Kuğu Gölü“Eğer Balkanlar’dan göç almasaydı, Bursa Anadolu’nun en tutucu kentlerinden daha tutucu olurdu” şeklindeki iddiamı defalarca dile getirmişimdir. Bugün bile hala tutucu bir kenttir Bursa… Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Evliyalar şehridir. Pek çok yatır vardır, adaklar adanan, dilekler dilenen… Dolayısıyla batıl inançları da çok olan bir kenttir ki geçmişten bugüne toplumun büyük bölümü, batı kültüründen gelen ne varsa reddetmiş, günah ya da uğursuzluk saymıştır.

Sadece Bursa değil elbette, şeriat kurallarıyla yaşayan Osmanlı toplumun ahlakının bozulacağı varsayımı ülke çapında özellikle sahne sanatlarında gelişmeyi geciktirmiştir. Aslında batı kültürüne yönelik tepki, hemen her sahne sanatında kadınların da olmasıydı ki, Osmanlı döneminde kadının o sahnede yeri olamazdı! Bu nedenle Afife Jale, kadınların sahne dünyasındaki mücadelesinin bayrağı olmuştur adeta…

 

30 YIL ÖNCEKİ ÇILGINLIK

 

İşte kökleri böylesine tutucu bir topluma uzanan Bursa’da 30 yıl önce bale okulu açmak biraz çılgınlıkmış aslında… O çılgınlığı yapan da Neriman Bekiroğlu… Bursa’da bale deyince ilk akla gelen isimdir kendisi…

1984 yılında kurduğu Neriman Bale Kursu, 30. yılını önceki akşam Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde muhteşem bir gösteriyle kutladı. Gösteride yer alan balerinler, sayısı çok az olsa da birkaç balet O’nun öğrencileriydi.

Büyük çoğunluğu lisede okuyan, bazıları mezun olmuş, okullarını bitirmiş iş hayatına atılmış bir ekip… Düşünsenize, böylesine amatör bir ekip önceki gece Kuğu Gölü Balesi’ni sahneledi. Bilenler bilir, Kuğu Gölü, bale sanatının en bilinen klasik eserdir. Tschaikovsky’nin muhteşem bestesi eşliğinde Rusya’da ilk sahnelenişi 1895 yılıdır.

 

“DELİ MİSİN? KIZ MIYIM BEN”

 

Neriman Bale Kursu öğrencilerinin gösterisinde sadece başroldeki balet İstanbul’dan misafirdi. Zaten balet de yetişmiyordu. Başta da bahsettiğimiz tutucu anlayış, erkek çocuklarının bale sanatına ilgilenmesine fırsat vermiyordu zaten…

“Erkek adam bale mi yaparmış!” yaklaşımı, Türk toplumunda erkek çocuklarının bu sanata ilgisini en başından kesiyordu.

Açık söylemek gerekirse… Benim de bir oğlum var. Küçüklüğünde hiç aklıma gelmemiş olsa da, birtakım şeylere aklı ermeye başladığında, “Hadi oğlum seni bale okuluna yazdırayım” dediğimde “Deli misin baba, kız mıyım ben!” diye yanıt vermişti.

Sadece anne baba yetmiyor, çocuğun dünya görüşünü oluşturmaya… Yakın çevre ve dahası toplum çiziyor aslında çocuğun ufkunu… Siz ne kadar deseniz de “çocuğumu ben yetiştiriyorum” diye, inanın kendinizi kandırıyorsunuz.

 

ŞİMDİ ÇIKARIM SAHNEYE!

 

Sadece Kuğu Gölü Balesi değil tabii ki… Minik öğrencilerin gösterileri, kısa kısa her ülkeden değişik danslar izleyenleri adeta büyüledi. İzleyicilerin tamamına yakını bale okulu öğrencilerinin aileleriydi. O nedenle gösterinin duygusal anlarında sevinç gözyaşları döktü izleyenler… Hele final, hem Neriman Bekiroğlu’nun, hem de velilerin gözyaşlarına hakim olamadığı andı.

Bağlama cümlesi olarak erkek çocuk ailelerine seslenelim… Vücudun bir enstrüman olarak kullanılabildiği tek sanat dalı olan baleyi çocuklarınıza sevdirin…

Gerçi, Türkiye’de kitlelerin yeniden Osmanlı özlemiyle yanıp tutuştuğu günümüzde bu çağrı anlamsız olacak ama biz yineleyelim… Ne yalan söyleyeyim… Yaşımı hiç umursamıyorum ama vücudum bale yapacak elastikiyette olsa hiç düşünmem şimdi çıkarım sahneye…

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Gözümüze soktular bayrak direğini
Galeyana gelmeden yapalım gereğini
Yollar kesiliyor, sabırlar tükeniyor
Yeter artık, yerim senin barış ereğini

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır