Bir VIP salonu… İçeride bakanlar, milletvekilleri, danışmanlar var.
VIP salonu dediğiniz de, kuru bir masa ve sandalyelerden ibaret… Odada bir kahve termosu var, masada da ambalajlı kahve kremaları duruyor.
İçeriye başbakan giriyor. Kimse yerinden kıpırdamıyor. Başbakan kahve soruyor. Yine kimse oralı olmuyor. Nihayetinde başbakan alıyor eline termosu, kahvesini dolduruyor. Kremalardan birini açıyor ki, bozulmuş. Başbakan hiç bozuntuya vermiyor, başka bir kremayı açıyor vs…
* * *
Bu VIP salonunun Türkiye’de ve bahse konu başbakan, bakan ve milletvekillerinin Türk olmadığını anladınız elbette…
Söz konusu kişi Avusturya eski başbakanlarından Wolfgang Schüssel… Diğerleri de o ülkenin bakanları ve milletvekilleri…
Bu anekdotu aktaran da, Avrupa Milletvekili Sirvan Ekici…
Ekici, olayın yaşandığı sırada bakan danışmanı…
Önceki akşam Bursa’daydı. Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin Nilüfer Belediyesi işbirliğiyle düzenlediği “Aydınlarla Yüz Yüze” söyleşilerinin bu yılki ilk konuklarından biri oldu Ekici…
DSP önceki Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP Milletvekili Durdu Özbolat ve MHP Milletvekili Mehmet Zekai Özcan ile birlikte söyleşiye katıldı.
“Türkiye’deki siyasal sistemi sorgulamak, eleştirmek haddim değil. Kıyaslayın diye sadece Avusturya’da olanları aktarıyorum” diyerek aktardı, bu çok çarpıcı olayı…
Avusturya’da koruma ordusu da yoktu, cumhurbaşkanı da sıradan vatandaş gibi 120 metrekarelik dairede oturuyordu.
* * *
Söz DSP eski lideri Zeki Sezer’e geldiğinde, “Bizde öylelerine politikacı demezler. ‘Kendine bile hayrı yok’ deyip, dikkate almazlar” demesi dinleyenleri güldürdü.
Politikacı kimliğine yönelik asıl kıyas malzemesini de CHP Milletvekili Durdu Özbolat verdi:
Atatürk Orman Çiftliği’nin ilk yılları… Çiftlikte yapılacak çok iş var. Orman bakanı ve müsteşarı da orada… Müsteşar da milletvekilliğine hazırlanıyor. Bahçedeki küçük havuzun fıskıyesi arızalanmış. Herkes telaş içinde, Atatürk gelmeden onarma telaşında. Ancak bir türlü yapamıyorlar. Atatürk’ün geldiğini gören milletvekili adayı müsteşar paçaları sıvayıp havuza giriyor… Mustafa Kemal’in gözü önündeki bu girişimiyle müsteşar, milletvekilliğini havuzda bırakıyor.
Özbolat ekliyor en sonunda:
O gün yalakalığa ödün vermeyen gerçek bir lider, bugünse kamyon tepesinde kömür dağıtan valiyi ödüllendiren bir anlayış var ne yazık ki!
* * *
MHP Milletvekili Zekai Özcan da anlatısını, ekonomiye ilişkin iki başlık altında topladı. Büyüme, istihdam ve üretime dayalı olmalıydı, oysa Türkiye’de durum tersineydi. İkinci eksik ise gelir dağılımının adil olmamasıydı.
Özcan’ın anlatısını bir fıkrayla destekleyip bugünlük de noktayı koyalım:
Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede “Adem ve Havva Cennet Bahçesinde”
tablosuna bakıyorlarmış:
Alman, “Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman
olmalı” demiş. Fransız, karşı çıkmış:
“Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına
göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar.”
Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş:
“Bunlar kesin Türk’tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama
hâlâ kendilerini cennette sanıyorlar.”