Ne demişti CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tatildeki seçmene: “Masalarda oturup ‘Ben oy kullanmayacağım’ diye ahkam kesmek demokrasiye uymaz. Bir gün gelir sizin tatil yapmanız da engellenir. Bu ülkede yaşıyorsanız çocuklarınıza karşı sorumluluğunuz var. Adam gibi tıpış tıpış sandığa gideceksiniz, demokrasinin gereğini yapacaksınız.”

Şahsen tatilde değildim ama içime sinmeye sinmeye tıpkı Kılçdaroğlu’nun dediği gibi tıpış tıpış gittim sandığa! Hem de koltuğumun altında “ekmek”le! Döndüm eve! Kırdım somunu! Hamur çıktı mübarek! Pişmediği gibi, rengi değişik, kokusu farklı! Yiyemedik haliyle…

Ey Kemal Kılıçdaroğlu!… Ben ve benim gibi milyonlarca insan, tıpış tıpış gitti sandığa… İstemediği birinin, tarzından, siyasi duruşundan hoşlanmadığı, dini değerleri siyasi ikbali için kullanmaktan kaçınmayan birine oy vermemek için istemeye istemeye oy verdi gösterdiğiniz çatı adayına!

Sahil beldelerinde denizde boy vermeye tercih etti Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermeyi. Ama sonuç şaşırtmadı. Denizde boyunu ölçemedi ama sandıkta aldı boyunun ölçüsünü!

Umarım siz de almışsınızdır boyunuzun ölçüsünü! Şimdi size de tıpış tıpış gitmek düşer. Hemen, bugün! İstifa edin ve CHP’yi, Türkiye’ye ciddi bir ana muhalefet, sonra da iktidar partisi yapacak kadrolara teslim edin!

Varsa tabii!

Gerçi bunu önceki seçimlerde de gördük. Bu kez daha iyi anlamışsınızdır sanırım. Dini değerleri yok sayarak başarılı olunamayacağı düşüncesiyle Atatürk’ün partisini dincilere açıp, dinci aday çıkarmakla, temelinden çatısına dini motiflerle örülmüş siyasal anlayışın alt edilemeyeceğini anlamışsınızdır umarım. Biliyorsunuz ki millet, orijinali varken benzeyenine, hele sahtesine hiç bakmıyor.

 

GELECEK İÇİN KÜREYE BAKAYIM

 

Çatının diğer ayağı MHP’ye de söylenecek çok söz var ama başka bir yazıya…

“Bugünden itibaren Türkiye nereye gider?” sorusuna yanıt ararken karamsar bir tablo çıkarıyoruz. Elbette, dün tercih mührünü Recep Tayyip Erdoğan’a basanlar, çok umutlular. “Yeni Türkiye” diyorlar, “millet iradesi” filan diyorlar da, Türkiye’yi tek adam yönetimine teslim ettiler. Bilerek ve isteyerek… Hatta ölümüne!

“Ölümüne” kelimesini bilinçli kullanmam şundan… Türkiye’de toplumsal barış yok ne yazık ki… Bu gerilimi ortadan kaldıracak olan devletin başındaki kişiyken, tam tersine o kişiyi ödüllendiren bir anlayış hakim ülkeye…

Toplumsal barış diyoruz ya… Gelir dağılımının adil olmadığı bir ülkede toplumsal barıştan söz etmek nasıl mümkün olabilir? Adaletten nasıl bahsedilebilir?

2011 rakamlarıyla ülke insanının sadece yüzde 20’si, gelirin yüzde 45’ini alıyor. İkinci yüzde 20’lik dilim yüzde 21.9’unu, üçüncü dilimdekiler yüzde 15.5’ini, dördüncü dilimdekiler yüzde 11’ini, “en alttakiler” ise sadece yüzde 6.5’ini…

Türkiye’yi, sanıldığı gibi refah bir gelecek beklemiyor. Bugünkü özgürlükleri mumla arayacağımız günler olacak!

Dış politikada “sıfır sorun” iddiasıyla çıkılan yolda “yüzde 100 sorun”la boğuşulurken başımıza daha neler geleceğini kestirmek için de sihirli küreme bakmam lazım!

Hadi kalın sağlıcakla…

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır