Bursa’nın en genç milletvekili CHP’li Aykan Erdemir, kendisine bu unvanı veren halka karşı sorumluluğunu yerine getiren az sayıda milletvekilinden biri… 24. dönemin 3. yıldönümü nedeniyle, önceki yıllarda olduğu gibi yine Bursalı gazetecilerin karşısına geçip, 3 yılın sonunda elde ne kalmış ortaya koydu. Gerçi Türkiye daha bayrak krizini aşamamışken, cumhurbaşkanlığı adaylık kulisleriyle kaynarken bir de Musul’da konsolosluğumuzun basılıp, vatandaşlarımızın kaçırılması gibi vahim bir olayın şokunu yaşarken, Erdemir’in Bursa’nın kent kimliğine yönelik gündem oluşturması, kendi deyimiyle bir şey ifade etmiyordu… Ama BTSO’nun 125. kuruluş yıldönümü töreninde TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da kent vurgusu yapmasından esinlenen Aykan Erdemir, Bursa’yı, Türkiye ve dünyanın neresinde konumlandırmak gerektiğini sorguladı.
BURSA’DA NEDEN OLMASIN?
“Bilbao’daki, Guggenheim gibi neden bir çağdaş sanat müzesi olmasın” dedi.
Niye Guggenheim Müzesi? Çünkü yılda 15 milyon turist çekiyordu.
Sadece Bilboa’da 9 tane Michelin yıldızlı restoran vardı. Bırakın Bursa’yı koskoca Türkiye’de yoktu. İlki neden Bursa’da olmasındı!
Bursa’ya gelen turistlerin konaklama gün ortalaması 1,1’di… Turisti ikinci gece konaklaması için ikna edecek gerekçemiz yoktu çünkü…
Üstünde oturduğumuz hazineydi aslında “Osmanlı İmparatorluğu’nun Başkenti” özelliği… Keza, İznik… Antik Roma Tiyatrosu kazıları durmuştu, neyse ki verdiği önerge üzerine bir miktar ödenek ayrılmıştı da, yeniden çalışmalara başlanmıştı. İznik tek başına 1 milyon turist çekebilirdi.
BARIŞA YENİDEN İMZA
Bütün bu hazineler varken, Bursa’nın acilen ihtiyacı olan marka ajansıydı. Tek bir kuruma ağır gelebilirdi bu ama tüm dinamikler ele ele vermeliydi.
Mudanya da başlı başına bir değerdi. Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’ın, 92 yıl önce imzalanan Mudanya Mütarekesi’nin yıldönümü olan 11 Ekim’e planladığı “Barış Festivali” Mudanya ve Bursa için iyi bir tanıtım fırsatıydı. Mudanya Mütarekesi’ne katılan İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan’dan temsilsilerin katılacağı “Barışa yeniden imza atıyoruz” temalı organizasyon her yıl tekrarlanabilirdi.
UYGUN İKLİM ŞART
Bursa’nın, en az talep eden, en az ağlayan kent olduğunu vurguladı Aykan Erdemir… Fakat, bu saydığı değerleri kullanabilmek, geliştirebilmek ve karşılığını alabilmek için uygun iklimler gerekiyordu. Özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ile ilintilediği “uygun iklim” tanımını yazılım, bilişim, Silikon Vadisi’nden bahsederken verdi ama diğerleri için de geçerliydi.
Nitekim 2000 yılı, Hıristiyan dünyası için çok önemli bir tarihti. 1999 yılında İznik’e gelen Hıristiyan din adamlarının taşlandığını unutmadık.
Evet, turizmi geliştirmek için altyapıdan önce toplumun kafa yapısını değiştirmemiz gerekiyor. Bugün bile hala Hıristiyanların Türkiye’deki kiliselerini camiye dönüştürmeyi iç politika malzemesi yapan anlayış iktidardayken, zor dostum zor!
NE BEKLİYORUZ Kİ?
Aykan Erdemir, Türkiye’nin en önemli eksikliğinin de finansal okuryazarlık olduğunu söyledi ya, sorduk kendi kendimize. Bildiğimiz anlamda okuryazarlık var mı ki?
Aynı bankere 3 kez para kaptıranlar Türk insanıydı!
İlçesine gelip para bırakacak Hıristiyan din adamlarını taşlayanlar Türk insanıydı!
Üniversite sınavına girmeden önce iyi bir yer kazanabilmek için yatır ziyaret edip çaput bağlayanlar da bu insanların çocukları!
Ne bekliyoruz ki?