Artık otomotiv ön planda ama bir zamanların tekstil başkenti Bursa’da sektör büyük sıkıntı yaşıyor. Döviz kuru ve faiz politikaları yüzünden sanayicinin tamamı dertli ancak sesini çıkarabilen yok. Sadece dost sohbetlerinde kalıyor yakınmalar. Merhum Özhan Canaydın’ın kurucusu olduğu Türkiye’nin ilk yabancı ortaklı tekstil fabrikası Biesseci’nin iflası, sektörün irili ufaklı tüm aktörlerini derinden sarstı. Gerek iplik, gerek kumaş, gerekse konfeksiyonda işler hiç de iyi değil anlatılanlara göre.. Bazı firmalar, iflas bayrağını çekmeden yavaş yavaş piyasadan çekilme kararı aldıklarını duyuruyorlarmış çevrelerine..

Sektörün devleri küçüklere mal verirken, tek parça firma çekinden ziyade parçalı müşteri çeklerine itibar ediyormuş. Hani, müşteri batarsa malın karşılığı olan paranın tamamı uçup gitmesin diye..

CAN ALICI SORULAR

Ekonomi çarkının ağır aksak döndüğü, riskin fırsat yaratmaktan öte karabasana dönüştüğü, üretmeye, satmaya ve para kazanmaya çalışanların uykularının kaçtığı bir dönemde şirketlerin kurumsal olup olmadıkları ne kadar önemli acaba?

Böyle bir ortamda aile şirketleri ne yapıyor? Ne yapmaları gerekiyor? Babanın emekleriyle ortaya çıkmış bir fabrikada sürdürülebilirlik nasıl sağlanır? Çocuklar nasıl davranmalı?

İzmir’de bulunan ve aynı zamanda İsviçre merkezli Aile İşletmeleri Uluslararası İletişim Ağı’nın da üyesi olan Aile İşletmeleri Derneği TAİDER de bu sorulara yanıt arıyor, buluyor ve üyelerine uyguluyor.

Geçenlerde TAİDER’in Bursa’daki toplantısını izledik. Geçen yıl kurulan derneğin yönetim kurulunda Başak Kurtoğlu (Çilingiroğlu-İstanbul), Fahrettin Gülener (Er-Metal-Bursa), Meral Ekmekçioğlu (Kilsan-İstanbul), Oğuz Abalıoğlu (Abalıoğlu-Denizli), Sedat Şükrü Ünlütürk (Sun Tekstil-İzmir), Seyda Akdurak (Söke Un-Aydın), Şerife Eren (İnci Holding-İzmir) bulunuyor.

TAİDER’İN FELSEFESİ

Aile şirketlerinde sürdürülebilirliğin yolu kurumsallaşmadan geçiyor elbette.. Fakat şirketinin yaşamasını isteyen pek çok babaya da ters gelir kurumsallaşma felsefesi.. Babalara göre işin her aşaması aileden birinin kontrolü altında olmalıdır.

Oysa TAİDER’in felsefesi şöyle:

“Aile, ortaklık ve iş arasındaki dinamik ilişkiyi doğru bir şekilde anlamak, yönetmek için tüm dünyadaki aile şirketlerinin geçmiş deneyimlerinden yararlanarak Türkiye’nin bu alanda uluslararası platformda temsilini sağlamak..

Aile işletmelerinin özgün gereksinimleri ve çıkarlarına uygun olarak yönetim ilkeleri hakkında bilgi üretmek, teşvik etmek ve yaymak..

Ülkemizin aile şirketlerinin kurumsallaşmasını ve kârlı, sürdürülebilir büyümesini destekleyerek, ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak..”

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

Tezgahlar kumaş değil dert dokuyor
Baba fabrika kapanacak diye korkuyor
Ne ümitlerle büyütmüştü çocuklarını
Onlar yeni dünyanın kitabını okuyor

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yorumlayın