Bundan tam 16 yıl önce elimdeki özel termosu, Şahin marka otomobilimin ön sağ koltuğunda devrilmeyecek, ani fren durumunda koltuktan fırlamayacak şekilde sabitledikten sonra Eskişehir’in yolunu tutmuştum. Aracın hızı, Şahin ne kadar giderse o kadar işte!
Termosta ne mi vardı?
Kimyasal silah saldırılarında kullanılacak özel geliştirilmiş ilaç değil elbette. Termostaki “amniyon sıvısı” idi!
* * *
Sağlık kuruluşları zaman zaman yayınladıkları basın bültenleri aracılığıyla bazı hastalıklarla ilgili vatandaşı bilgilendirmeye çalışıyorlar. En son geleni okurken, 16 yıl öncesine gittim.
Bülten, her bin bebekten birinin down sendromlu doğduğuna ilişkin başlık taşıyor, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Kenan Yalçınbaş’ın açıklamalarına yer veriyordu.
Down sendromu genetik bir hastalıktı. Böyle bebeklerde zeka geriliği, bağışıklık sisteminde zayıflık ve sık enfeksiyon, kalp sorunları, lösemi gibi birçok sağlık sorunu yaşanıyordu. İleri yaş annelerin bebeklerinde daha sık görülüyor ve kromozom anomalisiyle ortaya çıkıyordu.
Normal bir insanda 46 kromozom bulunurken, bu bebeklerin 21 numaralı kromozomunda 2 yerine 3 tane bulunuyordu. Down sendromuyla doğan bebeklere bakmak, büyütmek başlı başına bir fedakarlık ve bilinç gerektiriyordu.
Ancak, hamileliğin onuncu haftasında yapılacak kontrollerle, anne karnındaki bebeğin down sendromu olup olmayacağı saptanabiliyordu.
* * *
Bugün lise hazırlık sınıfında okuyan oğlum Emre, üremeye yardımcı tedaviyle oluşmuş, tıp dilinde “değerli bebek” sayıldığı için her türlü testin yapılması öneriliyordu.
Down sendromu testi için gereken amniyon sıvısı, bebeğin anne karnında içinde bulunduğu sıvıydı. Anne karnına batırılan büyük enjeksiyon yardımıyla çekiliyor ve test ediliyordu.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde aldılar sıvıyı, “Test için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götüreceksin” dediler.
Götürdüm.
“Sonuç bir hafta sonra ama gelmeden önce arayın” dediler.
İlk aramada yanıt “Henüz çıkmadı!” oldu.
Ertesi gün, bir sonraki gün yine aynı yanıt.. İkinci haftayı tamamlamak üzereyken itiraf ettiler. “Laboratuvarda bakteri yayıldı, bütün örnekler bozuldu. Dolayısıyla sonuç alamadık. Üzgünüz!”
Lanet olsun! Bizim başımıza gelen talihsizlik de binde değil, belki milyonda bir ihtimaldi.
Fakat aynı sıkıntıyı bir daha yaşayamazdık!
Anne karnına iğne batırılması ayrı bir tehlikeydi! Enjeksiyon bebeğin kafasına değse, daha doğmadan bitti hayatı!
Göze alamadık tabii.. “Ne çıkarsa bahtımıza” dedik ve bugün Emre Bölük, Türkiye 878.’si olarak İstanbul Lisesi öğrencisi!
Sonuç olarak;
Binde bir ihtimal de olsa hamilelik sırasında down sendromu testi yaptırmak şart. Aksi halde öyle bir çocuk, ömür boyu ıstırap! Hem kendisi için, hem bakıp büyüten için!