“Tutuklu Mektubu Görülmüştür”
İlk kez üzerinde “Tutuklu Mektubu Görülmüştür” mühürlü bir mektup aldım. Tuhaf bir duygu kapladı içimi… Dört duvar arasında tutsak olmak, haklılığını kimseye anlatamamak, dahası hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında elin kolun bağlı olmak! Düşüncesi bile içini burkuyor insanın…
Daha 14 yaşımdayken, 1980 askeri darbesinin birinci haftasında iki gün gözaltında tutulmuş, iki günün sonunda “mübaşir tarafından tahliye edilmiş” ve “hukuksuzluk tarihine” geçmiş biri olmam, sanırım o çaresiz durumu anlamaya yeter…
1980’de bir çocukken askeri mantığın mağduru olan ben, bugün yaşadığı hukuksuzluğu anlatan bir askere tercüman olmam da ayrı bir hikaye ya, neyse…
Mektubu gönderen, Balyoz Davası hükümlülerinden Deniz Kurmay Albay Mehmet Baybars Küçükatay… Geldiği yer 3’ncü Kolordu Komutanlığı Özel Askeri Ceza ve Tutukevi Hasdal-Eyüp/İstanbul…
2007 MODEL ARABA, 2003’TE NASIL KAZA YAPAR?
Mektup matbu… Pek çok kişiye, kuruma gönderilenlerden… Çok yerde yayınlandı içeriği, televizyonlarda konuşuldu… Balyoz davasına konu olan saçma sapan, okuyanı, dinleyeni şaşkına çeviren iddiaları, sahte delilleri, hukuksuzlukları anlatan bir mektup…
Hatırlatalım; En çarpıcı olanı, Mart 2003’te kaydedilmiş dijital dosyada, 2007 yılında piyasaya sürülen Office 2007 uygulamasına ait yazı karakterlerinin kullanılmış olması…
Matbu mektupta deniyor ki; “Yaşadığımız sorun tutuklu askerler sorunu değildir. Sorun sadece adalet ve vicdan sorunu, hepimizin ve ülkemizin geleceği sorunudur.”
Balyoz Davası iddialarını, “2007 model bir arabanın 2003 yılında kaza yaptığına inanabilir misiniz?” sorusuyla çürüten Balyoz mahkumu subaylar, şunları sıralıyorlar:
KANSER AMELİYATI OLAN SUBAY DARBE PLANLAMIŞ!
-Dijital olarak 2003 yılında hazırlandığı ileri sürülen bir yazı içerisinde, TSK Personel Kanunu’nun 2005 yılında TBMM’de değiştirilmiş halinin yer aldığını;
-3 Ocak 2003 tarihinde Aksaz/Marmaris Deniz Üssü’nde subayların bir araya gelerek darbe hazırlığı ile ilgili bir toplantı yaptıkları iddia edilmişti. Oysa o tarihte, adı geçen bir subayın yurtdışında büyükelçimiz ile çekilmiş fotoğrafının bazı gazetelerde yayınlanmış olduğunu;
-Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı’nda 13 Aralık 2002 ve 2 Ocak 2003 tarihlerinde yasadışı toplantıya katıldıkları iddia edilen bir subayın yurtdışında, diğerinin ise ameliyat sonrası istirahatli olduğunu;
-Değeri yüz milyar dolarla ölçülen İMKB’nın iki havacı subay ile kontrol altına alınmasının planlandığı iddia edildiğini ancak, subaylardan birisi 16 yıl ceza alırken diğerinin ifadesinin dahi alınmadığını;
-Komutanını tutuklamakla görevlendirildiği iddia edilen bir subayın, görev aldığı iddia edilen tarihte lenf kanseri ameliyatı olduğunu ve hastanede yattığını resmi belgelerle kanıtlamasına rağmen hüküm aldığını biliyor musunuz?
F-16 İLE ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI’NI KONTROL MÜ?
Mektupta yer verilen, en trajikomik iddia da, F-16 uçaklarıyla Şükrü Saraçoğlu Stadı’nı kontrol görevi!
Mektupta şöyle anlatılmış;
“Pilot olan bir arkadaşımız, ‘Bana F-16 uçağı ile Fenerbahçe Stadı’na doldurulacak insanları havadan kontrol görevi vermişler. Bu stadın havadan çekilmiş fotoğrafı, bu da uçağın sürati. Stadın üzerinden geçmem 3 saniyeden az sürüyor. Neyi, nasıl kontrol edeceğim, bu imkansız!’ dedi, ‘Peki’ dediler.”
Bir tane daha;
“Bir diğeri, ‘Bu yazıyı benim yazdığımı söylüyorsunuz, altında imzam yok diyorum, inanmıyorsunuz, ama adım da yanlış yazılmış. Ben, kendi adımı yanlış yazacak kadar zekadan yoksun birisi miyim?’ diye sordu, yine ‘Peki’ dediler. Başka bir şey sormadılar, söylemediler.”
“Adalet Arayanlar Adına” Mehmet Baybars Küçükatay, mektubu şu cümleyle tamamlıyor:
“İftiradan ve adaletsizlikten uzak bir yaşam sürmeniz dileğiyle…”
///
Mübaşir tarafından tahliye edildim
hukuksuzluk tarihine geçtim!
Yakın çevrem ve meslektaşlarımdan bazıları bilir başıma geleni… 1980 askeri darbesinde 14 yaşındaydım. Gemlik Körfez Gazetesi’nin de hazırlanıp basıldığı matbaada mürettiplik yapıyordum. Kadri Güler ağabeyim de zaman zaman fotoğraf makinesini veriyor, haber fotoğrafları çektiriyor, haber yazmayı öğretiyordu.
Askeri darbenin birinci haftasıydı. Matbaaya biri geldi. Gemlik’in köklü ailelerinden Bekçeler’e mensup öğretmen Ertuğrul Bey’miş gelen. Adliyeye bir dava için gelmiş. İki asker görmüş kapıda. Birinin postalı yırtıkmış. Parmakları görünüyormuş. Yırtık postalın fotoğrafını çektirip, Ankara’da görevli üst düzey asker yakınına gönderip, “Gemlik’te askerlerle ilgilenilmiyor” diyecekmiş.
Kadri Güler, “İhsan al makineyi, Ertuğrul Abi’nle gidin, bir iki fotoğraf çekilecek. Çek de gel” dedi.
Gittik Gemlik Adliyesi’nin önüne. Postalı yırtık asker poz vermek üzere beklemiyor tabii.
Ertuğrul Bey soruşturmaya başladı, askerlerin nereye gittiğini… Bir astsubaya sorması, hayatımızdan iki günümüzün kabusa dönüşmesinin başlangıcıydı.
5N1K’YI ASKERLERİN SORGUSUNDA ÖĞRENDİM!
O tarihlerde Kadri Güler’in henüz öğretmediği 5N1K formülünü askerlerden öğrendim! Cuma günü sabah 09.00’dan akşam 22.00’ye kadar sürdü sorgu. Daha en başında “Seni kim gönderdi” sorusunu “Kadri Güler” diye yanıtladıktan sonra biz üç kişi olduk gözaltında…
Gece Gemlik’teki Askeri Hara’ya götürüldük. 20-25 metrekarelik koğuşta sigara dumanından karşı duvarı görmek olanaksız. İki katlı ranzalar, her yatakta ikişer kişi yatıyor. Gemlik ve havalisinde ne kadar “solcu” varsa tıkmışlar oraya…
Ertesi sabah, köpek kulübesinin bahçesinde havalandırmaya çıkarıldığımız sırada, adliyeye götürüleceğimiz söylendi. Götürüldük… Bekle babam bekle! Hakim gelmedi bir türlü. Cumartesiydi günlerden. Akşam oldu, o geceyi de Balıkpazarı Mahallesi’nde jandarma komutanlığının erat dersliğinde geçirdik. Pazar günü tekrar adliyeye götürüldüğümüzde mübaşir, “Seni niye getirdiler buraya, evrakta adın bile yok, hadi git evine” dedi.
Bir mübaşir tarafından tahliye edilen ilk kişiyim herhalde! Hukuksuzluk tarihine geçtiğimi sanıyorum.
Kadri Güler ile Ertuğrul Hoca da serbest bırakıldı tabii… Ama olan Kadri Güler’in evine ve matbaaya olmuş biz gözaltındayken… İki cemse asker, hem evini, hem matbaayı talan etmiş…
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Sanki padişah gelecekmiş Muğla’ya
Yasak her şey görev yazılmış TOMA’ya
Bağlarım ben bunca yasağı korkuya
Ne hale geldi ülkem, içim kan ağlaya
Ayrıca bakınız:
İhale Kanunu’nu 57 kez değiştirdiler 10 yıldır miras hukukunu düzeltemediler Türkiye’de tarım sektörünün en önemli handikaplarından biri, bölük pörçük arazi […]
İlyas Başsoy’dan CHP’ye 5 maddelik seçim yasası! Antalya’da CHP’li adayın seçim kazanmasında büyük rolü olan Bursalı reklamcı Ateş İlyas […]
Savunmanın sol kolundaki kangren nüksetti! Bursa’da avukatlar, yalınkılıç birbirine girmiş durumda. Ekim ayında yapılacak Bursa […]
Kaya gazı nasıl çıkar, çıkarsa nasıl kokar? Karşısında Enerji ve Tabii Kaynaklar Önceki Bakanı Hilmi Güler’i gören bir gazeteci ne […]
Yoruma kapalıdır