12 ülkeden 150’den fazla basın mensubunun katıldığı 1. Balkan Ülkeleri Medya Forumu’nu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin bir sözünden yola çıkarak değerlendirmek, böylesine geniş kapsamlı organizasyona haksızlık olacak belki ama… Yine de yapmamız gerekiyor bunu…
Çünkü Altepe’nin; ülkeleri Osmanlı orduları tarafından fethedilmiş insanların torunlarına “Balkanlar Bursa’dan giden komutanlar tarafından fethedildi. Farklı dili konuşsak da yıllarca kardeşlik içinde yaşamasını bildik” demesi bana çok tuhaf geldiğine göre, yabancı konuklar kim bilir ne düşünmüştür?
Öyle ya… “Fetih” demek, bir şehri veya ülkeyi savaşarak almak demek…
Osmanlı, Viyana kapılarına kadar dayanırken de elinde çiçekle gitmedi herhalde!
Hem ne gerek var Allah aşkına, kürsüden Osmanlıcılık nutukları atmaya?
Derdin Bursa’yı anlatmak, tanıtmaksa eğer, “bizde şu var, bu var” de geç…
Kısacası Altepe’nin dünkü konuşması, 3 yabancı konuk bakan karşısında diplomatik skandala neden olabilecek türdendi bana kalırsa… Konuklardan biri arıza çıkarmadıysa da nezaketindendir büyük olasılıkla…
* * *
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sorumlu olduğu Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nce ortaklaşa düzenlenen 1. Balkan Ülkeleri Medya Forumu’nun açılış konuşmalarını izlerken, aklıma yıllar öncesinin bir manşet başlığı geldi… Çağrışımı yaptıran, forum katılımcısı ülke adlarıydı. Sırbistan’dan da temsilci vardı.
Yıl 1993’tü ve Türkiye Gazetesi’nin manşeti şöyleydi:
“Cephede bir Sırp vurdum!”
Vuran bir gazeteciydi. Türkiye Gazetesi, Yusuf Sancak adlı muhabirinin Saraybosna’da Boşnaklarla Sırplar arasındaki savaş sırasında eline tüfek alarak, bir Sırp’ı vurmasını bu başlıkla manşete taşımıştı.
Gazetecilik mesleği açısından utanç verici bir durumdu bu?
Bu olaydan sonra Sırplar Türk gazetecileri askeri hedef olarak görmeye başladı.
O olaydan tam 10 yıl sonra ABD Irak’a girdiğinde gazetecilik mesleği için yeni bir kavram doğdu:
“Embeded-İliştirilmiş Gazeteci”
Iraklı gazetecinin Bush’a, Türkiye’de bir başka gazetecinin IMF Başkanı’na ayakkabı fırlatması, bizim mesleğin acımasızca eleştirilmesine neden oldu. Hem başkalarına gerek kalmadan, en sert eleştiriyi yine gazeteciler yaptı. Her zaman iğneyi değil, çuvaldızı kendine batırdı bu mesleğin mensupları…
* * *
Dünkü protokol konuşmalarında genellikle dendi ki, “gazeteci sorumluluk duygusuyla barıştan yana olmalıdır.” Kesinlikle doğrudur…
Böylesine geniş katılımlı bir organizasyon Bursa’da yapılırken naçizane bir önerim var. Daha önce defaatle dile getirmiştim bu öneriyi…
Yasa yapılarak, kalemiyle topluma yön veren gazeteciler ve patronlarının, meslek örgütlerinin temsilcileri ve bilim adamlarından oluşan komisyonlar tarafından psikolojik testten geçirilmesi sağlansın… Sağlansın ki, canı isteyen herkes medya patronu; Psikolojik rahatsızlığı olanlar da, silaha dönüştürdüğü kalemiyle o patronların tetikçisi olamasın!