Şehir merkezinde insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde bazen bildiri dağıtan birileri olur. Durur uzaktan izlerim zaman zaman… Dağıtıcının, bir adet bildiri olan eli sürekli öne doğru uzatılmış durumdadır, “Al kardeşim” der gibi… Kesin yüzde verememekle birlikte, geçenler arasında o bildiriyi alan çok azdır.
Vatandaşların bu tür bildirileri alıp okumamasının birinci nedeni korkudur. İkincisi boşvermişlik, nemelazımcılıktır! Ve o korkunun, nemelazımcılığın faturası bugün önümüze çok ağır bir şekilde çıkmaktadır. Bir sonraki kuşak daha ağır bedeller ödeyecektir, anne-baba ve büyükanne- büyükbabaların bu vurdumduymazlığından ötürü…
SABIKA DOSYASI DÜNDEN DAHA KABARIKSA!
Geçenlerde çarşı içinden Şehreküstü Meydanı’na inerken rastladım gene bir bildiriciye… Aldım… Başlığında, “Yatağan Kalesini aşamadınız, Orhaneli’nde yıkılacaksınız!” yazıyor. En altta da İşçi Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın logosu var.
Bildiriyi okuyunca yıllar öncesine geri döndüm. Muhabirlik yıllarımda en çok haberi yapılan konu, baca filtresi olmaksızın üretime başlayan Orhaneli Termik Santralı hakkında, yurtsever çevrecilerin verdiği hukuk mücadelesiydi. İdarenin, açılan davalarda verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını uygulanmamasını, güya hukuk devletinin hukuku ayaklar altına almasını hatırladım.
İdarenin, yargı kararlarını uygulamama konusunda sabıkası bugün dünden daha kabarıksa, kabahat, o bildirilere el uzatmayan sende kardeşim!
AKLINIZI BAŞINIZA ALIN!
Bildiriye dönelim;
Hükümetin, 2016 olarak ilan ettiği Orhaneli ve Tunçbilek santrallerinin satış tarihini 24 Kasım 2014’e çektiğini duyurarak başlıyor bildiri… Ve şöyle devam ediyor:
“Sadece santralları değil, Bursa Linyitleri İşletmesi’ne ait maden sahalarını, ruhsatlarını, santral ve madenlerin taşınır taşınmaz her şeyini satmak istiyor. Nedir bu telaş? Nedir bu gözü dönmüşlük?
Yurtsever Bursalılar!
Türkiye’yi pazarlamakla görevliyiz diyen hükümet, Türk milletinin geçmişini ve geleceğini satıyor.
Memleketin taşını, toprağını bile satmaya koyuldular. İlan vererek hazine arazilerini satıyorlar artık. Kimin malını satıyorsunuz? Sattıklarınız ve satmak istedikleriniz, Türk milletinin geçmişidir, geleceğidir. Sattıklarınız Kurtuluş Savaşı’dır, Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Yatağan Kalesi’ni aşamadınız, Orhaneli, Tunçbilek ve Soma kalesini de aşamayacaksınız. Tez elden aklınızı başınıza almanızı öneriyoruz.”
SUÇ UNSURU OLSA NE OLUR?
Bildiride daha sonra Bursalılar, Orhaneli Termik Santralı’nın satışının engellenmesi konusunda birlik olmaya çağrılıyor.
Şimdi…
Ey vatandaş…
Sokakta dağıtılan bu ve buna benzer bildirileri almaktan neden korktuğuna ilişkin tahmin yürüteceğim.
“Bildiride bir suç unsuru olabilir, alıp okursam suça ortak olmuş olurum!” diye düşünüyorsun öyle mi?
Yok, yok! Hukukun üstünlüğüne inanan doğru bir vatandaş olduğundan değil bu düşüncen!
“Gocuklu celep” korkutuyor seni biliyorum!
Sayende Nazım’ın dizelerini hatırladım. Ne demişti Usta:
“Ve bu dünyada bu zulüm senin sayende… Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”