Yeni yasayla birlikte büyükşehirler artık il genelini kapsıyor. Büyükşehir belediyesi olan yerlerde il genel meclislerinin yetkileri de belediyelere devredildi. Artık ilin her yerinden belediyeler sorumlu…
Bu durumda Bursa’nın 17 ilçesi de büyükşehir belediyesine temsilci gönderecek.
Geçen hafta AKP İl Başkanvekili Cemalettin Torun ile görüştüğümüzde Kestel’in nüfusunun ocak ayı sonu değişebileceğini, dolayısıyla belediye meclisi üyesi ve büyükşehire göndereceği temsilci sayısının da değişebileceğini söylemişti.
İlçelerin, nüfuslarına göre büyükşehir belediye meclislerinde temsil edilecek üye sayıları şöyle:
Harmancık 1, Büyükorhan 2, Keles 2, Orhaneli 3, İznik 3, Kestel 3, Yenişehir 5, Gürsu 5, Mudanya 5, Orhangazi 5, Karacabey 5, Gemlik 6, Mustafakemalpaşa 6, İnegöl 7, Nilüfer 7, Yıldırım 9, Osmangazi 9 üye…
Eder 83… 17 ilçe, bir de büyükşehir belediye başkanını eklediğimizde ortaya çıkan sayı 101…
YENİ BİNA YETİŞMEZ
Büyükşehir belediye başkanı aynı zamanda meclis başkanı. İki divan katibiyle birlikte kürsüde olacağına düşündüğümüzde 98 sandalyeli meclis salonu gerekiyor.
Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarının yapıldığı tarihi binadaki salon, mevcut 60 kişiye bile dar. Bürokratlar, gazeteci ve televizyoncular, izleyiciler derken sıkış tepiş bir görüntü çıkıyor ortaya. Yeni üye yapısıyla büyükşehir meclisinin tarihi binada toplanması mümkün değil.
Peki, eski sebze halinin orada yapımı devam eden belediye binası seçim sonrasına yetişir mi?
Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Bayram Vardar, “Çalışıyoruz ama mayıs ayını bulabilir” diyor.
30 Mart seçimlerinde oluşacak, bir anlamda yerel parlamento olan belediye meclisi, ilk toplantılarını “balık istifi” görüntüyle yapacağa benziyor.
Bursa’ya yakışmayacak. Biz de eleştireceğiz. Şimdiden uyaralım.
Daha 3 ay varken, tarihi öneme sahip ilk toplantıyı görkemli hale getirecek çözüm bulunmalı…
///
Tayan, merkez sağdaki eski
siyasilere ne çağrısı yaptı?
Türkiye çok ciddi bir süreç yaşıyor. Cumhuriyetin temel niteliklerini zedeleyen kutsal koalisyonun kavgasıyla açığa çıkan yargıyı tümüyle yürütmenin emrine bağlama girişimleri, Türkiye’yi çağdışı bir kimliğe büründürüyor. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, hukuk devleti özelliklerini bütünüyle yitiriyor yavaş yavaş…
İşte bu noktada, CHP Bursa Milletvekili Turhan Tayan’ın çağrısı dikkat çekiyor. Bu çağrının, CHP’den milletvekili adayı gösterildiğinde geçmiş siyasi kimliğinden ötürü kıyametler koparılan Tayan’dan gelmesi bir kat daha önemli…
SÖZ KONUSU VATAN!
DYP’li, AP’li, Anavatan Partili eski yol arkadaşlarına çağrıda bulunan Tayan diyor ki;
“30 Mart seçimlerinde her türlü yolsuzluğu yapanlara, cumhuriyetin temel niteliklerini ve Atatürk ilkelerini yok etmek için kolları sıvamış olanlara karşı herkesin hangi partiden olursa olsun CHP saflarında yer alması Türkiye’nin geleceği için çok hayatidir.”
Tayan’a göre 30 Mart’ta 28 parti çekişmeyecek. 30 Mart’ta, bugün iktidarı elinde tutan, her türlü haksızlığı, yolsuzluğu, zorbalığı yapanlar, anayasayı çiğneyenler, Atatürk ilke ve devrimlerini yok etmek için kolları sıvayanlar, çözüm süreci adı altında Türkiye’yi çözmeye niyetlenenler, demokrasi ve özgürlükleri rafa kaldıranlar ve Apo ile pazarlığa oturanlarla, karşı olanlar çekişecek.
Tayan, “Bunlara karşı olan herkesin hangi çizgide olursa olsun bu safta yer almalarının Türkiye’nin geleceği için çok hayati olduğunu söylemek istiyorum. Söz konusu olan vatandır, gerisi de teferruattır” diyor.
///
Rafadan şiirler!
Bursa Anadolu Lisesi, 2010-11-12 yıllarında üç kitap yayınlamış. Okul öğrencilerinin şiirlerinin derlendiği kitap serisine “Rafadan Şiirler” adı verilmiş…
Şiirleri okudukça “aferin çocuklar” deyip durdum kendi kendime… Günümüz gençliği, teknolojinin yarattığı sanal anaforda yitip gidiyor. Şiir yazanlarını görünce, hele yazılanların kitapta toplandığını görünce yaşadığım sevinci sizlerle paylaşmak istedim.
Yunus Can Köfteci, Pisagor başlıklı şiirinde nasıl anlatmış duygularını bakın:
“hayat basit bir denklem
sen bir dik kafalı kenar
ben de diğeri.
birbirimizden uzaklaşsak da
ayrılamayız.
hipotenüs değil bunun adı
bunun adı: sevgi”
Gizem Kaymakçı’nın şiirini de beğendim:
“kalabalıkta gizliydi masalımız
çatısız evciliklerimizde
kağıtlara sığdıramazdık
mutluluğun gözlerini
umutlarımız serçe kadardı
kolaydı
sonra büyüdü dünya
gözlerine gölgeler düşürdü
yalnızlıkları içine doladı yumaklar
masallardan kopan düşlerimiz
pamuk uykuların hasretine düşüp
sarıldı yalana
bilseydik
büyür müydük”
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Boynumuz kıldan ince devleti aliye
19 milyar ceza kesse de maliye
Ele verip talkını, kendileri yutsa da salkımı
Yalanlarla oyalayıp göz açtırmıyorlar ahaliye