AtatürkKulağımda Tchaikovsky’nin “Dance of the reed pipes” ezgisi… “Fındıkkıran Balesi”nin ikinci perde eserlerinden biri… Fakat içim buruk… Önümde bir kitap… Kitapta, Mustafa Kemal Atatürk’ün müzikle ilgili söylevlerinin derlendiği bir bölüm… Mustafa Kemal Atatürk, “Müzikle ilgisi olmayan varlıklar insan değildir. Eğer söz konusu olan yaşam insan yaşamıysa müzik kesinkes gereklidir. Müziksiz hayat zaten yok demektir. Müzik yaşamın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. Yalnız müziğin türü üzerinde durulabilir” diyor, 14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’ndaki konuşmasında…

ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN!

Parantez açıyoruz burada…

Cumartesi günkü görüntüyü kelimelerle resmetmemiz gerek. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi önünde, insan boyunca demir kafeslerin arkasında, kimi kara çarşaflı, ama çoğunun başı kapalı kadınların coşkulu türküler karşısında kıpırtısız bir şekilde Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu bekleyişi canlanıyor gözümde… En Başta, kapitalist-emperyalistlerin margarin ve sentetik kumaş satmanın yolunu açmak için siparişle yaptırdığı iddia edilen “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma fistan giyemem aman” türküsü, oturduğum yerde beni bile coştururken, kadınların ara sıra kürsüye gelen “cazgır”ın yönlendirmesiyle coşmasını içim buruk izledim!

Kapattık parantezi…

BİZANS’TAN KALMA ŞEYLER!

Atatürk, 24 Mart 1930 tarihinde Vossiche Zeitung Gazetesi muhabirine verdiği demece, Montesquieu’nün “Bir ulusun müzik konusundaki eğilimine önem verilmezse o ulusu ilerletmek olanaksızdır” sözünü okuduğunu ve onayladığını söylüyor. Muhabirin, “Biz batılıların, doğunun anlayamadığımız bir sanatı varsa o da müziğidir” sözleri üzerine Atatürk şöyle yanıt veriyor:

“Bunlar hep Bizans’tan kalma şeylerdir. Bizim gerçek müziğimiz Anadolu halkından dinlenebilir. Bunların işlenmesi, geliştirilmesi yoluyla ilerleme sağlanması olanaksız mıdır? Batı müziği bugünkü haline gelinceye kadar kaç zaman geçti? Dört yüz yıl kadar!”

Atatürk’ün, güzel sanatlar konusunda zevki tartışma götürmeyecek kadar yüksek… 1 Kasım 1934 tarihinde, TBMM’nin 4. dönem açılış töreninde yapılan müziği beğenmez ve şu çarpıcı cümleleri kurar:

YÜZ AĞARTICI DEĞER!

“Arkadaşlar, güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne yönde ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bu konuda en çabuk ve en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.

Bugün dinletilmek istenen müzik yüz ağartıcı değerde olmaktan uzaktır. Ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları son genel müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu yoldan Türk müziği yükselebilir, evrensel müzik içinde yerini alabilir.”

Mustafa Kemal Atatürk, 2 Eylül 1936 tarihinde İstanbul’da yapılan Balkan Folklor Festivali sonunda Beylerbeyi Sarayı’ndaki baloda yaptığı konuşmasında şöyle koyuyor noktayı:

GELİŞMENİN KANITI

“Bir ulus çok konuda devrim yapabilir. Ama müzik devrimi ulusların yüksek düzeyde gelişmesinin kanıtıdır.”

Aradan bir ay geçiyor ve Atatürk, TBMM’nin 5. dönem açılışında “Ankara’da bir konservatuvar ve temsil akademisi kurulmakta olduğunu belirtmek benim için bir zevktir” diyor.

* * *

Bugün 10 Kasım… Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 76. yıldönümü… O’na, devrimlerine, ilkelerine karşı savaş açan, değersizleştirme çabası içinde olanlara inat, insanlığın evrensel dili müziğin notalarıyla bir kez daha haykırıyoruz:

Seni unutmayacağız, unutturmayacağız!

Ufkumuzu aydınlatan ilkelerinle sonsuza dek yaşayacaksın Ata’m!

Ayrıca bakınız:

Benzer Konular:

Etiketler:
 

Yoruma kapalıdır