KOBİ saadet zinciri!
Kimlerinin kısa yoldan zengin olma hayalleri, kafası daha fazla çalışanlarca yıllarca sömürüldü. Yok, adına titan dendi, yok saadet zinciri… Ya gerçekten bu yolla zengin olmuş ya da zengin rolünü iyi oynayan biri çıktı, süslü anlatımlarla gözleri boyadı. Hayalleri, ulaşılması çok da zor olmayan bir amaca dönüştürdü. Sonunda patladı gitti!
Bu sistemlere güven kalmayınca, mala dayalı zincirler kurulmaya başlandı. Ürün pazarlama ağına katılan, hem pazarlamadan hem de ağa kattığı kişilerden ötürü para kazanıyordu. Sistem tuttu. Temizlik ve kişisel bakım ürünleri derken, internetin de yaygınlaşıp e-ticaretin benimsenmesiyle ağlar dünyanın dört bir yanını sardı.
Bu mantıkla yola çıkan birileri oturup, “sistemi günlük ticari yaşama nasıl uyarlayabiliriz” diye düşündü ve buldu. Mal ya da hizmet üretip satan KOBİ’ler, sistemin ana unsuru olacaktı. Her üye KOBİ’nin amblemi bulunan ve müşterilerine vereceği bir kart olacaktı. Bu kartla üye işyerlerinden yapılacak alışverişlerden kartı kullanan da, amblemi bulunan şirket de, alışveriş yapılan da kazanacaktı.
İstanbul merkezli bir şirket, yurt genelinde bu ağı yaygınlaştırmaya çalışıyor şimdi. Bursa’daki pazarlamasını ise AKP Bursa eski milletvekillerinden Faruk Anbarcıoğlu yapıyor. Geçenlerde karşılaştığımızda heyecanla anlattı Anbarcıoğlu…
Yabancı kökenli ürün pazarlama ağlarına atıfta bulunarak, “Bu sistem yüzde 100 yerli… Ağdaki bütün şirketler Türkiye’de ve sistemde dönecek para yine bu ülkede kalacak. Sistemin sanal alışveriş sitesi de mevcut… Sisteme dahil olan bütün KOBİ’lerin ürünleri buradan da pazarlanabilecek.”
Anbarcıoğlu’nun anlattığına göre örneğin bir ayakkabıcı, peynircinin satışından da gelir elde edecek!
İlginç geldi bana… Sistem tutarsa, iç pazarın hareketlenmesine büyük katkı sağlar.
OSB’NİN DERDİ, PERSONEL GİDERİ
Salı günkü verimlilikle ilgili yazımız üzerine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uğur ve Bölge Müdürü Ferudun Fer ile görüştük. Verimliliği artırmaya yönelik çalışmalarının “işçi düşmanlığı” olarak algılanmamasını istiyorlar. Bölgede 231 personel varmış, yıllık maliyet 11 milyon 218 bin liraymış… Hemen hemen aynı ölçekteki DOSAB’da birbirine yakın hizmetler 88 çalışanla yürütülüyormuş, yıllık maliyet 2 milyon 696 bin liraymış…
OSB’de ilkokul mezunu 3 yıllık vasıfsız bir işçinin maaşı bin 800 liranın üzerindeymiş… Oysa bugün kamuda görev yapan bir doktorun maaşı da o kadar…
“Kimseyi işten çıkarmıyoruz, emekliliği gelenleri tutmuyoruz, kadroyu da en verimli şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Kabahat onların değil ama 4 ikramiyeyi 3’e düşürmek zorunda kaldık” diyor Ali Uğur ve ekliyor:
“Sanayicinin ödediği aidatla hovardalık yapamayız, yapmayacağız.”
Ayrıca bakınız:
Havale riski! Dünya ekonomileri yüzyılın krizine gebeyken, daha da ötesinde Amerikan’ın batıp […]
Verimlilik boynumuzun borcu İşsizlik bir dert, çalışıyor olup da memnun olmamak ayrı bir dert… Kimle iş sohbeti […]
BTSO’da sürpriz gelişme Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’na bağlı OSB yönetimi için yapılacak seçim öncesinde iki […]
BOTAŞ depreminin artçı sarsıntısı 3 yıl sonra geldi Bursalı sanayicileri 2009 yılında vuran ve sadece BTSO OSB’ye 32 milyon 369 bin liraya […]