Ahmet DavutoğluDügah makamında, çok bilinmeyen bir İstanbul Türküsü var. “Aksaray’dan iner iken çevirdiler yolumu, zaptiyeler bağladılar kolumu” diye başlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ak Saray”ı ile ilgisi yok. Uyarayım baştan. İstanbul’daki Aksaray semtinden bahsediyor. Kıvrak bir türkü… Dokuz sekizlik formuyla tam bir Roman havası…

Önceki gün bu türküyü mırıldanarak Merinos Parkı’na girdim. Girerken türkünün ritmiyle kıpır kıpırdım. Başbakan olarak Bursa’ya ilk kez gelecek olan Ahmet Davutoğlu’nu izlemeye böyle gidiyorum. Ne keyif, ne keyif!

Kıpır kıpırım ya, Merinos’un güney kapısında polis üzerimi arayınca gıdık aldığımı zannetti.

“Pardon, üstünüzü aramak zorundayım” dedi.

Ellettim her yerimi, yapacak bir şey yok, keyif aldım!

HAY O TALİMATI VERENİN…

Kalabalığın Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nin havuz tarafına yöneldiğini görünce sürüye katıldım! Kafeteryanın orada sağa doğru yönelen sürüden ayrılmam gerektiği hissine kapıldım. Boynumda at nalı kadar Basın Kartı var çünkü. Ayrıcalıklı olmalıydım. Arkasında televizyon yayın araçlarının bulunduğu bir barikat gördüm.

İki polis geçirmedi, iyi mi! Basın mensuplarının kuzey kapısından alındığını söylediler.

Ne yani, şimdi parkın dışına çıkacağım, dolanacağım, kuzey kapısından giriş yapacağım öyle mi?

“Talimat böyle” dediler. “Hay o talimatı verenin…” deyip ayrılırken, polislerden biri onayladı:

“Ha şöyle, talimatı verene söylen, bize değil!”

FARUK ÇELİK’E NE OLDU?

Sürünün arasına daldım yeniden. Labirentin içinde çıkış arayan fare zannettim kendimi… Birazdan “Basına ayrılan yer burası” deyip yöneltildiğim kanalda, arenaya sürülen kızgın boğaya dönecektim…

Basına, sağlık görevlilerine, sivil polislere ayrılan o daracık kanalda oturabilecek bir yer bulabildiğim için şanslıydım. Dinlenince, kızgın boğanın yerini kafesinde fıstık bekleyen maymun aldı!

Barikatın arkasında sağa dönünce protokolde oturanları, sola dönünce kürsüde konuşanı görebiliyordum.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik en erken gelip, uzun süre en arka koltukta oturdu. Başbakan gelince selamlaştı, ön sıraya oturduğunu gördüm ama sonra gözden kayboldu. Bakanlar anons edilirken de adı okunmadı. Herhalde “raporlu”ydu!

Konuklar arasında AKP Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun için de “Celalettin Torun da aramızdalar. Hoş geldiniz” denince, maymun dönüştü bu kez şaşkın ördeğe! O sırada Milletvekili Tülin Erkal Kara ile göz göze geldik, güldü bana!

İçişleri Bakanı Efkan Ala ile de göz göze mi geldik, ben mi öyle hissettim, birden zaptiyeler geldi aklıma! Barikatın arkasına sindim!

AMA AĞLATTI BE!

Davutoğlu’nun konuşması sırasında çok önemli bir telefon çağrısı üzerine ayrıldım. Bindim Bursaray’a… Yanıma bir amca dikildi, elinde parti bayrağı var.

“Neler dedi Başbakan?” diye sordum.

“Kafa mı kaldı yaşlılıktan!” diye yanıtladı. “Gitmeseydin, otursaydın evinde sıcacık!” dedim.

“Ama ağlattı be!” dedi.

“Hayırdır, ne dedi de ağlattı?” diye sordum. Kudüs, Filistin, Yahudi zulmü filan!

“Hadi biz de Yahudilere saldıralım o zaman!” dedim.

“Yok be!” dedi, “Biz baş edemeyiz onlarla! Dünyanın her yanını ele geçirmişler. Biz ancak kalben buğz ederiz!”

BEN ANLADIM SENİ!

70 yaşında, işçi emeklisiymiş. “Yetiyor mu maaş?” diye sordum. “Ne kadar çok olsa da insanoğluna yetmez” dedi. Ama bir yaşam standardı olduğundan bahsettim. İşine gelmedi söylediklerim…

“Sen boşver Filistin’e ağlamayı, geçen ay doğalgaza yüzde 10, ulaşıma yüzde 50 zam yaptılar. Bunlara ses çıkarıyor musun?” dedim.

“Ben anladım seni!” diyerek, yan yan gitti trenin kapısına doğru ve ilk durakta indi.

Nasıl anlamıştı beni acaba, çok merak ettim. Onun gözünde “Pararlelci” miydim, “Gavur CHP’li” mi, “gomonist” mi yoksa “Yahudi dölü” müydüm?

Neydim acaba?

 

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

 

Davutoğlu geldi, tozu dumana kattı
Arınç kürsüde hem ağladı hem ağlattı
Onlar ağladı, ben güldüm
Gülmekten sigortam attı

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Yoruma kapalıdır