Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, iktidar partisinden karşısına aday kim çıkarılırsa çıkarılsın oldukça rahat… Zaten AKP’liler de Bozbey karşısında seçim alacaklarına inanmıyorlar. Parti açısından en doğru adayın Dr. Mustafa Esgin olacağı söyleniyor ki, iyi, başarılı bir isim olmasına karşın adaşı Bozbey karşısında şans tanınmıyor.
Fakat belli de olmaz. Yeni düzenlemeyle, Nilüfer’e bağlı köylerde de belediye başkanlığı için oy kullanılacağından, ayrıca Nilüfer’e göçten dolayı seçmen yapısındaki değişikliğin nasıl bir sonuç doğuracağı bilinmiyor.
Bozbey, dün gazetemizi ziyaret etti. Köylerden endişesi olmadığını söyledi. Nilüfer’e göç edenlerin de kısa sürede dönüştüklerini iddia etti.
Sandıktan ne çıkacağını göreceğiz elbette. Kim ne derse boş!
BİRER FIRIN EKMEK YEMELERİ LAZIM!
Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, diğer partilerin aday adaylarının, belediyenin ve ilçenin geldiği noktadan habersiz olduklarını öne sürüyor. Aday adaylarının kenti tanımadığını, hiç birinin kent yöneticisi olamayacağını iddia ediyor. Pek çoğunun da, kendilerini 10-15 sen önce kullandıkları söylemleri tekrarladığını savunuyor ve ekliyor; “Hepsinin birer fırın ekmek yemesi lazım!”
İnsana değer katma konusunda Avrupa’da bile hiçbir belediyenin almadığı bir ödül aldıklarını anlatan Bozbey, “Pek çok ödüle aday oluyoruz. Ödül almak için değil. Bu ödüller bizim için sonuç değil, başlangıç. Çünkü ödül bize sorumluluk yüklüyor ve adım adım mükemmelliğe götürüyor” diyor.
BİAPORT’TAN NE ALDINIZ?
Uzun yıllar belediye muhabirliği yaptığım için biliyorum ki, pek çok belediye başkanı, gayriresmi harcamalarını belediye ile çalışan müteahhitlere yaptırır. Belediyeden yüklü miktarda ihale alan müteahhitler “gönlünden kopan” bir şeyler verirler belediyeye!
Nilüfer’de dava konusu olan, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi tarafından defalarca dava edilen, yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına karşın ısrarla plan değişikliği yapılarak yasal hale getirilen bir inşaat projesi var. Yoğunluğun artırıldığı, yeşil alanın ara katlara sıkıştırıldığı proje; Biaport!
Osman Çelik’e ait… Osman Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in ağabeyi…
İdare mahkemesinin yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına karşın Nilüfer Belediye Meclisi’nde ısrarla 3 kez imar planı değiştirilen projeden bahsederek “Biaport karşılığında ne aldınız?” diye sordum Bozbey’e…
Aslında bu konuyu daha önce konuşmuştuk ama bu kadar keskin beklemiyordu sanırım soruyu. Kısa bir duraklamanın ardından yanıtladı:
“Bir şey almadık, bir şey de vermedik. Telefonu aldı eline, yatırdı masaya. Biaport’un kütlesi bu kadar. Yatay yapmadılar, dik yaptılar. Yoğunluk artışı olmadı.”
Bozbey, mahkeme kararlarına esas olan rakamların da doğru olmadığını savundu. Anladık ki, Biaport sorusu bile Bozbey’in keyfini kaçırmıyor.
Ne diyelim? Allah neşesini daim etsin!
////
Yarın olmadan yalın yönetim!
İşletmelerde verimliliği artırmak için pek çok model kullanılıyor. Bunlardan biri de “yalın yönetim yaklaşımı”… Japon Toyota’da doğan sistemin, bugün Türkiye’de de yüzlerce şirketin felsefesi haline geldiği söyleniyor. Bu düşünce doğrultusunda, TOFAŞ’ın kurucu müdürlerinden Yalçın İpbüken’in kurduğu Yalın Enstitüsü Derneği tarafından düzenlenen toplantılardan biri daha 2-3 Aralık tarihlerinde Bursa’da gerçekleştirilecek.
Yalçın İpbüken, yalın düşünenlerin buluşacağı toplantılarla ilgili bilgi vermek üzere basının karşısına çıktığında, öncelikle “yalın düşünce”nin ne olduğunu anlattı tabii ki…
Özeti şöyle;
Günümüz küresel rekabet ortamı oldukça acımasız… İşletmeler varlıklarını sürdürebilmek için, yüksek kalite, düşük fiyat ve kısa zamanda ürün teslimi sunmak zorunda… Stok maliyetlerinden kaçınan müşteriye çok çeşit ve küçük miktarlarda ürün satışı, işletmeleri en çok zorlayan unsur…
Sert rekabet fiyatları düşürürken, küçük miktarlarda alım yapan müşteriyi hor görürseniz, kısa zamanda kepengi indirirsiniz. O halde yapılması gereken, yalın düşünceyi hayata geçirmek… Sistemin temel felsefesi, toplam akış süresi denen, bir fikrin somut ürün tasarımına, bir malzemenin bitmiş ürüne dönüşerek müşterinin eline ulaşması ve ödemenin alınması için geçen sürenin radikal ölçüde kısaltılmasına dayanıyor.
BURSA, YALIN YÖNETİMİ ÖĞRENDİ
Yalçın İpbüken’e göre Bursa, yalın üretim kavramını iyi yakaladı ve öğrendi. Başta otomotivin iki devi Tofaş ve Renault olmak üzere, Farba, Bosch, Orhan Holding, Coşkunöz, Durmazlar, Valeo, Yeşim Tekstil gibi firmalar, yalın yönetimle “ilk seferde kalite”yi yakalamış işletmeler…
Yalın yönetim, 10 kişini de, 10 bin kişinin çalıştığı işletmede de uygulanabilirmiş. Kafamızdaki, “Kurumsallaşmadan yalın yönetim sistemini uygulamak olanaklı mı?” sorusunun yanıtıydı bu…
Çünkü Bursa’da hala pek çok işletme, babadan kalma yöntemlerle işletiliyordu.
İpbüken, Bursa sanayicisini iliklerine kadar tanımış:
“Bursa’da inanılmaz bir network var” diyor. Anlamışsınızdır, “network” kelimesi nezaketten! Demek istediği aslında, kıskançlık, dedikodu ağı! “Bursa’da kötü bir şey yaparsanız rezil olursunuz. İyi bir şey yapıyorsanız da taklit edilirsiniz” diyor İpbüken…
Lafı uzatmayalım… Onlarca konuşmacının yer aldığı Yalın Zirve, 2-3 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek.
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Heykelini diktiler Ayten’in
Yetmedi, filmini yaptılar delinin!
Kıymeti yok, yaşayan değerin
Öldükten sonra dikilecek heykelinin!