BUSİAD, 1978 yılından beri Bursalı sanayici ve işadamlarının buluştuğu, günün ekonomik ve siyasi konularıyla ilgili görüşlerin, kaygıların, önerilerin dile getirildiği bir sivil toplum kuruluşu… BUSİAD’ın kurucu başkanı merhum Doğan Ersöz’ü, güler yüzü, hoş sohbetiyle hatırlarım. Çekirge’den Yeşil’e kadar yürüyüşleri sırasında, Çatalfırın Çağın İşhanı’ndaki Cumhuriyet Gazetesi Bürosu’nda kahve molası verirdi. Kahvesini yudumlamadan önce bir atımlık likör, Doğan Ersöz klasiğiydi. Bugün BUSİAD üyesi olan sanayici ve işadamları hep iyi duygularla anar kendisini… Ve şimdilerde Doğan Ersöz’ün kurucusu olduğu BUSİAD’ın başkanlığını damadı Günal Baylan yürütüyor.
DEMOKRASİDE SONDAN BİRİNCİ
Önceki gece geleneksel Çekirge Toplantıları’ndan biri daha gerçekleştirildi. Toplantının konuk konuşmacısı AB Uzmanı ve Avrupa Komisyonu Ankara Temsilcisi Can Baydarol’du…
Baydarol’dan önce kürsüye çıkan BUSİAD Başkanı Günal Baylan’ın konuşmasından birkaç cümle aktarmak gerekiyor.
İşte o notlar;
“Makro istikrar, kalkınma için gerekli bir koşuldur. Ama mikro reformlar olmadan sürdürülebilir kalkınma mümkün görünmemektedir.
Türkiye’nin, demokrasi ve hukuk çıtasını bir an önce yükseltmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci reformların gerçekleştirilmesi için çok önemli itici bir güçtür.”
Can Baydarol’un, çizdiği tabloya geçmeden önce, Baylan’ın aktardığı verileri sıralamakta yarar var. OECD ve AB üyesi 41 ülke arasında Türkiye, genel politika performansında 39; Demokrasi endeksinde 41; Ekonomik politikalar sıralamasında 23; Sosyal politikalarda 39; İcra kapasitesinde ise 28. sırada…
NATO’NUN KAZMA SANTRAFORU
Şimdi geçelim Can Baydarol’un sözlerine…
Konu başlığı “AB Türkiye’ye nasıl bakıyor?” şeklindeydi. Baydarol, doğrudan bu soruyu yanıtlayarak girdi konuya… “AB şu sıralar Türkiye’ye çok iyi bakmıyor. WSJ’de manşette Türkiye var ama twitter yasağından ötürü!” diyerek, batının bu yasak nedeniyle Türkiye ile alay ettiğinin altını çizdi.
Uluslararası ilişkilerde, aşk, nefret, onur, gurur diye bir şeyin olmadığını vurguladı, “Varsa varsa çıkar vardır” dedi. Churcill’in “İngiltere’nin dostu düşmanı yoktur, çıkarı vardır” sözünü hatırlattı.
Soğuk savaş dönemindeki Türkiye’yi anlatırken “kazma santrafor” benzetmesi yapan Can Baydarol, 1-9-1 oyun sistemiyle de bir şeye sahip olamadığını anlattı. Türkiye’nin hiçbir zaman masada olmadığını anlatmak için, bir bakanın “Gümrük Birliği’nden çıkalım” dediğini hatırlatarak söyledikleri, tebessüm ettirdi dinleyenleri:
“Belki pek çoğunuz bakanın bu sözlerini alkışladı. Benim tepkim farklı oldu. Girmediğiniz yerden nasıl çıkacaksınız? Masada yoksunuz ki?”
AB’NİN ALTERNATİFİ NEDİR?
Karamsar olma ve yalan söyleme hakkını hiçbir zaman kullanmadığını ifade eden Can Baydarol’a göre AB’nin alternatifi Şangay Beşlisi olamazdı. Şangay Beşlisi NATO’nun alternatifiydi. AB’ye tek alternatif, ABye girmemekti!
Günümüz dış politikasında, sıfır sorun hayalleri kurulurken, sonsuz sorunlar yaşandığını öne süren Can Baydarol’un “hayallerin üzerine gerçekler yazılmaz” demesi de dikkat çekiciydi. Dayanağı da, bir ülkenin ekonomisiyle dış politikasını oturtamaması arasındaki birebir ilişkiydi. Para yoksa idealler de gerçekleştirilemezdi!
Türkiye çok stratejik bir ülkeydi. Evet de, bunu başkaları söylüyorsa, o zaman sizde ne demokrasi, ne de ekonomi olurdu!
ÇOK VİTESLİ AVRUPA
Soğuk savaş sonrası, bugünkü küreselleşme ve 11 Eylül saldırıları sonrası ortaya çıkan kaotik süreçte “kazma santrafor Türkiye”nin auta çıktığını iddia eden Can Baydarol’un iç ferahlatan sözü, AB’nin henüz birlik olamayışı, strateji belirleyememiş olması… Bunun yanında Avrupa’nın Türkiyesiz geleceği olmadığı yönündeki sözleriydi. AB’nin yola tek vitesli devam etmesi mümkün değildi. Çok vitesli olması gerekiyordu. Türkiye’nin ancak bu durumda yeri olabilirdi.
Bu durumda Türkiye’nin yapması gereken, abartılarak siyasi malzeme yapılan iç korkularından sıyrılıp, dış korkuları ön plana alarak strateji belirlemesiydi. Atılması gereken ilk adım buydu.