kemal demirelEğitim sistemimizi bir bütün olarak ele aldığımızda, tutacak bir taraf bulamıyoruz. Neresinden tutsan dökülüyor. İlköğretimden liseye geçişte hemen hemen her yıl değişen sınav yöntemi, okula rağmen dersane gerekliliği, çocuklarımızın yetenekleri doğrultusunda yönlendirilememesi, elde edilen puana göre herhangi bir üniversite ve sonuçta çoğunlukla başarısız, mutsuz bir gelecek! Son yıllarda dini eğitime yönelişin Türkiye’nin geleceğine olumsuz etkisi ise başlı başına ayrı bir sorun…

Eğitimin bugün yaşadığı problemler bütünü, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasıyla başlıyor aslında… Köy Enstitüleri’nin kapatılmasının altında yatan da gericilikti. Ve perde arkasında, bu gericiliği çok iyi kullanan ABD vardı. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru SSCB tehdidine karşı İsmet İnönü’nün askeri destek istemesine karşılık ABD’nin koşullarından biriydi, komünist sisteme benzer uygulamaların kaldırılması… Köy Enstitüleri topun ağzındaydı.

Nitekim 1954 yılına kadar yıpratıla yıpratıla çökertildi Köy Enstitüleri…

 

TÜRKİYE’YE EN BÜYÜK İHANET!

 

Eğer Köy Enstitüleri kapatılmasaydı, bu yazının esin kaynağı fotoğraf sergisi de olmayacaktı büyük olasılıkla… Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki fotoğraf sergisinde ne vardı peki?

Taşımalı eğitim sistemi nedeniyle boşaltılmış, harabeye dönmüş, kimi ahır olarak kullanılan, çoğunluğu köy muhtarlığının ardiyesine dönüştürülmüş okul binalarının fotoğrafları…

CHP Bursa önceki milletvekillerinden Kemal Demirel, 12 ilde gezdiği köylerde boşaltılan bu okulları fotoğraflamış ve sergiliyor. Sergiyi gezenin burnunun direği sızlıyor. İlkokulu doğduğu köyde okuyanlar, çocukluk anılarını tazelerken gözyaşlarını tutamıyor!

1989 yılında, Anayasa’nın herkese eşit eğitim hakkı tanıyan ilkesinden yola çıkılarak başlatılan taşımalı eğitim sisteminin, bugünkü koşullarda faydası var elbette… Ancak, köyleri boşaltıp nüfusun neredeyse tamamını kentli yapmak, Türkiye gibi verimli arazilere sahip, tarımsal ürün açısından bırakın kendine yetmeyi, fazlasını bile üretebilen bir ülkeye kendi insanları tarafından yapılabilecek en büyük ihanet olmalıydı!

 

BAŞKA MİLLETLERE YEM OLMAK!

 

Atatürk’ün yerleştirmeye çalıştığı ulus bilincinden yoksun nesillerin Türkiye’yi getirdiği noktayı hepimiz biliyoruz. “Milli değer”lerden dem vuranların milli ne varsa köküne kibrit suyu döktüğü ülkemde binlerce köyün okulunun ahıra, depoya dönüşmesi neler kaybettirdi düşündünüz mü hiç?

Bir kere okul demek Cumhuriyet Bayramı’nı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamaktı… Hafta başı ve sonunda İstiklal Marşı’nı okumak, tüm köye dinletmekti… Çanakkale Şehitleri’ni anmak, 30 Ağustos Zaferi’ni kutlamaktı…

Taşımalı eğitimle birlikte okulu kalmayan binlerce köyün pek çoğunda bırakın milli bayram kutlamayı, bayrak bile asılmaz oldu artık. Zaten zayıf olan ulusal bilinç, okul binalarıyla birlikte çöktü, çöküyor!

Bu gerçeği fotoğraflarla gözümüze sokan Kemal Demirel’e teşekkürler… O fotoğraflardan birinde Demirel, Atatürk’ün yüzüncü doğum yıldönümü olan 1981 yılında yapıldığı anlaşılan, ama Atatürk’ün büstü sökülmüş bir kaidenin önünde duruyor. Mermer kaidedeki yazı şöyle:

“Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.”

İmza: K. Atatürk

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yoruma kapalıdır