“Selfie” fotoğraf modası var ya şimdilerde, Türkçeleştirdik “özçekim” dedik. Bazı görüş ve düşüncelerin yayılmasını önlemek için uygulanan yöntemin adı olan “sansür” de Fransızca’dan geliyordu ama Türkçeleştirmeye gerek duymamış ve aynen kullanmaya devam etmişiz. Hatta “özçekim” gibi kendi kendine sansür anlamına gelecek “özsansür” de dememiş, “otosansür” olarak yerleştirmişiz dilimize…
Amaan! Pazar pazar sıkıcı bir sansür yazısı hiç çekilmez… Hem sansür mü uygulanıyor sanki ülkede! Tepemize mi biniyorlar sanki “onu yazma, bunu yazma” diye! Her istediğimizi özgürce yazıyoruz işte!
Benim derdim, sadece sıcak bu pazar gününde, daha da sıcak olan iç ve dış politik gelişmelerle kafanızı şişirmemek!!!
HER ÜNLÜ SESE AYRI BESTE
Mesela 53. Bursa Uluslararası Bursa Festivali’nin ikinci etkinliğini izledik önceki akşam… Sahnede, 300’den fazla bestesi olan arabesk-fantezi müziğin duayeni Selami Şahin ile güçlü mü güçlü sesiyle Işın Karaca’nın düeti vardı.
Selami Şahin’in her biri 7’den 70’e herkesin bilip de eşlik ettiği şarkılarını dinlerken yeni nesil pop fantezi müzik sanatçılarıyla kıyasladım. Şimdikilerin her şarkısı birbirine benziyor. Melodi neredeyse aynı… Fakat Selami Şahin öyle mi? Her şarkısında ayrı bir lezzet var.
Bir de öyle yaratıcı, yetenekli ki, Zeki Müren’e, Bülent Ersoy’a, İbrahim Tatlıses’e, Tanju Okan’a ve onlarca ünlü sanatçıya verdiği bestelerini yine onların seslerini taklit ederek okuma becerisine sahip…
Gözlerinizi kapayıp dinleseniz sanırsınız ki sahnede Zeki Müren var, Bülent Ersoy var, İbrahim Tatlıses var…
YAVRUM ÇAĞIR BAKALIM AİLENİ!
Özgeçmişini okudum, sesinin güzelliğini ilkokul sıralarında öğretmenleri fark edip yönlendirmişler Selami Şahin’i… Daha 15 yaşındayken de Hatay’dan düşmüş yollara…
Elbette en büyük şansı, İrfan Özbakır gibi Türk Sanat Müziği dehasıyla karşılaşmış olmasıdır. Şahin’in yeteneğini fark edip elinden tutan Özbakır olmuş.
Nasıl kahretmeyeyim ki? İlkokulda müzik derslerinde öğretmen hep şarkı söyletirdi de, “Yavrum çağır bakayım bana anneni babanı. Senden iyi müzisyen olur. Yönlendirelim seni” demedi biri…
Oysa ben, bir tarihte iki tahta parçasını keman gibi kullanarak oyun oynayan çocukları gördüğümde, hemen Uludağ Üniversitesi Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. İsmail Göğüş’e ulaşmış, “Hocam, şurada iki çocuk var, gelecek vaat ediyorlar. Bir bakın şunlara” demiştim. İsmail Hoca da, anne babalarına iletmek üzere kartvizitini vermişti çocuklara…
NOTALARIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Neyse…
65 yaşına karşın yüksek bir sahne performansı sergileyen Selami Şahin’i bu derece dinç tutan, 1960-70’li yıllarda bestelediği şarkılarının bugünün gençleri tarafından bile biliniyor olmasıdır mutlaka… Düşünsenize, o mutluluk insanın ömrüne ömür katmaz mı?
Selami Şahin diyor ki! En bilindik, hani dillerden düşmeyen şarkı sözleri var ya… Hemen hepsi yaşanmış duyguların eseri…
Duygulanmadan duygulandırmak, hissetmeden hissettirmek olanaksız çünkü… Çoğu şarkı sözünün altında bir kadının etkisi var… Kiminde ise günlük diyalogların…
Biz de yazarız ya… Günlük olaylardan etkileniyoruz tabii ki… Siyasal ve diplomatik gerilimlerden, ekonomi ve çevre politikalarından, toplumsal olaylardan…
Harflerim, kelimelerim, cümlelerim, notaların özgürlüğünü kıskanmasın da ne yapsın?