Sözde gazetecilerin, “Sizinle birlikte bu üniversite uçacak Hocam!” benzeri sözlerini, “Beni övmeyin arkadaşlar, üniversiteye, kente ve ülkeye ne katabiliriz onu söyleyin” diyerek karşılayan UÜ Rektörü Prof. Ulcay’ı alkışladım doğrusu…
Uludağ Üniversitesi’ni, çok sıkı olmasa da Prof. Dr. Nihat Balkır’ın rektörlüğünden buyana takip ediyoruz. 1980’li yıllardan beri üniversitenin kentle kaynaşamadığı yakınması vardır hep gündemde… Ayrıca toplumun her kesimini ilgilendirdiği için tıp fakültesi hastanesinin sorunları…
Öğretim üyelerinin pek çoğu, toplumdan kopuk olmalarını ve güncel konularda medyaya görüş bildirmekten kaçınmalarını çeşitli nedenlere bağlayarak kendileri de kabul ediyor.
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ile birlikte, “üniversitede rektör tıp fakültesinden çıkar” anlayışı da tarihe gömüldü. Sonuçta rektörlük, bilimsel üretim yapan bir kurumun yöneticiliği ise yöneticinin ille de tıp fakültesi orijinli olması gerekmiyor. Yöneticilik özellikleri çok daha önemli…
Üniversite bünyesinde yapılan seçimde birinci sırada önceki rektör Prof. Dr. Kamil Dilek çıkmış olsa da Cumhurbaşkanı’nın Ulcay’ı ataması elbette eleştirilecek bir uygulama ama o ayrı bir konu…
Belki iyi de oldu. “Kesinlikle iyi oldu” diyebilmek için çok erken. İyimser yaklaşımımız, Rektör Ulcay’ın, üniversitenin geleceğini şekillendirmek için Bursa’nın dinamikleriyle toplantılar yapıyor ve görüşlerini dinliyor olmasından…
Rektör Ulcay, ikinci grup gazeteci buluşmasını bugün gerçekleştirdi. Mesleğimiz çerçevesinden bakarak naçizane somut bir önerimizi ilettik Rektör Ulcay’a… Üniversitenin herhangi bir biriminde üretilen bilimsel bilginin, medya yoluyla aktarılabilmesi için daha etkin bir model geliştirilmesini istedik… Gazetelerin, üniversite muhabiri çalıştıramadıkları gerçeğinden yola çıkarak…
Bugünkü toplantı bana da ders oldu. Bundan böyle basın toplantılarına çağrıldığımda soracağım kimlerin davetli olduğunu!
Zira sonradan olma sözde gazetecilerin, “Sizinle birlikte bu üniversite uçacak Hocam!” benzeri sözlerini, “Beni övmeyin arkadaşlar, üniversiteye, kente ve ülkeye ne katabiliriz onu söyleyin” diyerek karşılayan Rektör Ulcay’ı alkışladım doğrusu…
Ayrıca, üniversitenin internet sitesinin ana sayfasında Yusuf Ulcay haberleri görmekten duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi, öğretim üyelerinden, fakültelerden haberler verilmesi konusunda talimat verdiğini bildirmesi de kayda değer bir yaklaşımdı. Ulcay’a göre üniversitenin yüzü sadece rektör değildi.
Hiçbir öğretim üyesinin medyaya görüş bildirmesinin izne bağlı olmadığını söylüyor Rektör Ulcay… Etkinliklerin kayıt altına alınması için bilmeleri gerektiğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve ekibinin hedefi, Uludağ Üniversitesi’ni Türkiye’de ilk 10, dünyada da ilk bin arasına sokmak… Görev süresi içinde bu mümkün olur mu? “13 olsa da iyi olur” diyor.
Özel araçla kampusa giriş ücreti konusu var ki, Ulcay’ın içini en çok acıtan konu… İhaleyle verilen otopark işinin sözleşmesi 2017’nin sonunda bitecekmiş. 7 yıl önce 12 bin liraya verilirken, “25 bin lira vereyim bana verin” demiş, ücretin azlığına dikkat çekmek için… Bugün kampus girişindeki gişelerden 10 kazanılıyorsa, 1’i üniversiteye kalıyormuş.
Tıp Fakültesi Hastanesi’nin rehabilitasyonu, daha kaliteli hizmet de, öncelikli konuları arasındaymış Ulcay ve ekibinin…
Neyse uzatmayalım…
Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ın şehrin dinamiklerine de sorumluluk yüklemesi, 4 yılda Uludağ Üniversitesi’ni şahlandırmasa da titretecektir. Şayet bugünkü söylemleriyle eylemleri örtüşürse… Ve tabii ki mevzuat izin verirse…
Mevzuat engelini aşmak için de, Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı’nı harekete geçirmenin yollarını arıyor.Celal Gökçen ve Ergun Kağıtçıbaşı dışında, ki bu iki isme katkılarından ötürü teşekkür ediyor, “51 kurucu yılda 10 bin lira verse bile yeter” diyor.
Yani; üniversite-kent ortaklığıysa söz konusu olan herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini kaydediyor.