Aşkı porsiyon hesabına vuran kimdi?

Ataol Behramoğlu mu?

Yılmaz Odabaşı mı?

İkisi de…

Birine göre iki, diğerine göre tek kişilikti aşk…

Ne biri diğerinin, ne de diğeri ötekinin tezini çürütebilir bu konuda…

Haklıdır ikisi de…

Bense çok kafa yormam, aşkın kaç kişilik olduğuna…

“Aşk” derken, Ferhat’a dağlar deldiren, Kerem’i yakan duygudan bahsediyorsak eğer, üçüncü bir kişi yoktur, ondan eminim…

Şundan da eminim ki, iki kişiliğinde de, tek kişiliğinde de ıstırap var aşkın…

O yüzden bazıları der ki, geçici bir hastalıktır aşk!

Avare eder dağ gibi delikanlıları, su yürümeyen dal gibi kurutur genç kızları… Tek başına yataklara düşürür gencecik bedenleri…

Ondan sonra güfteler yazılır, şarkı olur dillerde:

“Aşk yarasıdır bu; ilaç kapatmaz,
Verdiğin teselli beni avutmaz,
Dermanı yardadır sende bulunmaz,
Boşuna benimle uğraşma doktor…”
Tek ilacı, tek doktoru vardır bu hastalığın… Birinin doktoru öbürü, öbürünün ilacı diğeridir. İkisi aynı yatağa düşünce, ancak baş edilir aşk denen hastalıkla…

Ya sonrası?

Sıradanlaşır hayat… Önceden görülmeyen, görülüp de önemsenmeyen insani kusurlar beliriverir yarin bedeninde, davranışlarında…

Çünkü Eros’un titizlikle hazırladığı sofradaki tabaklar boşalmıştır. Daha sonraki yemekler de, bol kepçe lokantasının porsiyonları gibi tüketilmeye başlanmıştır artık…

Çalakaşık!

Arada sırada “romantizm” adına masaya mum konur, yemeğin yanında kırmızı şarap yudumlanır ve geride kalan aşkın kırıntıları aranır.

Bulunur da…

…ve o kırıntılarla mutlu olunur.

Ne kadar çok istense de, birlikte yatağa düşmeden önceki fırtınası esmez aşkın…

* * *

Tabii şu ana kadar aşkın hep iki kişilik olanından bahsettik.

Ya tek kişilik olanı?

En kötüsü de odur ya!

Vay ki vay karşılıksız, platonik aşk yaşayanlara…

…ve bir ömür boyu unutamayanlara…

İşte onlar için yazdım.

Orijinaldir ona göre:

“Ne olur bana bir gül

Göreyim seni örtme tül

Aşkınla yanar tutuşur

Görmezsem olurum kül…”

Aşka geldim, devam:

“Gözlerinde göz kamaştıran yakamoz

Bedenin işlenmemiş toprak gibi yoz

Utangaç bakışın bana en büyük koz

Beğenmezsen aşk oyununu boz…”

Bu dörtlükleri, müzikte beste yapacak duruma geldiğim zamanlar için saklıyordum. Eserin altına “Güfte-Beste: İhsan Bölük” imzası atmaktı niyetim… Kısmet “Sevgililer Günü”nde yayınlamakmış…

Olsun bir gün bestelerim…

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

 

Yoruma kapalıdır