Küçükkumla Belediyesi kapanmadan önce Eşref Güre’nin belediye başkanlığı döneminde sahile boydan boya beton dökülmüştü. Birkaç yıl önce betonlar söküldü, belli aralıklarla denize dikey minik dalgakıranlar oluşturuldu. Hafta sonu gördük ki, o minik dalgakıranlar Küçükkumla sahilini yeniden kumsala dönüştürmüş… Ciddi ciddi plaj olmuş Küçükkumla sahili…

Fakat deniz, yine bildiğimiz deniz! Yemyeşil yosun kaplı! Yosunun nedeni evsel atıklar ve deterjan elbette… Her ne kadar açığa atılsa da kanalizasyon, sonuçta açık deniz olmadığı için yine kıyıya vuruyor pislik… Deniz, kendine ait olmayanı dışarıya atıyor bir şekilde…

 

SANDIK KİMİ KIYIYA ATACAK?

 

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Bursa ziyaretinde Koza Hanı’ndaki basın toplantısından kalkarken, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey arkamdan dürterek “Nasıl buldun?” diye sordu. Yanıt olarak “Cuma vaazı dinlemiş gibi hissediyorum kendimi” dedim.

Sonra ekledi Bozbey: “Ne yapacaksın! Halkın istekleri bu yönde! Yapılacak başka bir şey yok!”

Halk da deniz gibi… Kendinden olmayana prim vermiyor… Bozbey’e göre Ekmeleddin İhsanoğlu halkın istediği bir karakter ama ne kadar kendinden olduğunu, 10 Ağustos’ta göreceğiz!

Bu arada “Milletin Adamı” sloganıyla boy gösteren Recep Tayyip Erdoğan’ın şimdiye kadar aldığı millet desteği, deniz kanununa da uygun… 10 Ağustos’ta değişir mi, değişmez mi bilmiyoruz!

Anketler mi?

Bakmayın siz onlara… Sandıktan çıkacak olana bakın!

 

GAZZE’NİN GAZABI!

 

İsrail’in Gazze’deki çocuk katliamlarının, insan olanın içini acıtmaması olanaksız. Bilmem kaç kere “Ya Kâhhar” diye haykırsak, bilmem kaç kere lanet okusak, ne ölen çocukları geri getirebiliriz ne de bundan sonraki çocuk ölümlerini durdurabiliriz. Savaşların, katliamların özellikle İslam ülkelerinde yoğunlaşmasını sorgulamakla da bir sonuç elde edemeyeceğiz kesin…

Türk milleti, ileride yaşanabileceği toplumsal çatışmaları, savaşları önleyebilmek için, akıl ve bilimin yolundan ayrılmamalı… Dini ve etnik çatışmaların önüne ancak insanların refah düzeyini artırarak, buna paralel olarak kişisel hak ve özgürlüklerle, demokrasiyi geliştirerek geçilebileceğini de unutmamalı…

 

PARILDAR’IN KİTABINDAN

 

Küçükkumla’dan başladık ya… Yaz aylarını bu beldede geçiren Köy Enstitülü emekli edebiyat öğretmeni Ali Kemal Parıldar’ın derlediği, “Bayburtlu Halk Şairleri” kitabından bir alıntıyla bitirelim.

Parıldar’ın kitabında tanıttığı “Bayburtlu Kul Osman (Aktaş)” 2009 yılında vefat etmiş, burnumuzun dibinde bir şairmiş meğer haberimiz yokmuş! Hacıhasanoğulları’nın baklava ustasıymış Kul Osman

İşte Kul Osman’ın dokunaklı dizeleri:

 

Batarken güneşin kızıllığında

Başka dünyaları düşlerdim evvel

O rengin, ahengin çılgınlığında

Renkli rüyaları süslerdim evvel

***

Orda ne vardı gidebilseydim

Ne olurdu sanki bilebilseydim

Hiç olmazsa bari sezebilseydim

Tatlı hülyaları işlerdim evvel

***

Ordaki çocuklar, nasıl kuzular

Kim çalar kavalı yürek sızılar

İçimde kıvranır döner arzular

Yanık türküleri seslerdim evvel

***

Kul Osman bugüne geldi dayandı

Sanki de gafletten yeni uyandı

Artık o kızıllık ayan beyandı

Çocuk duyguları isterdim evvel

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır