Bacasından simsiyah dumanlar salan; kimyasal, biyolojik atıklarını, çöplerini gelişigüzel doğaya bırakan, kazanç uğruna geleceği karartanlar için “sürdürülebilirlik bildirgesi ya da raporu”nun bir anlamı yok elbette… Fakat, zaman zaman üyesi olmak için müthiş atağa kalktığımız, işimize gelmediğinde de ukalalık yaptığımız Avrupa Birliği, ziyadesiyle gelişmiş batı ve global şirketlerinin büyük önem verdiği “sürdürülebilirlik raporu”nu Bursa’da kamuoyuna açıklayan ilk şirketin Bursagaz olmasının nedeni, şirkete disipliniyle ün yapan Almanların ortak olması…
RAKAMLARLA BURSAGAZ
Bursagaz Genel Müdürü Ahmet Hakan Tola ve ekibi, uluslararası parametrelere göre 5 ay gibi sürede yaptıkları ölçümleri rapora dönüştürmüşler ve kriterlere uygunluk açısından A Plus seviyesine ulaşmışlar. Dün bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdular.
Bursagaz’ın hazırladığı sürdürülebilirlik raporunun temelinde paydaşların beklentilerine şeffaf olarak cevap verebilmek varmış. Bursagaz, 2013 yılı itibariyle yüzde 11 daha az karbondioksit emisyonu oluşturuyormuş. Çalışanlara yıllık 5 bin 572 saat eğitim veriliyormuş. Bu eğitimin bin 338 saatini iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri oluşturuyormuş. Ekonomiye yıllık 47 milyon lira katma değer sağlıyormuş. Bursagaz çalışanları tarafından kurulan ve desteklenen dernek aracılığıyla öğrencilere 267 bin lira burs verilmiş…
MİLLETVEKİLİNİN TALİHSİZ AÇIKLAMASI
Açıklamalarının ardından Genel Müdür Ahmet Hakan Tola’ya, Hükümet’in “paralelci avı” kapsamında Bursa milletvekillerinden birinin, “Söz konusu kurum, bazı personellerini taciz ederek, istifaya zorlamaktadır. Bu personeller yerine de paralel örgüte mensup kişiler yerleştirilmektedir. Kendilerini uyarıyorum… Bu davranışınızın bedelini ağır ödersiniz” dediğini hatırlatarak, “Şirketinizi personel ve hizmetinin sürdürülebilirliği açısından bu beyanat bir engel oluşturmadı mı?” diye sordum.
“Bizim yaklaşımımız belli. Uluslararası bir Alman şirketiyiz. Her şeyimiz şeffaf” diyerek başladı Tola… Şirkette kararların sadece bir kişi tarafından alınmadığını, her işlemin en az iki imzayla yapıldığını söyledi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de yönetim kurulu üyesi olduğunu hatırlattı. Yönetim kurulunun her kararında kendisinin bilgi ve imzası olduğunu ifade ederek “O nedenle sadece yanlış anlama sonucu sayın vekilimizin talihsiz bir açıklaması olarak değerlendiriyoruz” yanıtını verdi.
///
Uludağ’da çadır yasağı
Türkiye’nin en popüler kayak merkezi Uludağ bilindiği gibi yaz aylarında da çadırcıların gözde mekanı… Çobankaya’da yaz aylarında 300 civarında çadır kurulduğu biliniyor. Ancak, Çobankaya’nın SİT derecesi 1’e yükseltildiği için çadırcılara artık izin verilmiyor. “İyi de yapılmış” diyorum, zira birkaç yıl öncesinden biliyorum ki gelişigüzel kurulan çadırlar çirkin bir görüntüye neden oluyordu. Üstelik de ortalık pislikten geçilmiyordu.
Çadırcılar aksini savunuyor oysa…
“Bizler yıllardır burada çadır kuran ve Orman İşletmesi’ne bedelini ödeyen kişiler olarak doğanın bekçisiyiz. Çöplerimizi sağa sola atmadığımız gibi günübirlikçilerin bıraktığı çöpleri bile toplarız. Ama bizlere zararlı gözüyle bakılmasına anlam veremiyoruz” diyorlar.
Bunu söyleyen gazeteci arkadaşımız İrfan Altıkardeşler… Bütün yazı Çobankaya’da çadırda geçirir İrfan… Yasağa tepkili… Çadırcılar için de belli bir kamp bölgesi ayrılmasını istiyor.
Tuvalet, banyo gibi ihtiyacın tek bir noktadan karşılanacağı alanda çadırcılara hizmet verilmesi mümkün aslında… Parselleri belirlenerek belli bir disiplin içinde çadır kurulması sağlanabilir.
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Kullandılar dini
Ektiler kini
Çarpıldık biz
Çıkaralım cini