Sanayiye doyan Bursa, turizm alanında kendini ispatlamak için çırpınıyor. 600 küsur yıl çok geniş bir coğrafyada hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti unvanına sahip olmasına karşın Bursa’nın turizmden hak ettiği payı alamaması, o döneme ait cami ve medreselerden başka eser kalmamış olmasından..
Osmanlı’nın yaşam biçimini yansıtan sivil yapılardan çok fazla kalmaması elbette Bursa’nın işgal yıllarında yaşadığı tahribat.. Yoksulluk, tarih ve kültürel bilinç yoksunluğuyla birleşince, ne yazık ki bugünkü tablo çıkıyor karşımıza..
Çırpınış bundan.. Ancak akıllanmış değiliz.
Bursa Büyükşehir, Osmangazi ve Yıldırım belediyeleri, birkaç tarihi yapıyı restore edip halkın ve turizmin hizmetine sunarken, bir yandan da bu eserleri gölgede bırakacak beton yığınlarına olanak sağlamıyorlar mı, insan deli oluyor.
ULUSOY İLE SÖYLEŞİ
Önceki akşam Bursa’da bir düğünde karşılaştığımız Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Genel Başkanı Başaran Ulusoy ile sohbet olanağı bulduk. Bursa’nın turizm konusundaki çırpınışından bahsettik.
Ulusoy, turizm konusunda Bursa’yı bir mangala benzetiyor.
“Bir mangal düşünün. Üzerinde kül var. Üflüyorsunuz altından ateş çıkıyor. Bursa’nın artık sanayi mi, turizm mi şeklindeki hesapları bırakması, bundan sonra ikisini beraber götürmesi lazım. Bursa sağlık turizmi, kültür turları bakımından ve geçiş noktası olması açısından çok önemli bir kent. Önemli bir destinasyon. Uludağ bir tarafta, mutfağı bir tarafta.. Bunu çok iyi değerlendirmek lazım.”
BELEDİYELERE ÇAĞRI
Son zamanlarda şöyle diyormuş Başaran Ulusoy:
“Artık sahillerde otel yapmayı bırakın. Bursa, Kütahya, Afyon’a doğru gidin. Sağlıklı yaşamdan sonra sağlıklı yaşlanma için en önemli kentlerden biri Bursa’dır. Sağlıklı yaşamanın bütün güzellikleri burada mevcut. Uludağ, Mudanya sahili, altında tarih yatan İznik başlı başına bir olay. Burada bir imparatorluğun başka bir imparatorluğa geçişi var. Köprü burası. Buradaki tarihi mekanları da değerlendirmemiz lazım.”
TÜRSAB Genel Başkanı Ulusoy’a göre Bursa ufku açık bir kent ama çok ciddi bir uyarısı var:
ESKİ ŞEHRİ KORUYUN
“Altyapıyı oluştururken, şehrin belleğini korumak, tarihi mekanları bozmamak lazım. Yeni mekanları yeni şehirde yapılmalı. 30 sene önce buraya gelen birinin, gittiği bir yeri bugün de bulması lazım. 40 sene önce Madrid ya da Barselona’da gittiğim bir restoranı şimdi gittiğimde de bulabilirim. Ama İstanbul’da, Bursa’da bulamıyorum. Belediyelerin artık dikey binalara müsaade etmemesi lazım. Topraktan uzaklaşan hayattan uzaklaşıyor çünkü!”
Uyarı ciddi! Kulak verilmeli. Sadece konuşmakla olmuyor. Alın size mangal! Üfleyin ve külleri savurun!