Semih Pala’nın, “Tüm Türkiye model alıyor” diye övündüğü Bursa Kent Konseyi’nin dünkü seçimlerini izlemek üzere Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’ne geç gidişimden ötürü kendime ne kadar kızdığımı anlatamam. Meğer ne büyük bir eğlenceyi kaçırmışım. Neyse ki, son anda yürütme kurulu seçimlerini izledim de, kaçırdığım kısmı telafi etme olanağı buldum.
17 Eylül tarihli yazımızda demiştik ki;
“Demokratik katılım hikaye, imam bildiğini okuyor!”
Buna rağmen, etkisiz, yetkisiz, bütçesiz, sadece en tepesindeki kişiye makam ve en lüksünden araç sağlamaktan başka işlevi olmayan Kent Konseyi’ndeki seçim yarışını anlamakta da zorlanmadım açıkçası… Yarış aslında sadece Semih Pala ile Yıldırım Kent Konseyi Başkanı Mehmet İnkaya arasında geçse de, salonu hareketlendiren Pala yanlılarının “Bir an önce olsun bitsin” telaşıydı.
Salona girdiğimde başkanlık seçimi açık oylamayla yapılmış, Mehmet Semih Pala büyük farkla yeniden kent konseyi başkanı seçilmişti. Salon boşalıyordu, anonslarda “Durun gitmeyin, daha yürütme kurulunu seçeceğiz” deniyordu.
Gidenlerin tavrı şuydu:
“Tamam işte Semih Pala seçildi. Kendine göre yürütme kurulunu da belirlesin. Bizden bu kadar!”
Zaten, akademik meslek odalarını da kent konseyinin etkisiz, yetkisiz, yaptırım gücünden yoksun, iktidarın dümen suyunda hareket eden yapısını protesto etmek için dünkü genel kurula katılmama kararı almıştı. Pala, bu kararla en sert muhalefetten kurtulmuştu. Geriye bir tek rakibi İnkaya kalmıştı ki, baş etmek zor değildi.
Yürütme kurulu seçimleri sırasında olanları görmeliydiniz. Delegelerden bazıları, başkanlık seçiminde olduğu gibi listelerin açık oylanarak sonuca gidilmesini isteyince itirazlar yükseldi. Nihayetinde seçimin gizli yapılmasına karar verildi.
Nasıl karar ama!
Oylamasız kararı Divan Başkanı Fahreddin Yıldırım, Pala’nın “Hadi gizli yapalım olsun bitsin” diye seslenmesi üzerine alındı.
“Hadi buyurun seçime” denince, delegeler sahneye akın etti, sandıkların önü yığıldı. Öyle bir şamata oldu ki, ortalık bayram yerine döndü. Zaman zaman İnkaya’nın müdahalesi ortamı gerdi. O şamata içinde, “delege olmadığım halde gidip ben de oy kullanabilir miyim” diye bakındım. Biraz zorlasam, karambole getirip bir değil, iki oy bile kullanabilirdim.
Düşünün işte öyle bir seçim!
Bu yazı, Namdar Rahmi Karatay’ın dizelerindeki son cümleyle biterse anlamlı olur. Ne demiş Karatay:
Tezekten terazinin boktan olur dirhemi!