Bugün iki okur mektubuna ayırıyoruz köşemizi… İkisi de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden ve aynı içerikte… Mektup sahiplerinin adları var ama yayınlanmasını istememişler…
İşte ilki;
“İyi çalışmalar diliyorum. Ülkemizde yargı yoluna başvurmak, anayasamızla tanınan bir hak olmasına rağmen bu yolu denediğinizde de güçlünün baskısıyla karşılaşıyorsunuz.
Şöyle ki; Ben ve arkadaşlarım Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaktayız. Ortaokul, lise, önlisans ve lisans mezunu 4857 sayılı kanuna tabii olarak yıllardır görev yapmaktayız. İlk başladığımız yıllarda geçici büro elemanı olarak göreve başladık. İşçi olmamıza rağmen işyerinde imzalanan toplu iş sözleşmelerinde kapsam dışı bırakılarak faydalandırılmadık. Memur arkadaşlarımıza gelen zamlar encümen kararıyla bizlere de yansıtıldı. Sendikaya üye olmak ve sendikal haklardan faydalanmak isteyen arkadaşlarımız işten çıkarılmakla tehdit edildiklerinden bu teşebbüslerinden vazgeçmek zorunda kaldılar.
HAK ARAMAK SUÇ OLUYOR!
2007 yılında çıkarılan 5620 sayılı kanunla teknik, sağlık, avukatlık gibi alanlardan mezun olan arkadaşlarımıza sözleşmeli olarak çalışma ve aynı statüde geçici olarak çalışma seçeneği sunuldu. Teknik işçi arkadaşlardan çoğu sözleşmeli statüsüne geçtiler. Sözleşmeli olmaya tahsili imkan vermeyen arkadaşlar ise direkt işçi kadrosuna alındılar. Ama yine büro işi yapmaya devam ettiler.
Bu dönemde yetkili Hizmet-İş Sendikası’na üye olunmaya başlandı. Sendikaya üye olunduğu andan itibaren sendikal haklardan faydalanmamız gerekirken büro işçileri toplu sözleşmedeki haklardan faydalandırılmadılar. (2009-20011 TİS dönemi).
Bunun üzerine yazıma başlarken belirttiğim gibi yargı yoluna başvuruldu. Kimin haklı kimin haksız olduğunu belirleyecek olan yargılama sonucunda büro işçilerinin bu haklarının ve alacaklarının ödenmesine karar verildi. Bundan sonra kısım kısım büro işçiliği yapan arkadaşlarımız tarafından davalar açıldı ve hepsinde haklı görülüp haklarının ödenmesine karar verildi.
VASIFLIYA VASIFSIZ MUAMELESİ!
BUSKİ çalışanları da bu yönde davalar açmış ve kazanmışlardır. Tabii kamu kurumu olan işveren vekalet ücreti, mahkeme giderleri, alacaklar olmak üzere yüksek miktarda meblağlar ödemeye başladı. Aslında uzlaşma, yargı sistemimizde mevcut bir uygulama. Hakim de ilk duruşmada tarafları uzlaşmaya davet etmektedir. Dava açılmadan uzlaşma yoluyla bu sorunu çözmek, avukat, mahkeme masrafları ve diğer giderleri ödemeden bu sorunu çözmek varken idareciler bizim isteğimize rağmen bu sorunu çözmemişlerdir. Sendika da zaten bu konuda hiçbir şey yapmamaktadır. Kamu boşu boşuna bu meblağları ödemek zorunda kalmıştır ve kalacaktır.
İşin diğer bir boyutu, hakkını arayan işçiler yıllardır büroda çalışan, büro işi yapan vasıfsız beden işçisi olmayan nitelikli işçilerdir. Dava açan ilk arkadaşlarımızdan bazıları, büro işinden alınıp asfaltta kazma kürek vasıfsız beden işçisi olarak çalışmaya zorlanmışlardır.
BAŞKANA YANLIŞ ANLATILIYOR!
Bir haftadır da, en son dava açan bizler de engelli arkadaşlarımız da olmak üzere refüjlerde çiçek ekmek ve asfaltta çalışmak üzere başka müdürlüklerde görevlendirilerek, psikolojik baskı altında tutulmaktayız. Bu işin bu hale gelmesinden başta İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı, Hukuk Müşaviri olmak üzere ilgili idareciler sorumludur. Kamu, hiç gereği yokken zarara uğratılmış ilk davalar kaybedilmesine rağmen genelge olmasına rağmen uzlaşma yolu seçilmemiş vekalet ücreti, mahkeme masrafı gibi giderler boşu boşuna ödenmiş kamu zarara uğratılmıştır.
Biz nitelikli işçilerini, vasıfsız beden işçisi olarak çalışmaya zorlayarak psikolojimizi bozmuşlardır. Recep Başkanımıza (Altepe) konuların farklı anlatıldığını düşünüyoruz. Sizden bu yazımızı yayımlamanızı en azından sesimizi duyurmanızı istiyoruz.”
PSİKOLOJİMİZ BOZULDU!
Diğer mektuba geçelim… O da, Şehir Kütüphanesi çalışanlarından…
“Sayın İhsan Bey;
Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Kütüphanesi’nde görevli çalışanlar haklarını arıyorlar diye Çukurca’da Park Bahçeler Müdürlüğü’ne ve diğer zor alanlara gönderildi. Buralarda çapa yaptırılıyor, çiçek ektiriliyor. Ayağında çizmeler! Suçlu ilan etmiş belediye! Suçları işçi statüsüne kabul edilen çalışanların hak araması… Lütfen siz soruşturun. Psikolojik travma yaşıyor bu insanlar. Aileler zor durumda! Sesleri olabilir misiniz?”
Biz aracı olduk sadece…
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Kimi çıkarmak ister, sedye kirlenmesi diye çizmeyi
Kimi geri verir Kızılay’a, cenaze taşınan battaniyeyi
Dengeler altüst oldu, kaydırdı birileri şirazeyi
Durdurak bilmiyor, ne desen boş, aşıyor çizmeyi