DAĞDER Onursal Başkanı Prof. Ali Kaya “Rastgele insanlar çıkıp sivil toplum örgütünü başka hedeflere yöneltmesin!” diyerek havuz sistemini savunuyor. CV’lerin inceleneceğini söylüyor. Sivil toplum örgütü değil, sanki İK servisi…
Kısa adı DAĞDER olan Orhaneli, Keles, Büyükorhan, Harmancık ve Osmangazi’ye Bağlı Dağ Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği olağanüstü genel kuruluyla ilgili iki makale yazdık. İkisinde de oklar, DAĞDER Onursal Başkanı Prof. Dr. Ali Kaya’ya yöneldi.
Nedeni, 16 Ağustos’ta gerçekleştirilecek olağanüstü genel kurulda yapılacak seçimlerde aday olacakların havuz sistemiyle belirlenmesi yöntemiydi. Havuz sistemi Kaya’nın fikriydi. Mevcut yönetim kurulu da bunu benimsemiş ve DAĞDER kamuoyuna duyurmuştu.
Prof. Ali Kaya ile konuştuk. Demokratik olmadığı gerekçesiyle eleştirilen havuz sistemini savundu.
Nasıldı peki sistem?
Başkanlığa ve kurullara aday olacak kişiler, birer form doldurup 30 Temmuz 2015’e kadar DAĞDER’e teslim edeceklerdi. Oluşturulacak üst kurul da, havuzda toplanan bu isimleri elekten geçirecekti.
Kaya, “TÜSİAD’da var olan, uygulanan, gelenekselleşmiş bir sistem bu. Özü şu. O kuruma en iyi hizmeti yapabilecek yöneticilerin ortaya çıkarılmasını sağlamak. Dikte etmek değil. Birileri çıkıyor, STK’ları kendi emelleri uğruna yönlendirebiliyor. Hukuksuz ya da antidemokratik yollara da başvurabiliyor. Kurumla alakası olmayan, geçmişini ve bugününü bilmeyenleri üye yaparak, bir noktadan farklı noktaya getirebiliyor. Böyle suiistimaller oluyor” diyor…
İlginç!…
Devam ediyor Prof. Ali Kaya;
“Önce, DAĞDER’e hizmeti düşünen, madden ve manen kendisinde bu gücü görenlerin önünü açmak havuz sistemindeki amaç. Gelin buyurun talip olun demek. Talip olanların kimlikleri, kişilikleri var mı, yok mu bilinmesi lazım. Böyle bir yönetici havuzu olsun dedik. Kurul oluşsun, CV’leri incelesin, genel kurulun onayına sunsun. Yöre insanımıza daha iyi hizmet yapabilmek amaç… Derneği daha üst noktaya çıkarmak…”
Sivil toplum örgütü değil, sanki 15 bin kişinin çalıştığı devasa bir fabrikanın insan kaynakları servisi mübarek!
Diyor ki Ali Kaya: “Rastgele insanlar çıkıp sivil toplum örgütünü başka hedeflere yöneltmesin!”
Bu şu anlama gelmez mi?
DAĞDER’in üyeleri ya da delegeleri her neyse… Bunlar adamdan anlamaz. Seçmeyi de bilmez. Giderler olur olmaz insanları seçerler. En iyisi biz seçelim, onların onayına sunalım!
Şaşırmıyoruz elbette… Zira ülkemizde siyasi partiler ve seçim kanunlarının getirdiği uygulamalar da böyle değil mi?
Bir lider ve yakın çevresindeki üç-beş kişinin belirlediği adaylar, vatandaşın önüne sadece onay için sunulmuyor mu?
Ama Ali Kaya ısrarla TÜSİAD örneğini veriyor. Ve karşı çıkıyor bu görüşe… Niyet ve amaç “Genel kurul üyelerine fikir vermek, yardımcı olmak”mış.
Yadırganabileceğini, karşı çıkılabileceğini ama saygı duyduğunu ifade ediyor.
Son olarak, DAĞDER’in siyasete alet edilip edilmemesine yönelik tartışmalara, dolayısıyla Mustafa Bay’ın AKP’den milletvekili aday adayı olup sonra yeniden genel başkanlık koltuğuna dönme girişimini hatırlatıp, görüşünü soruyorum.
“DAĞDER sıçrama tahtası yapıldı demek istemiyorum. Herhangi bir kimseyi töhmet altında da bırakmak istemiyorum. Ama DAĞDER’in ilkesi şudur. Siyasi görüşler eşit temsil edilsin.”