Hani biz gazeteciler hep “açız” ya, basın toplantılarına gidelim diye hep kahvaltılı ve yemekli yapıyorlar ya artık! Seçim öncesi birkaç “kahvaltılı basın toplantısı” davetini reddettim. “Eğer” dedim, “Davetinizde şu gün şu saatte basın toplantısı yapıyoruz, projelerimizi kamuoyu ile paylaşacağız deseydiniz gelirdim. Fakat başına kahvaltılı kelimesi eklediniz ya… Kusura bakmayın, ben gelmiyorum.”

Bazılarına mecburen gittik. Davette “kahvaltılı” ibaresi kullanılmadığı halde kahvaltılı olduğu belli olmasına rağmen! Nereden belli? Toplantının 5 yıldızlı otelde sabahın 9 buçuk 10’unda yapılmasından…

Gittiğimiz kahvaltılı toplantılardan biri Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin, Hünkar Köşkü Sosyal Tesisleri’nde yaptığı toplantıydı.

EN AÇ GÖZLÜ DAVRANIŞIM!

Şimdiye kadar hiçbir toplantıda böylesine “aç gözlü” davrandığımı hatırlamıyorum! Masalara, hediye poşetlerine öyle bir saldırdım ki, görseniz “Yuh be! Kıtlıktan çıkmış sanki” deyip, aşağılayarak bakardınız yüzüme!

Hele o hediye poşetlerini, daha Recep Altepe gelmeden arabama taşımam vardı ki, sanki yangından mal kaçırıyorum! Belediye görevlilerinin, “Acele etmeyin arkadaşlar, hepinize yetecek kadar var” demelerine bile kulak asmadan, “Ne olur ne olmaz, çıkışta belki kalmayabilir” kaygısını yaşamaktansa, önceden arabama taşır rahatıma bakarım!

Öyle yaptım nitekim…

Benden gören, meslek büyüğüm, ustam Erol Nural Ağabeyim de aynısını yaptı. Hatta benim arabaya koydu emanetleri!

Bir bakıma yayınevi gibi çalışan fakat sadece Bursa’nın tarihi ve kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktaracak onlarca kitap bastıran Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin son yayınlarıydı, taşırken zorlandığımız… O günden beri, birini bırakıyor, diğerini alıyorum elime…

NELER YOK Kİ?

1923 yılında yayınlanan Yeni Mecmua Bursa Özel Sayısı’nın orijinal metni ve Türkçe çevirisiyle kitaplaştırılmış hali… Tasavvufi şiirler ve deyişleri içeren 5 kitaplık “Gönül Dili” serisi… Yunus Emre’den bir asır sonra yaşamış “Bursa’nın Yunus’u”

Hele somut olmayan kültürel miras serisi var ki, bu seri “Bursalıyım” diyen, tarihiyle biraz olsun ilgilenen herkesin kitaplığında olmalı…

Bursa Köyleri-1; Bursa Köylerinde Çocuk Oyunları ve Oyuncakları-1; Bursa Köylerinde Halk Hekimliği, Uygulama Örnekleri ve İnanışları-1; Bursa Köylerinde Geleneksel Mimari ve Arkeoloji-1; Bursa Köylerinde Ekimden Hasada, Hasattan Sofraya Yemek ve Mutfak Kültürü-1; Bursa Köylerinde Ninniler, Maniler, Ağıtlar, Türküler, Giyim Kuşam ve Halk Oyunları-1; Bursa Köylerinde Sözlü Anlatımlar-1;  Bursa Köylerinde Gelenek ve Görenekler-1…

8 kitabın her birinin adının yanına 1 rakamı konulduğuna göre, devamı gelecek yapıtlar bunlar…

Gelmeli elbette…

Gelmeli ki, örneğin şu aşağıda sıralayacağımız manilerden haberimiz olsun:

Su gelir millendirir
Yorgunu dinlendirir
Belenören gızları
Sağırı dillendirir
(Keles/Belenören’den)

Goyunum var garaman
Gaybolursa aramam
Ben bir reçber gızıyım
Şehirliye varamam
(Orhaneli/Çöreler’den)

Dağakça’ya çıkacağım
Yolu bayır olmasa
Çekinmeden yakacağım
İçinde Ayşem olmasa
(Osmangazi/Dağakça’dan)

Tepelerden bakarım
Şimşek gibi çakarım
Kız ben senin yoluna
Düvenli’yi yakarım
(Keles/Düvenli’den)

Kestim ekmek dilimi
Tut kayınna dilini
Akşam oğlun gelince
Gırar gambur belini
(Yenişehir/Gökçesu’dan)

Ayna attım çayıra
Şavkı vurdu bayıra
Bizi kul ayıramaz
Meğer ölüm ayıra
(Mudanya/Işıklı’dan)

Çeşme üstünde bakır
Gurumuş takır takır
Ben abeymin düğününde
Oynacam şakır şakır
(İznik/Müşküle’den)

Osmangazi köylerinden iki mani de sanki bana ithaf edilmiş… Ramazan manisi, siyasi taşlama yazıyoruz ya sözde… Birincisi Yiğitali, ikincisi Mürseller’den çıkan manileri okuyunca yutkundum doğrusu…

Hey goparım goparım
Gökten yıldız goparım
Senin gibi maniciyi
Çeşmeye ibrik yaparım

Ev üstünde gezerim
Al kiremit ezerim
Sizin gibi manicileri
Uçkuruma dizerim

Ayrıca bakınız:

Yoruma kapalıdır