Aslında bu yılki Uluslararası Bursa Festivali’nin programı iyi… “Eh işte” dememizin sebebi, festivalde 50. yıl coşkusunun olmaması!
Kurumsal yapılarda 50, 100 gibi yıldönümlerinin önemi başkadır. Eğer Bursa Festivali 50. Yıldır devam ediyorsa, bu yılki etkinlikler görkemli olmalıydı. Sıradan bir festival havasında geçiyor ne yazık ki…
Festivalin açılış konserinde Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası (BBDSO) eşliğinde Güher-Süher Pekinel kardeşleri dinledik. Mozart’ın ikili piyano konçertosunu seslendiren kardeşleri ilk kez izleme olanağı buldum. Çok da beğendim.
* * *
Senfoni orkestrası da olsa izlediğiniz, sahne şovu arıyorsunuz mutlaka… Aramasanız bile karşılaştığınızda hoşunuza gidiyor. Klasik eserleri deforme etmek anlamında değil elbette… BBDSO’yu yöneten İngiliz Şef Howard Griffiths’in yarım yamalak Türkçesiyle izleyiciyi hareketlendirmesi, dahası parmak şıklatarak ve alkışla esere ortak etmesi, festivalin açılış konserini daha hoş hale getirdi.
* * *
Festivalin ikinci etkinliğinde Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu sahnesinde Rus Imperial Balesi vardı. Topluluk, Şehrazad, Bolero ve Poloveç danslarını büyük bir ustalıkla sergiledi.
Müzikte ve danslardaki oryantalist hava, her yıl olduğu gibi dışarıdan gelen düğün müzikleriyle dağılsa da, Bursalılar bu muhteşem gösteriyi keyifle izledi. Gösteriye protokol mensuplarının ilgi göstermemesi dikkat çekiciydi. Bunda da büyük olasılıkla balenin özellikle Şehrazad bölümündeki erotizm vurgusunun çokluğu etkili oldu.