En baştan uyarıyor, “Benim söyleyeceklerim sübjektif olur. Çünkü ben aynı zamanda Filistin vatandaşıyım” diye…
Olsun!
Objektif olan, yansız, riyasız, çıkarsız ne var ki bugünkü dünya düzeninde?
Bursa’da Filistin meselesini objektif bir şekilde anlatacak kim var ki zaten?
1969 yılında henüz 18 yaşındayken, insani değerler uğruna, emperyalizme kafa tutmak adına Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki en güçlü yapılanma olan El Fetih’e katılıp, Şeria Vadisi’nde İsrail’e karşı düzenlenen eylemlerde bulunan Hacı Tonak’tan başkası olabilir mi, bu konuyu konuşmamız gereken…
Taa en başından mı alsak, yoksa yüzeysel bir soruya alacağımız ve derinliğine asla inemeyeceğimiz, ruhunu anlayamayacağımız kısa yanıtla mı geçiştirsek…
Baştan alsak sayfalar yetmez, ikinci şık desek, o onurlu inanca ve mücadeleye haksızlık olur…
Hele bugün ortalığı ayağa kaldıran, Türkiye’nin, dünyanın terörist olarak tanımladığı Hamas örgütü ile aynı kefeye konulmasına neden olan, oysa o yıllarda Filistin meselesine mesafeli duran İslamcılar’la mı konuşmalıyız Filistin’i?
Elbette ki Hacı Tonak’la konuşacağız…
Başlayalım hele…
1972’de Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ın yanında darağacında sallandırılan Hüseyin İnan ile Atilla Keskin, Tuncer Sümer, Mustafa Yalçıner, Alpaslan Özdoğan, Kadir Manga, Abdülkadir Yaşargün, Celal Özcan, Ercan Kaner’ler varmış Hacı Tonak Filistin’e gittiğinde…
Kaçak yollarla sınırı geçerken, sırtında bir çuval kitap taşımış Tonak… Kendilerini Halep’te karşılayan Adıyamanlı bir Kürt götürmüş, FKÖ’nün mektebine!
El Fetih’e katılmak istediklerini söylemişler. Marksist içerikli kitapları görünce, Habbaş’ın aynı doğrultudaki Demokratik Halk Cephesi örgütüne katılmalarını önermişler. Oysa El Fetih, Filistin milliyetçiliği esasına dayalıymış… “Ulusal demokratik devrimci” bir yapısı varmış… Israr etmişler. Çünkü daha önce giden Deniz Gezmiş ve beraberindekilerden edindikleri izlenim, Demokratik Cephe’nin etkinliğinin az olduğu yolundaymış…
“Daha etkin olmak istiyorduk” diyor Hacı Tonak…
El Fetih’in de Marksist bir kesimi varmış. Tonak ve beraberindekilerin komutanı da Marksist Ebu Halid’miş… Cengiz Çandar’ın yazısından öğrenmiş yıllar sonra Halid’in Lübnan’da öldüğünü…
Neyse…
“Onlar bizi Amman’a kadar götürdüler. Şeria Vadisi’nde terk edilmiş bir köye yerleştirildik. Burada verilen eğitimden sonra eylemlere katıldık. Doğu Şeria’dan Batı’ya, Şeria Irmağı’nı geçip önceden belirlenmiş karakollara saldırılar düzenleyip geri dönüyorduk” diye anlatıyor Tonak… Anlatırken de gözleri ıslanıyor.
Gittiklerinde 1969’un eylül ya da ekimiymiş… Döndüklerinde ise Şeria Vadisi portakal ve limon çiçeklerinin kokusuyla yıkanıyormuş… Aylardan mayısmış…
Araya sorular sıkıştırmasam, öyle detaylar verecek ki Tonak… Bunları yazıp yazmadığını soruyorum. Yazmamış… “Sürekli yazan biri” olarak yazması gerek değil mi?
Yazmaması, yazamamasının yanıtını, gözlerindeki nemden almıştım oysa…
YARIN: Tonak ve arkadaşlarının Filistin’de verdikleri mücadele ne işe yaradı?

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır