3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”, yani “Eğitim Birliği Yasası” ile amaçlanan neydi?
“Eğitim-öğretim kurumlarının medrese, okul, yabancı okul şeklinde, içerikte ve amaçta birbirine zıt bölünmüşlüğüne son vermek…
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına bağlı olarak eğitim-öğretimde laikliği sağlamak…
Cumhuriyet kuşaklarının hurafelerden ve ulusal yararla bağdaşmayan yabancı çıkarlardan uzak ulusal bir eğitimle yetiştirilmeleri ve ulusal kültür birliğinin gerçekleşmesi için gerekli ortamı hazırlamak…
Cumhuriyet devrimini, çağdaşlığı benimseyen ve uygulayan genç kuşakların yetişmesini sağlamak…”
Aksayan yönleri olsa da yasa amacına ulaştı, medreseler kapatıldı ve Türkiye’de eğitim birliği sağlandı.
Ne var ki yasanın çağdaş yaşam hedefine yönelik getirileri, çok partili dönemle birlikte aşındırılmaya başlandı. 1948-49 yıllarında ilkokulların 4 ve 5. sınıflarına din dersi konulması, bugün Türkiye’nin yaşadığı büyük sıkıntının başlangıcıydı. Din dersi, bir süre isteğe bağlı ve sınıf geçmeyi etkilemeyecek olsa da, sonraları zorunlu hale getirildi.
1950 yılından sonra da imam hatip liseleri açılmaya başlandı.
Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak eğitim öğretim verseler de imam hatip okullarının müfredatı kapatılan medreselerle hemen hemen aynıydı.
İmam hatip liseleri, kız öğrenciler de alınmaya başlanınca meslek okulu özelliğinden uzaklaştırılıp, din temelli eğitim veren genel liselere dönüştürüldü.
İmam hatip okulları için en verimli iklim 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında oluşturuldu. Nitekim din dersi zorunluluğu da 1982 Anayasası’na sokularak resmileştirildi.
Bugün geldiğimiz noktayı hepimiz çok iyi biliyoruz sevgili okur…
Meslek okulu statüsündeki imam hatiplerden mezun olmuş çocukları karşı devrimin birer militanı olarak üniversitelerin her alanına yerleştirmeye çalışan siyasi anlayış, üniversiteye girişte uygulanan katsayıya dayanarak sözde insan hak ve özgürlüklerinden dem vurmakta, diğer tarafta milyonlarca gencin hakkını gasp etmektedir.
Biliyoruz ki imam hatibe gitmek kendi tercihleri değil binlercesinin… Anne ve babalarının zorlamasıyla gidiyorlar…
İşte o çocuklara sesleniyorum… Hesaplaşmanız gereken Atatürk devrimleri değil, bizzat anne ve babalarınız!
* * *
Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulünün yıldönümü nedeniyle, Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin geleneksel eğitim ödülü bu yıl yerelde İşadamı Hüseyin Özdilek’e, genelde de Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş’a veriliyor.
Ödül töreni bugün saat 16.00’dan Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin Görükle’deki merkezinde gerçekleştirilecek.
Niye Özdilek?
Kazanıyor, yatırım yapıyor. İstihdam sağlıyor, kazanıyor, okul yaptırıyor.
…ve bu böyle devam ediyor. Hem de sadece Bursa’da değil… Yatırım yaptığı her ile okul yaptırıyor Hüseyin Özdilek…
İkisi Bursa’da, diğerleri Afyon, Kocaeli ve memleketi Tokat Erbaa’da 3 ilköğretim okulu, iki meslek yüksekokulu…
Kendi adıma teşekkürlerimi sunuyorum Hüseyin Özdilek’e…
Ayrıca bakınız:
Tevhid-i Tedrisat’ı da kaldırın, ne gerek var! Tevhid-i Tedrisat Kanunu, yani “eğitim birliği” yasası AKP iktidarınca işlevsiz hale […]
Atatürk’ü unutturmaya yönelik bir adım daha MHP Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun […]
- Mümin Ceyhan hazine topladı Bir süre öncesine kadar Çağdaş Eğitim Kooperatifi’nin başkanlığını yapan Mümin […]
Ha gayret ÇEK! Diyorduk ki, “Türkiye’de eğitim sistemi, siyasi iktidarların ideolojisi doğrultusunda […]
Yoruma kapalıdır