20131224_094907Bursa Valisi Münir Karaloğlu, Bursa’ya atanalı 4 ayı geçti ve ilk kez bir basın toplantısı düzenleyerek radyolar ve internet haber siteleri dahil Bursa medyasının önüne ilk kez çıktı. Altın Ceylan’ın büyük salonunu dolduran bütün herkesle tek tek tokalaştı. Bize göre “gazetecilik” mesleğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayanlar da Vali’nin kahvaltılı basın toplantısına katılmanın yüksek onuruna eriştiler! Hatta öyle onurlanmışlar ki, basın toplantısında Vali’ye plaket bile verdiler. Gerisini siz düşünün… Gazeteci mi tüccar mı oldukları anlaşılmayan bazıları da Vali’ye yakın oturamadıkları için çok üzülmüşler. Hatta birisi açıkça ifade etti.

Sadece müzik yayını yapan radyoların temsilcilerinin bile basın toplantısına davet edilmesinin anlamı ne olabilirdi ki? Hükümetin, daha doğrusu Başbakan Erdoğan’ın herkesi, her şeyi, her kurumu kontrol altında tutma kararlılığının bir yansıması olabilir miydi?

Muhtemelen amaç buydu…

 

BURSA DOĞUYA MI BATIYA MI?

 

Önceki Vali Şahabettin Harput, Bursa’dan ayrılmadan önce düzenlediği veda toplantısında, görevden alınan Gemlik’in CHP’li belediye başkanı Fatih Mehmet Güler ile ilgili sorumuzu yanıtlarken, “Ben hükümetin valisiyim” demişti. Dün Karaloğlu’na bunu hatırlatıp, “Siz de hükümetin valisi misiniz, yoksa devletin mi?” diye sormak geldi içimden ama germeyeyim dedim ortamı…

Karaloğlu Van Valisi iken depremle yıkılan Van, son 3 yılda jeolojik olarak 30 santim doğuya kaymıştı. Uygulamalarıyla Bursa’yı doğuya mı, batıya mı kaydıracaktı? Ne kadar kaydıracaktı? Bunu sordum Vali’ye…

Basının karşısına çıkmak için Bursa’yı tanımak, sorunlarını tespit etmek için çalıştığını söyleyen Karaloğlu, “Hep birlikte Bursa’yı bir adım ileriye taşıyacağız” dedi de “ileri” dediği yön, bizim anladığımız yön müydü acaba?

 

BURSA, VAN’IN YAŞADIĞINI YAŞAMASIN

 

Verdiği yanıtta, umut kırıntıları var gibi…

Bursa’nın, Van’ın yaşadığı afeti yaşamamasını dileyerek başladı yanıta Vali Karaloğlu… Vali’nin koordinatör, lider olduğunu, sivil toplum örgütleriyle, bizlerle Bursa’yı bir yerlere taşıyacaktı. Taşırsa da bu sadece Vali’nin değil, tüm Bursa’nın başarısı olurdu.

Şunu anladım açıkçası;

“Kent dinamiklerinin görüş ve önerileri bizim için değerli. Bursa’yı hep birlikte yöneteceğiz.”

Daha ileri gidip de, “yönetişim tüm kurallarıyla hayata geçirilecek” filan demeyeyim elbette. Yok böyle bir bolluk! Hele ki bu dönemde!

Hoş, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra il geneli Büyükşehir kapsamına girecek ya, Vali koordinatör ve denetleyici olacak sadece….

 

TURİZMCİ OLDU DEMEYESİNİZ DİYE!

 

Biz basın mensupları da bir tuhafız doğrusu… Bizler değil miydik, giden Vali Harput’un “kendini turizm bakanı zannettiğini” yazıp çizen, söyleyen?

Vali Karaloğlu, Bursa’da devam eden en önemli yatırımlarla, sağlık, eğitim alanlarında yapılanlarla ilgili bilgi verirken, turizm konusuna girmemişti. Hatta kendi deyimiyle “Bu vali de turizmci oldu demeyesiniz diye girmedim o konuya” dese de, arkadaşlarımız sorularıyla turizme odakladılar toplantının soru-yanıt bölümünü…

Ekohaber Gazetesi’nde yazan Bursa Büyükşehir Belediyesi önceki başkanlarından Erdem Saker’in tarım topraklarının korunması konusunda hassasiyet istemesi dikkat çekiciydi.

 

VAY BE! NE CESUR VALİ!

 

Karaloğlu, toprak konusundaki duyarlılığını anlatırken, en başta söylediği “İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu Bursa’ya ne kazandıracak, ne kaybettirecek? Bu konuda araştırma yaptırıyoruz” derken bunu kastettiğini söylemesi, bir anlamda Bursa’ya taahhüdüydü. Zira ikame edilemeyen tek şey topraktı.

Fakat ne yazık ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resen imar planı yapma yetkisi, hem belediye başkanlarının, hem valilerin elini kolunu bağlayan bir durum. Zaten “Bütünşehir Yasası” da, büyükşehirlerde valinin yetkilerini azaltmış durumda…

Vali Karaloğlu çıkıp dese ki, “Bursa’da bir karış tarım toprağını ziyan ettirmem” sadece “Vay be, ne cesur vali” deriz de, merkezi vesayet nedeniyle elinden bir şey gelmeyeceğini biliriz.

Stop!

 

///

 

4 rektörün emeği ve katkısı olan

konservatuvar konserle açıldı

 

Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın açılışı önceki akşam muhteşem bir konserle gerçekleşti. Açılış kurdelesi, UÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek ve rektör yardımcıları tarafından kesildi. Konservatuvar Müdürü Prof. Dr. İsmail Göğüş, açılış konuşmasında kuruluştan buyan süreci özetledi. Cumhuriyet’in ilanının üzerinden 75 yıl geçmiş ve Türkiye’nin en büyük şehrinde bir konservatuvar ancak kurulmuştu. 1998 yılında Rektör Prof. Dr. Ayhan Kızıl döneminin eseriydi. Sonraki Rektör Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran döneminde kadrolar oluşturulmuş, merhum Rektör Prof. Dr. Mete Cengiz döneminde de şimdiki binanın yapımı gerçekleştirilmişti. Konser salonu bitmemişti. Yeni tamamlandı. Şimdiki Rektör Prof. Dr. Kamil Dilek de 1 milyon liraya yakın masrafla malzeme alımının gerçekleşmesini sağladı.

Göğüş’e göre, konservatuvara hangi sanatçı geldiyse, Avrupa’da bile böyle bir konservatuvar binası olmadığını söylüyor. Zira, mimari proje da Uludağ Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi’nin eseri…

İlköğretim, lise ve lisans bölümleri bulunan böylesi muhteşem bir konservatuvarın açılış konserini de, Akademik Oda ile Gençlik Senfoni orkestraları ortaklaşa verdi. Prof. Dr. Koral Çalgan yönetiminde sahne alan orkestralara ilk bölümde Cihat Aşkın keman, Görkem Çalgan da viyola ile eşlik etti. İlk bölümde Mozart’ın “Viyola ve Keman İçin Senfoni Koçertant”, ikinci bölümde Beethoven’ın “Coriolan” üvertürü, Mendelssohn’un “Fingals Mağarası” üvertürü ve son olarak da Nevit Kodallı’nın “Telli Turna” orkestra süiti seslendirildi.

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Cemaatin satışına çok bozuldu Başbakan
Rahatlamaya gitti, gerilim yaratan satıştan
Moral desteği alıyor meslektaşından
Tıpkı 1980 sonrası gibi, Cive Pakistan!

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır