Böyle böyle akıllanacaksın arkadaş. Başka yolu yok. Rakip takımın oyuncularına, hakemlere ana avrat küfrediyorsan, koltukları söküp sahaya fırlatıyorsan, hırsını alamayıp sahaya inerek önüne gelene saldırıyorsan cezasını çekeceksin! Giremeyeceksin stada… Ne zamana kadar? Saha kenarındaki tel örgüler kaldırılıp, sen de paşa paşa oturup maç izlemeyi öğreninceye kadar! Öğreneceksin bunu, öğrenmelisin!
Bursaspor’un, sezonun ilk maçında Galatasaray ile randevusu vardı önceki gün Bursa Atatürk Stadı’nda… Teksas ve Maraton tribünleri bomboş… Maraton tribünü önünde fosforlu önlüğüyle bir tek güvenlik görevlisi kabak gibi görünüyordu. Açık kale arkası da dolmamış, misafir takıma ayrılan bölüm de tıklım tıklımdı… Bir ara Bursaspor’un deplasman maçını izlediğimizi sandım.
Neyse… Stat çevresinde “maça bilet” yok artık. Cebinde Pasolig kartın varsa girebiliyorsun… İçeriye kim girdi, kim çıktı her şey kayıt altında… Buraya kadar güzel…
“BABA BİR DAHA BENİ MAÇA GETİRME!”
Oğlum henüz 5-6 yaşlarındayken açık kale arkası tribününe gittik birlikte maç izlemeye. Bir ramazan günü sanırım Gençlerbirliği maçıydı. Çocuğa Bursaspor sevdası aşılayacağız ya… Sağımızda oturan bir abi, her pozisyonda fırlıyor ayağa, futbolcusuna, hakemine, anasına bacısına saydırıyor. İçini boşaltıyor. Yerine otururken, “Tövbe tövbe! Ramazan mübarek günde insanı günaha sokuyorlar” diye söyleniyor.
Bir oldu, iki oldu…
“Abim be! Bak küçük çocuğumu getirdim Bursaspor sevdası aşılayayım diye… Bu çocuk senin tepkini görüp küfürlerini duydukça ürktü ve kulağıma ‘baba gidelim ve beni bir daha maça getirme’ dedi. Eğer bu çocuk ileride Bursaspor’dan nefret ederse bunun sorumlusu sensin” dedim.
Özür diledi. Fakat utancı ve sakinliği beş dakika kadar sürdü. Sonra yine başladığında küfür etmeye, biz çıkış kapısına ulaşmıştık bile…
KENDİNİZİ CEZALANDIRIN, TAKIMINIZI DEĞİL!
Yeni kurallara göre hangi tribünde küfür edilirse o tribüne ceza veriliyor. Stadın tamamına değil… Askeriyede de, bir kaza olur da kazanın olduğu yer cezalandırılır. Oraya ayak basmak yasaklanır! İşte onun gibi bir şey…
Geçen yıl tribün cezasının, kadın ve çocuklara ücretsiz maç izlettirerek infaz edilmesi, bir bakıma iyiydi. Fakat tribünlerden yükselen ses, önceki Dünya Kupası’nda kafamızı ütüleyen ‘vuvuzela’dan farksızdı!
Bu arada tekrar taraftar arkadaşlara sesleniyorum. Bakın arkadaşlar! Boş tribünlere oynanan maçın, gönül verdiğiniz takıma getirdiği dezavantajı düşünün… Coşkulu tezahüratınızın, takımı nasıl ateşlediğini, ölmüş eşeği bile dirilttiğini sizler daha iyi biliyorsunuz. Kim bilir, geçmişte ne tezahüratlar yaptınız da kötü giden maçın kaderini değiştirdiniz?
Bakın, Bursaspor 2-0’lık Galatasaray yenilgisiyle lige kötü başladı. Belki dün tribünler cezalı olmasaydı, sonuç tam tersi olabilirdi.
Şapkanızı koyun önünüze ve düşünün… “Maç sırasında kendime hakim olamıyorum” diyorsanız, gitmeyin maça kendinizi cezalandırın, gönül verdiğiniz takımı değil…
Hadi bir de tribünde seslendireceğiniz dörtlük ikram edeyim… Telif de istemem. Bursaspor’a üyelik aidatım dışında bir katkım olsun…
—BEYİN CİMNASTİĞİ—
Dinlemeyiz kar kış ayaz
Seninleyiz Yeşil Beyaz
Vursun davul çalsın saz
Haydi Bursa destan yaz