Orhan Taşanlar’ın valiliği, Kemal Bayrak’ın emniyet müdürlüğü döneminde kurulan Bursa Trafik Vakfı, kamu yöneticilerinin spor kulüpleri, vakıf ve derneklerde yönetici olmasını engelleyen yasanın çıkmasından sonra buzdolabına kaldırılmıştı. Karayolu trafik güvenliği konusunda çalışma yürütmek amacıyla kurulan vakfın hiçbir etkinliği olmadığı için kapatılması gündeme gelmiş. Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’ya danışılmış, “kapatılsın” demiş ancak işadamı Galip Sakder ve yönetim kurulu üyeleri “Biz yaşatırız” diyerek sahip çıkmışlar.
Önceki akşam Almira Otel’de düzenlenen toplantıda vakfın yeniden canlandığına tanık olduk.
Vakfın başkanlığını üstlenen işadamı Galip Sakder, Türkiye’nin kanayan yarası trafik kazalarına dur demek için hazırlanacak bir sosyal sorumluluk projesine öncülük edeceklerini söylüyor.
Türkiye’de her gün ortalama 8 kişinin yaşamını yitirdiği trafik kazalarını önlemek, en azından azaltmak için Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu öncülüğünde “Formula 0” adını verdikleri proje geliştirmişler.
“Ağaç yaşken eğilir” felsefesinden yola çıkarak anaokulundan başlayıp çocukları eğitmek vakfın birincil hedefi…
Gelir kaynağı yaratmak için de trafik eğitim parkları, anaokulu ve kreş, çocuk parkı, akaryakıt istasyonu kurup işletmek düşüncesinde vakıf yönetimi…
Hatta Bursa Milletvekili Ali Kul’un daha da geriye gidip, eğitimin anne karnında başladığını söylemesi ve Hollanda’da tanık olduğu bir trafik hikayesi ilgi çekti.
Köpeğe bile kırmızı ışıkta beklemesi öğretilmişti Hollanda’da! Oysa Kul’un yanındaki Türk, geçmeye çalışmıştı! Utanmıştı… Hem de çok…
* * *
Sakder’in gelir kaynağı yaratılmasına ilişkin sözleri üzerine Milletvekili Kul’un, Arapça’daki “Fülus fî, müşkûlat mafî – Para varsa sorun yok” sözü, sorunun özetiydi…
Tabii sadece eğitim ve tesis anlamında…
Trafik bir kültürdü çünkü… Kültürler de ancak kuşaklarla birlikte değişirdi.
Örneğin, trafik sorunlarından biri olan otopark konusu çok çarpıcı bir örnek… Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’nın gecede tanıtımını yaptığı, “Trafikte Çözüm İçin Ortak Akıl Projesi Tanıtım Kitapçığı”nda yer alan bilgilere göre bir araç yılda ortalama 10 bin kilometre yol yapıyor. Hareketli olduğu süre 250 saat olarak hesaplanmış. Yani bir araç yılda 8 bin 760 saat boyunca hareketsiz. Bu da otopark gereksinimi demek…
Peki, Bursa kent merkezinde mülkiyeti belediyelere ait açık ve kapalı otoparkların kapasitesi ne kadar? 2 bin 521 araç…
Kaç araç vardı kent merkezinde kayıtlı? Geçen yılın haziran ayı verisine göre 392 bin…
Belediyeler inşaat ruhsatı verirken, metrekaresine, mevkisine göre farklı miktarlarda otopark bedeli alıyor mu? Alıyor, hem de milyarlarca lira…
Sayın Kul, belediyelerden daha kolay bilgi alabilir. Mesela, partisinin yerelde iktidar olduğu yıllar boyunca inşaat ruhsatlarına karşılık ne kadar otopark parası toplanmış ve karşılığında kaç araçlık otopark yapılmış?
Sayın Kul bu bilgileri edindiğinde “Fülus fî, müşkûlat mafi” tezini çürüten bir sonuçla karşılaşacaktır büyük olasılıkla…
Çünkü o paralar yok! Yasaya aykırı olarak, amacı dışında harcanıyor.
Bir de dikkat etsin Sayın Kul! Son birkaç ay içinde kent merkezinde, sarı çizgilerle parsellenerek paralı otoparka dönüştürülen yol kenarlarını hesaba katıp yanıltmasınlar kendisini!..