kadına şiddetDünya Kadınlar Günü’ydü ya dün… Bir hafta öncesinden başladı açıklamalar. Kadına yönelik şiddetin kınandığı; kadınların toplumlardaki yerinin dile getirildiği; eşitsizliğin ne boyutlarda olduğu bir kez dile getirildi.

Örneğin, “dünyanın yükünü kadınların taşıdığı” ifadesi tek başına olayın tamamını özetledi. Uludağ Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (UKAM) Müdürü Prof. Dr. Serpil Aytaç, BM rakamlarına göre, dünyada yapılan işlerin yüzde 66’sının kadınlar tarafından görüldüğünü belirterek “Yani dünyanın yükü kadınların omzunda” dedi. Bu yüke rağmen kadınların dünyadaki toplam gelirden aldıkları payın sadece yüzde 10 olduğuna dikkat çekti Prof. Dr. Aytaç

Bursa Barosu Kadın Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Sibel Özbudak da, bu bilgiyi şu veriyle destekledi önceki gün… “Kadınlar dünyadaki tüm mal varlığının yüzde birine sahip…”

 

NEYİN MÜCADELESİ?

 

Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada kadınlar neden bu durumda? Eksik ya da yanlış olan nedir? Cinsiyet ayrımcılığına ve kadının ezilmesine, haklarının gasp edilmesine ilişkin vereceğimiz istatistikler ne kadar çarpıcı olursa olsun, tablo hiç değişmiyor aslında… Hele ülkemizde kadına yönelik şiddet, cinayete kurban giden kadın sayısı her geçen gün artıyor. Toplumların gelişmesine ters biçimde, kız çocukları evlendiriliyor. Daha doğrusu satılıyor!

Bütün bu tablonun özeti aslında şöyle…

Kadın, öyle güçlü bir varlık ki… Fakat kontrolsüz gücün tehlikeye dönüşmesi gibi, doğanın verdiği güce karşın eğitilmeyen kadın, kendine yeni düşmanlar yaratıyor!

Kesinlikle doğrudur ki, kadın erkekten daha güçlüdür, tek eksiği fiziksel güçtür. Bu yüzdendir fiziken güçlü olan erkek tarafından ezilmesi, baskılanması…

Bu çerçeveden baktığımızda ne kadın erkeğin, ne de erkek kadının rakibidir. Doğa iki cinse de farklı özellikler sunmuş. Bu özellikleri harmanlayıp, dünyayı daha güzelleştirmek ve daha yaşanır kılmak varken neyin mücadelesini veriyoruz ki!?

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yoruma kapalıdır