Bursalılar olarak yaşadığımız sorunları en iyi biz biliriz. Burnumuz alıştığı için bizler fark etmiyoruz artık kokuyu ama şehir dışarıdan gelenlerin ilk aşamada saptayabilecekleri sorun Bursa’nın kötü kokusu… Yani çevre sorunları…
Kadir Koçdemir, Bursa dışından gelip MHP’den Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmuş bir devlet adamı olarak Bursa’yı nasıl fotoğraflamış acaba diye merak ettik. Dün aradığımızda Harmancık’ta yakaladık kendisini… 3-4 dakika konuştuk. Bir iki cümleyle özetlemesini istedik tespitlerini…
“ŞEHRİ ÖNCE STABİL HALE GETİRECEĞİZ”
Birinci sıraya ulaşımı koydu. İkinci sıraya çarpık kentleşmeyi, dolayısıyla Bursa kimliğinin kaybedilmesini…
Ardından da belediyenin ücretlendirdiği kamu hizmetlerinin Türkiye’nin en pahalısı olmasını koydu sıraya… Ve tabii ki Bursa’nın kötü kokmasını… Hepsinin nedeni olarak da, günübirlik kararlarla, ‘ben yaptım oldu’ anlayışıyla yönetilmesini ekledi…
Sonra da bakış açılarını ortaya koydu:
“İki aşamalı bakıyoruz. Hasta deyimini kullanmak istemiyoruz ama öncelikle, şehrin stabil hale gelmesi lazım. 2 milyon insanın yaşadığı tek yer Bursa değil. Daha kötü olanlar da var, daha iyi olanlar da. Öncelikle dünyada insanlık bu tür problemlere nasıl çözüm üretmiş, ona bakmak, çözümleri Bursa’ya tatbik etmek lazım.
“BURSA’NIN NE OLACAĞINA BURSALI KARAR VERİR”
Dediğimiz gibi önce vücut stabil hale getirilmeli ki, sonraki 30-40 yıl için ne yapılacak ona bakılır. Pek çok projemiz var. Güney çevre yolu, dikey yollar, kısa, orta ve uzun vadeye yayılmış metro… Otoparktan ulaşıma, içme suyundan arıtma tesislerine kadar pek çok alanda, önce şehrin bütün sıkıntılarının giderilmiş olması gerekiyor. Daha sonra Bursa’nın ne olacağına Bursalılarla birlikte karar vereceğiz.
Çocuğumuzun büyüyünce ne olacağına biz karar veremiyoruz. Ancak yeteneği, ilgisi istikametinde ona imkan sağlayıp önünü açıyoruz. Bursa da, milyonlarca insanın bir arada yaşadığı, binlerce yıllık mirası sırtında taşıyan bir şehir… Bir kişi ya da 10-15 kişilik bir ekibin, ‘ileride hizmet şehri olacak, bilgi şehri olacak vs’ deyip uygulamaya çalışması, çocukluk hayalleriyle yönlendirmeye çalışması doğru değil!”