Gazeteciler Konfederasyonu Siirt ToplantısıGazeteci, yorum yaparken yazısını dikkat çekici hale getirmek için kışkırtıcı ifadeler kullanabilir. Bu yorum, Yargıtay içtihadından… Fakat eleştiri ile hakaret arasındaki bıçak ağzı kadar ince çizgiyi gözetebilmek her babayiğidin harcı değil doğrusu… Bazı meslektaşlarımız var ki, yayın yoluyla hakaretten haklarında dava açıldıkça, ceza alıp tazminat ödedikçe, salakça bir anlayışla mahkeme kararını apolet olarak sunmaya çalışıyorlar kamuoyuna…

Bu durum, gazeteci ile kişi veya bir kurumlar arasında geçiyorsa da, gazetecilik mesleğinin prestij ve onuruna büyük hasar veriyor. Ve sonuçta bugün bizim mesleğin geldiği noktayı, okuyup yazan, sadece okuyan ve sorgulayanlar çok net biliyor. Dolayısıyla Türkiye genelinde temel sorun, gazetecilik mesleğinin bir yasal disiplin altında olmaması… Yasal disiplinden kasıt, basın üzerinde demoklesin kılıcını sallandırmak değil… Bir yayın çıkarılmasının, yayın sahibi olabilmenin koşulları olmalı… Her önüne gelen gazete yayınlayamamalı, eline kalemi alan herkes gazeteciyim diye gezinmemeli… Referans olarak gazeteciliğin evrensel ilkelerine bağlı kalınmalı…

Gazeteci tümüyle bağımsız olmalı. Herhangi bir ırk, din, etnik köken ve siyasi görüşün şovence duygularına esir olmamalı…

 

SİİRT’TEN BİLDİRİYORUM!

 

Bunca ukalalığı (!) niye yapıyoruz, söyleyelim…

Bu satırlar, Siirt’te yazılıyor. Bünyelerinde 78 gazeteciler cemiyeti ve dernek bulunduran, yurt genelinde 20 binden fazla gazeteciyi temsil eden 7 federasyonun çatı örgütü Gazeteciler Konfederasyonu 1. Başkanlar Kurulu toplantısı için Siirt’teydik. Konfederasyon Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımız Mehmet Ali Ekmekçi ve Mesut Demir ile birlikte gittiğimiz Siirt’teki toplantıya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da katılması Anadolu basının temsilcileri için şaşırtıcı oldu!

Şöyle ki;

İki gün önce Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin gazetecilik başarı ödülleri yarışması törenine katılan Arınç’ın, daha sonra Siirt’teki toplantıya katılacaklara verdiği mesaj video kaydından izlettirildi.

Toplantının Siirt’te yapılması önemli ve anlamlıydı. Çözüm sürecine en önemli katkı, kuşkusuz basından bekleniyordu. Arınç, tüm gazetecilerden, Türkiye’nin her köşesinde barış ve huzurun tesis edilmesi için “barış dili” kullanmalarını istedi.

 

KENDİNE ULUSAL DİYENLER

 

Arınç’ın ve daha sonra toplantıda konuşan gazetecilerin, Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz’ın, Siirt Milletvekili Osman Ören’in, ziyaret edilen Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan’ın söylemleri de bu yöndeydi. Elbette bu çağrı üzerine başa dönmemiz gerekiyor.

Evet, kesinlikle gazetecinin kullanacağı dil barış dili olmalı… Haber ve yorumları dikkat çekici hale getirmek için kışkırtıcı ifade kullanılabiliyor olması, aynı ülkenin vatandaşları arasındaki anlamsız savaşın da kışkırtılabileceği anlamına gelmiyor elbette…

Ne yazık ki, hem Güneydoğu illerindeki yerel basında, hem kendilerine “ulusal” diyen İstanbul basınında yayınlanan yazı ve haberlerle, karşılıklı düşmanlığın yıllarca nasıl körüklendiğine tanık olduk.

İki taraf açısından bazı yanlış adımlar atılmış olsa da, yine iki taraftan gelen provokasyonlarla baltalanmaya çalışılan sürecin iyileştirilmesinde, kesinlikle biz gazetecilere düşen sorumluluk büyük…

Bunun bilinciyle yapılacak her hareket huzuru, o da bu toprakların bereketini bire ikiye değil, döre beşe katlar!

Yarın da, yörenin, ekonomik ve kültürel fotoğrafını sunmaya çalışacağım…

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yoruma kapalıdır