Ülkemizde insan kalitesinin derecesinin kadınlara bağlı olduğunu biliyoruz. Çünkü dünyaya gelen her insanı kadın, yani anne yetiştiriyor. Kız da olsa erkek de, yetiştirilen çocukta annenin etkisi büyük. Kişinin, babadan, yakın çevreden, hatta eğitim aşamasında öğretmenlerinden aldıklarının toplamı, anneden aldığını karşılar ya da karşılamaz. O nedenle eğitimli kadınların çokluğu, insan kalitesinin de önkoşulu…
Bu tespitten yola çıktığımızda eğer bir nesil kız çocuklarını anne oluncaya kadar firesiz eğitebilirse (!) bu toplum, bugün yaşadığımız pek çok sorun ortadan kalkacaktır.
* * *
“Firesiz eğitim”e ünlem koymamızın nedeni şu tabii ki… Biri bile ihmal edilmeden…
Ancak hangi doktrine göre yetiştireceğiz kız çocuklarını? İçeriğini sadece erkek bilimadamları mı belirleyecek, sadece bilimkadınları mı? Yoksa ülke genelinde insana ilişkin pek çok bilim dalından temsilcilerle cinsi eşitlikle oluşturulacak bir kurulun uzlaşısı sonucu ortaya çıkacak öğretiyi mi kullanacağız? Müfredatta din unsuru yer alacak mı, alacaksa ne kadar alacak?
Bütün aşamaları geçtik sayalım son soruda tıkanıp kalıyoruz. Çünkü gelmiş geçmiş tanrıların tümü erkek! Sadece eski Yunan’da görüyoruz kadın tanrıları, onların da en üstünde Zeus var!
* * *
Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Topluluğu tarafından 19-21 Aralık tarihleri arasında düzenlenen “Söylem ve Toplumsal Cinsiyet” başlıklı sempozyumda “Savaşın ve Barışın Cinsiyeti” başlıklı bildiri sunan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Kıvılcım Turanlı Yücel neler diyor bakalım:
“Eski Yunan’da Ares savaşın tanrısı, Eirene ise barışın tanrıçasıdır. Eski Yunan’dan beri savaşın sembolleri eril/erkek, barışın sembolü ise kadındır. Barışın kadında sembolleşmesi basit bir dil sürçmesi ya da dildeki dişil/eril ayrımı değildir. Zira erkek, akılla ve sertlikle özdeşleştirilirken, kadın duyguyla ve kırılganlıkla özdeşleştirilmektedir. Erkekler savaşın kahramanı, kadınlar mağdurudur. Bu nedenle kadınların doğuştan barışçı olduğu varsayılır, erkeklerinse doğuştan saldırgan. Oysa bir toplumun yarısının kahraman yarısının mağdur olması eşyanın tabiatına aykırıdır.”
* * *
Doğuştan sahip oldukları kaba güçten ötürü her daim kontrolü elde tutan erkekler, toplumsal düzenin her alanında hakim durumda… Medyalarda da doğal olarak…
Aynı sempozyumun konuşmacıları arasında bulunan Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği Yerel Kadın Muhabirler Ağı Editörü Selen Doğan’ın tespiti de şu yönde:
“Medya 18. yüzyılda İngiliz politika yazarı Burke tarafından ‘demokrasilerde yasama-yürütme-yargıdan sonra dördüncü kuvvet’ olarak tanımlanmıştı. Medya ‘devlet’ ve ‘ekonomi’den sonra üçüncü sektör olarak da adlandırıldı. ABD’li sosyolog W. Rivers’ın 1980’lerde ortaya attığı tanıma göre ise medya ‘öteki hükümet’ti. Bütün bu tanımlar medyanın sahip olduğu iktidara işaret ediyor. Bu gücün kadınların aleyhine kullanıldığı, cinsiyet ayrımcı bakış açısının egemen olduğu bir medya sistemi bugün dünyanın birçok yerinde hakim.”
Özeti için başlığa dön!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Yuvayı hep dişi kuş kurdu
Erkek kaba gücüyle vurdu
Daha güzel yarınlar için
Birlikte güzelleştirelim yurdu