlatıyor Cavit Utku…
Geçmişe gidiş ve dönüş sırasında, kişide onarılamayacak travmalar oluşup oluşmayacağını soruyorum.
“Biz sujemizi koruruz. Herhangi bir negatif etki altında kalmasın diye. Niçin? O şekilde bir çalışmanın başlangıcını alfa ritmi olarak tanımlıyoruz. Uyku ile uyanıklık arası bir haldir bu. Ama daha derinleştirdiğimizde, ekiminize (geçmişe dönüş) olayını gerçekleştirdiğimizde, çok derin bir trans halini yakalar suje, geriye doğru gittiğimizde yaşamında o anda bir yaşındaysa, 1 yaşın olaylarını ve davranışlarını gösterir. Konuşması çocuk gibi, elini gözüyle silmesi çocuk gibi. Yani o anda bir yaşında. Pastaya bastığı anı yeniden yaşadı. Pastaya bastım diyor. Basmıştım demiyor. Ses tonu bile değişiyor.”

Ya geleceği görme?

İnsanın geçmişten bir anı yeniden yaşaması, akla çok da uzak değil. Peki parapsikolojide gelecek görülebiliyor mu?
“Yok, parapsikolojide gelecekle ilgili çalışma yapılmaz, kendini bilen bir insan da bunu pek yapmaz. Bazı medyonamik dediğimiz yeteneklerin kullanılması söz konusu, ama gelecekle ilgili hiçbir çalışma yapmayız.”
Utku, medyonamik deyince, medyatik maymunları, pardon medyumları düşünerek, onların yaptıklarının ayaklarının yere basıp basmadığını soruyorum.
“Ben gelecekle ilgili söylenenlere önem vermem. Gelecekle ilgili bilgi alabilen bazı varlıklar; bunlar veliler peygamberler olur, bunlar susmasını da bilirler. Çünkü gelecek hakkında bilgi sahibi olan bir kişinin, o potansiyele sahip birinin gelecek hakkında bilgi vermesini yüzde 1 olasılık olarak düşünüyorum. ‘Bilen söylemez, söyleyen bilmez’ diye bir söz vardır. O idrakte olan bir insan gelecekle ilgili tek kelime söylemez. Gelecek Allah’a mahsustur.

Ruhun parmak izi!

Gelecekle ilgili algılamalar var parapsikolojide. Yok değil… Öngörü, durugörü, duruişiti diyoruz. Bunlar deney olarak yapılır. Bir iddia olarak yapılmaz.”
Yurtdışında çok kullanılan psikometriye değiniyor sonra. Bunu da şöyle açıklıyor Utku:
“Birisinin resmini, yüzüğünü alır eline, gözlerini kapar, ondaki izleri anlamaya çalışır. Nasıl ki, parmak izi varsa, ruhun da maddeler üzerinde bıraktığı iz vardır. İşte psikometri medyumları bunu çözmeye çalışır. O maddeye dokunarak, ruhun bıraktığı izden daha önce nerelerde olduğunu, başına neler geldiğini bilebilir.”

Ayrıca bakınız:

  • Üniversitede toplumsal cinsiyete mercek!Üniversitede toplumsal cinsiyete mercek!
    “Toplumsal cinsiyet” kavramını sosyolojik açıdan ele aldığımızda en çok ne tartışılır? Erkekten ç...
  • Mağduru anlamak!
    Bursa’nın böğrüne saplanan “kentsel dönüşüm hançeri” Doğanbey’le ilgili kaç yazı yazdık kim bilir...
  • Sağlığımıza duacıyız!Sağlığımıza duacıyız!
    Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gece hasta refakati sırasında yazılacak bir...
  • Bursa lobisi!Bursa lobisi!
    Bursa, pek çok değeriyle harika bir kent ama bir o kadar da şanssız. Çünkü bir lobisi yok. Kentin...

Benzer Konular:

Yorumlayın