Hukuk devletlerinin üç ana direği yasama-yürütme-yargı ise yargıyı da yine üç direk ayakta tutar. Sav-savunma-yargılama.. Birinden biri aksadığında ya da yıprandığında sistem çöker. Bugün Türk yargısına yönelik olumsuzlukları sıralamaya kalksak sayfalar yetmez. Sadece, savunma ayağından ele alacak olursak da sorunlar yumağının içinde dolanır kalırız.

Bursa’da, kadın avukat Gülsevim Baysal’ın geçen salı günü bürosunda silahlı saldırıya uğraması, meslektaşlarını çileden çıkardı. Bursa Barosu’na kayıtlı avukatlar, meslektaşlarına yapılan saldırıyı kınamak, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla önceki gün, zorunlu savunma gerektiren davalar dışında duruşmalara girmediler, cüppeleriyle adliye önünde toplandılar. Bursa Barosu Başkanı Zekeriya Birkan kamuoyuna seslendi:

“Avukatlar susturulursa halkın hakkını kim koruyacak?”

* * *

Gülsevim Baysal’a yönelik silahlı saldırıyı irdelediğimizde, ortaya vahim bir tablo çıkıyor. Ekonomik sistemin borçla döndüğü Türkiye koşullarında, icra iflas hukukundaki aksaklıklar, yanlışlıklar, alacaklının hakkını arayan avukatlarla borçluları karşı karşıya getiriyor.

Baysal’ın 3 bin 600 liralık alacak karşılığında hakkında işlem yürüttüğü saldırganın, bu parayı ödeyemeyecek durumda olmadığı anlaşılıyor. Mal mülk sahibi birisi.. Ancak ödemiyor. Ödemediği için de avukat, mülklerinden birini satışa çıkarma yoluna başvuruyor. Oysa 3 bin 600 lira gibi bir rakam için bir gayrimenkulün satışa çıkarılması hiç de makul görünmüyor.

Eğer o para mutlaka tahsil edilecekse, başka türlü de edilemiyorsa, avukatın seçeneği kalmıyor.

* * *

Biliyoruz ki artık ev eşyalarına, sadece bir evi olanlara haciz uygulanamıyor. Karşılıksız çeklerde hapis cezası kalktı. Yasal düzenlemenin ardından, ticaret yapanların deyimiyle çekler patır patır patlıyor! Kısacası düzen, borçluyu korur hale getirildi.

Bursa’daki icra mahkemelerinde dosya dağları oluştu. Sadece icra mahkemeleri için ayrı bir adliye binası kiralandı. Dosyalar azalacağına, hem sistemin aksaklıklarından hem personel yetersizliğinden ötürü günden güne artıyor.

Bu durum toplumsal psikolojiyi olumsuz etkiliyor. Gerek bireysel gerekse ticari ilişkilerde zaten zayıf olan güven unsuru iyiden iyiye yok oluyor. İnsanların birbirine, devletin vatandaşına, vatandaşın devletine güvenmediği toplumda huzuru ara ki bulasın!

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yoruma kapalıdır