Son aylarda sadece Bursa medyasına baktığımızda, uyuşturucu madde haberleri görmüyor, duymuyoruz. Acaba Bursa Polisi uyuşturucu tacirlerinin kökünü mü kazıdı, yoksa bu konuda basına haber verilmiyor mu? Dün Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne (BGC) iade-i ziyarette bulunan Bursa Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar’a sorduk, çok ilginç yanıtlar aldık.

Durmuşlar’ın BGC ve Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı ile sohbetinde konu ağırlıklı olarak uyuşturucu ile mücadele oldu. Son bir ayda uyuşturucu madde kullanmak ve satmak suçlarından 100 civarında tutuklama olmuş. Bu rakamı duyunca, sorunun cevabını da almış olduk aslında… Demek ki uyuştururcuyla mücadele son hızla devam ediyor, ancak kamuoyuna yansıtılmıyor.

Kesinlikle doğru olan bu…

SENTETİĞE YÖNELİMİN NEDENİ

Uyuşturucu psikolojik sorunları olanların başvurduğu bir illet… Kimi de meraktan düşüyor tuzağına… Dolayısıyla, uyuşturucu kullananların fotoğraf ve görüntülerinin yayınlanıyor olması, özendirici oluyor, zehir ticareti yapanlara yeni müşteriler kazandırıyor.

Ülkemizde son zamanlarda sentetik uyuşturucuların yaygınlaşmasının nedenini de yine Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar’dan öğreniyoruz. Terörle mücadele sırasında Doğu ve Güneydoğu’da kontrolden çıkan doğal uyuşturucu trafiği şimdi tıkanmış… Dolayısıyla önceleri dikkatini terörle mücadeleye veren güvenlik güçleri şimdi uyuşturucu trafiğinin üstüne gidince, tacirler bu kez kimyasal uyuştururculara yönelmiş.

Fakat son bir ayda uyuşturucudan ötürü 100’e yakın kişinin tutuklanmış olması, hem bu konunun ciddiyetini ortaya koyuyor, bir bakıma da sevindiriyor.

KAMERALAR CAYDIRICI

Bursa’da asayiş olaylarında mala karşı işlenen suçlar, yani hırsızlık başı çekiyor. Sabri Durmuşlar, son 8 ayda evden hırsızlık olaylarında yüzde 15, işyerinden hırsızlık olaylarında da yüzde 25 oranında azalma olduğunu söylüyor.

Güvenliğin sağlanmasında, polisin çabası kadar, teknoloji ve olmazsa olmaz vatandaş desteğinin de çok önemli olduğunun altınız çiziyor Durmuşlar…

Olayların çözümünde mobese kameralarının büyük faydası olmuş… Öyle sanıyoruz ki, hem mobese kameralarının varlığı hem de işyerlerinin güvenlik sistemleri de, hırsızlar başta olmak üzere diğer suçlularda da caydırıcı etki yarattı.

PEKİ YA HIRSIZLIK SUÇLARI?

Yine bir zamanlar kapkaç olaylarının çokluğu, toplumsal bir paranoyaya dönüşmüştü. Hava karardıktan sonra sokakta yürümekten korkar hale gelmiştik pek çoğumuz. Ama artık o suç ortadan kalkmış… Nedeni de, kapkaçın, gasp olarak, yasadaki yeni adıyla “yağma” olarak değerlendirilmesi ve suçluların 4-5 yıl ceza alması…

Peki ya ev ve işyerlerinden hırsızlık olaylarının kökü neden kazınamıyor? Demek ki cezası yok! Cezası yoksa suç yok mudur yani? Anlaşılan, adalet sistemi hırsızlığı suçtan saymıyor. Bu durumda, malıyla, mülküyle hırsızı çalmaya özendiriyor ve üstelik güvenlik önlemi almıyor diye vatandaşı mı suçlayacağız?

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır