CHP Bursa milletvekilleri Turhan Tayan ve İlhan Demiröz’ün son zamanlarda başta Bursa sorunları olmak üzere, vatandaşı birebir ilgilendiren konulardaki çalışmaları, halkın ne kadar dikkatini çekiyor bilmem. Ama biz gazetecilerin elektronik posta kutularına hemen her gün bir sorun ya da çözüme yönelik girişimleriyle ilgili açıklamaları düşüyor.
İki milletvekilinin son bir ayda gönderdikleri iletilere bakınca görülüyor ki, ele aldıkları konular öyle “muhalefet olsun torba dolsun” cinsinden değil.
Turhan Tayan’ın dikkat çektiği konuların her biri, Bursa ve Bursalılar açısından son derece önemli.
İDO’nun adeta vatandaşı soyan uygulamaları;
Doğayı katleden, içme suyu kaynaklarını kirleten mermer ocakları;
Milli Park girişi ve çadır alanı ücretlerine yapılan yüksek oranlı zam;
Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi’nde vatandaşların yaşadığı büyük mağduriyet; Büyükorhan ve Harmancık’ın ardından Kestel Adliyesi’nin de kapatılmış olması;
* * *
İlhan Demiröz de ziraat mühendisi olması nedeniyle ağırlıklı tarım, gıda ve çevre konularında dikkat çekmeye, ilgili makamları harekete geçirmeye çalışıyor.
Demiröz’ün değindiği konular arasında en can alıcı olanı, İstanbul-İzmir Otoyolu güzergahının Uluabat civarından geçecek bölümünün tarım topraklarında yaratacağı tahribat..
Talep, otoyolun Uluabat Gölü’nün güney yakasından geçirilmesi yönünde..
Otoyol konusunda Meclis Araştırması isteyen Demiröz, Şevketiye Göleti’ndeki yapım hatalarına, zeytin ve ahududu üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor.
Saedece bu iki üründe değil, diğer tarım ürünlerinde de üreticinin verimlilik ve karlılık sorunlarını aşabilmesi için devlet desteği gerektiğine işaret ediyor.
Demiröz, beşiktekinden eşiktekine her vatandaşı birebir ilgilendiren bir konuya daha dikkat çekti geçenlerde: Gıda ürünlerinde sahtecilik..
Bal, süt, peynir ve sucuk, salam, sosis gibi et ürünlerinde sıkça rastlanan hileler, ayrıca GDO’lu ürünler de Demiröz’ün yakın takibinde..
* * *
Hem Tayan’ın, hem de Demiröz’ün, açıklamaları ve soru önergeleriyle gündeme taşıdıkları konular ne kadar ciddiyse, ilgili bakanların verdiği yanıtlar da bir o kadar “yasak savma” kabilinden..
Örneğin, Tayan’ın soru önergesi üzerine Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Doğancı Barajı’nı tehdit eden mermer ocakları hakkında ilgili kurumlar tarafından idari ve cezai yaptırım uygulanması gerektiğini söylemesi, sorunun ciddiye alınmadığını göstermektedir.
* * *
Genel olarak iktidar uygulamalarından, doğanın ve insan sağlığının ne kadar dikkate alındığını görmeyecek kadar “nato kafa nato mermer” değil vatandaş.
Görüyor elbette.. Peki, neden müdahil olmuyor?
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığından..
—DÖRT DÖRTLÜK—
Farkında değil, vuruluyor sırtına semer
Yükü kolay taşısın diye sıkılıyor kemer
Sadece önüne konulacak samanı bekliyor
Anlamıyor sömürüyü, nato kafa nato mermer