Vali Bey güzel konuştu. Amerikalı işadamlarına dedi ki;
“Bursa’da zaman tüneline girdiniz. 14. yüzyıla kadar gittiniz. Zamanınız olsaydı, sizi milattan öncesine kadar götürebilirdik.”
Kendini Bursa’nın turizm potansiyelini harekete geçirmeye adayan Bursa Valisi Şahabettin Harput’un sözleri, Türk-Amerikan İşadamları Derneği’nin konuğu olarak kentimize gelen Amerikalılar’ı ne kadar etkiledi bilmem ama benim çok hoşuma gitti.
Gitti gitmesine de, Bursa’da sadece Osmanlı eserlerini kurtarmaya ve canlandırmaya yönelik çabalar dikkat çekerken, Harput’un söylediği milattan öncesinin kalıntılarının yüzüne bakan yok nedense…
Örneğin, tarihi MÖ 4. yüzyıla dayanan İznik’te, 2. yüzyılda yapılan Roma Tiyatrosu hala tümüyle ortaya çıkarılabilmiş değil. Doç. Dr. Bedri Yalman başkanlığındaki ekip tarafından 1980’li yıllarda başlatılan ve ara ara sürdürülen kazılar son 4 yıldır yapılmıyor. Yüzde 70 oranında ortaya çıkarılan İznik Roma Tiyatrosu’nda kazıların durma nedeni, “çok bilen(!)” birilerinin restorasyona başlanması konusundaki ısrarı…
Oysa eser tümüyle ortaya çıkarılmadan restorasyon nasıl yapılabilir ki?
Ayrıca, ilçelerde gün ışığına çıkarılmayı bekleyen antik kentler var.
Örneğin Mustafakemalpaşa’daki Miletopolis antik kenti…
Orhaneli’deki Hadrianoipolis…
Orhangazi’deki Basilinopolis…
Bunlarla ilgili hiçbir çalışma duymuyor ve görmüyoruz.
Evet, bu antik kentler Bursa’nın tarihi derinliğini gösteriyor ama toprağın derinliklerinde durdukça bir anlam ifade etmiyor.

* * *

Önceki gece Kırcal İnşaat firması tarafından onarılıp yeniden işletmeye açılan Çelik Palas Oteli’nin şık salonundaydık. Türk Amerikan İşadamları Derneği’nin konuğu olarak Türkiye’ye gelen ve derneğin Bursalı genel sekreteri Burcu Akdarı’nın girişimleriyle bir günü de Bursa’ya ayıran heyet onuruna Vali Harput da bir yemek verdi.
Burcu Akdarı’nın kürsüden duyurduğuna göre heyet, Bursa’daki bir günlük program sırasında bazı anlaşmalar yapmış bile…
Louisville Ticaret Odası Başkanı Joe Reagan ile Burcu Akdarı aracılığıyla ayaküstü sohbet ettik. Türkiye’de “çarpıcı ve güçlü bir ekonomi” olduğunu, en azından algısının bu yönde olduğunu söyledi.
Reagan’ı etkileyen, en başta bankacılık sistemi olmuş daha sonra da genç nüfus… Yüzde 60’ı 35 yaş altında olan böyle genç ülkelerin yeniliğe ve girişimciliğe açık olduğunu söyledi Reagan…
O bunu söylerken ben “Tabii canım! Sorma! Öyle girişimcidir ki bu ülkenin gençleri! Mesela sınav sorusu çalmada üstlerine yoktur!” dedim içimden…
Türkiye’deki mortgage uygulaması da şaşırtmış Joe’yu… Bizdeki devlet katkısı ve garantisinin, kendi ülkelerinden daha fazla olmasını da şaşırtıcı bulmuş.
Bizden öğrendikleri de olmuş Amerikalılar’ın…
Neyi öğrenmişler?
Özelleştirmeyi!
Herhalde Amerikalılar’a Türkiye’deki özelleştirmeleri anlatanlar, kamu kuruluş ve tesislerinin, atıyorum 5’e gidecekken 1’e satıldığını söylemediler.

İlgili yazılar:

Bunlara da bakabilirsiniz...

Yorumlayın