






- Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile Nilüfer Belediyesiânin birlikte düzenlediÄi Aydınlarla Yüz Yüze SöyleÅilerine CHP Genel BaÅkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili adayı Sena Kaleli, Film yönetmeni Mustafa Altıoklar, Berlin Eyalet Milletvekili Bilkay Ãney konuk oldu.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile Nilüfer Belediyesiânin birlikte düzenlediÄi Aydınlarla Yüz Yüze SöyleÅilerine bu hafta CHP Bursa Milletvekili adayı Sena Kaleli, Film yönetmeni Mustafa Altıoklar, Berlin Eyalet Milletvekili Bilkay Ãney katıldılar. Basın Kültür Sarayı UÄur Mumcu Etkinlik Salonuânda gerçekleÅen söyleÅide, âTürkiyeâde Demokrasi ve Avrupaâdaki Yansımalarıâ konusu tartıÅıldı.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti BaÅkanı Nuri Kolaylıânın konukları tanıttıÄı kısa konuÅmasının ardından baÅlayan söyleÅide ilk konuÅmayı yapan Mustafa Altıoklar,  tartıÅma için seçilen âTürkiyeâde demokrasi ve Avrupaâdaki Yansımalarıâ baÅlıÄını, âKonuya iliÅkin akademik bir tezin baÅına yazılacak kadar bugünkü durumun esaslı bir özeti ve aynı zamanda esaslı bir eleÅtirisi gibi gördüÄünüâ söylediâ¦
Altıoklar, yalnızca sinema çevresinde deÄil, farklı entelektüel çevrelerde de Avrupalı aydınlarla zaman zaman görüÅme ve tartıÅma olanaÄı bulduÄunu hatırlatarak Åöyle devam etti:
Avrupalı entelektüel için demokrasinin birden fazla tanımı yok.  Almanyaâya ve Fransaâya göre ayrı, Ä°ngiltereâye ve Belçikaâya göre ayrı bir demokrasinin olabileceÄini kimse tartıÅmıyor, böylesi bir tartıÅmayı da ciddiye almıyor! Bize gelince: âAB müktesebatına  göre bir sürü düzenleme yaptık ya! Daha ne istiyorlar?â diyoruz. Ä°stiyoruz ki, bizim âdemokrasiâ dediÄimizi herkes kabul etsin. Oysa böyle bir Åey yokâ¦â
Türkiyeâde, demokrasinin vazgeçilmez unsuru kabul edilen siyasi partilerin bile demokratik iÅleyiÅe sahip olmadıklarını, varlıklarının nedeni olan demokrasiyi parti yaÅamında kurumsallaÅtıramadıklarını ifade eden Altıoklar, buna iliÅkin örnekler üzerinde durdu. Daha sonra CHPâyi deÄerlendiren Altıoklar, sözlerini Åöyle sürdürdü:
âTürkiyeâye baktıÄımızda, önce baÄımsızlık savaÅı veren, ardından da cumhuriyeti kuran partinin, siyasal yelpazede tümüyle âsolâ demesek bile, âortanın soluâ diye ifade edilen bir yerde olması gerekir. Ãünkü cumhuriyet, baÄımsızlık, özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi kavramlar siyasal tarih boyunca âsolâun meselesi olmuÅtur.  ÃrneÄin,  âsolâ bir partinin, özgürlük talebine karÅı çıkması veya insan haklarının geniÅletilmesinden yana taraf olmaması düÅünülemez bile. Avrupaâda bu, ne yapsanız deÄiÅtiremeyeceÄiniz yerleÅmiÅ bir kanıdır. Türkiyeâde ortanın solunda yer alan, ilerici bir partinin, yani Cumhuriyet Halk Partisiânin toplumun önünü açacak çabalar içinde olmadıÄını düÅünüyorlar. Böyle bir görüÅ, böyle bir algı var Avrupalılardaâ¦â
Altıoklar, bir soru üzerine, baÅtan beri CHPâli olduÄunu, bugüne kadar CHP dıÅındaki bir partiye oy vermediÄini belirterek Åöyle konuÅtu:
âCHPânin son dönemlerdeki atılımını bir yana bırakırsak benim algım da Avrupalıların algısından çok farklı deÄil. Sizin kendinizi nasıl tanımladıÄınız deÄil, baÅkalarının sizi nasıl tanımladıÄı önemlidir. Siz, kendinizi çok demokrat, çok ilerici görebilirsiniz; ama bakalım baÅkaları sizin için aynı deÄerlendirmeyi yapıyor mu? Yapmıyorlar ve sizi, kendinizi tanımladıÄınızdan baÅka türlü tanımlıyorlarsa bunun üzerinde düÅünmek gerekir.  Türkiyeâde demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere en fazla sahip çıkması gereken partiler, özellikle de CHP Avrupaâda  açıktır ki, bu Åekilde algılanmıyor…â
Altıoklar, baÅka bir soruyu da, â2011âe ümitsiz girdik. Ama her gün durum deÄiÅiyor. Bugün o kadar ümitsiz deÄilim. Her Åeyi eski, her Åeyi bildik olan kapitalist bir dünyanın önüne âyeniâ takısını ekleyerek, gerçekten yeni bir dünyada yaÅadıÄımıza veya artık yeni bir dünyada yaÅayacaÄımıza bizi inandırmak istiyorlar. Ãretim iliÅkileri aynı, üretim biçimi aynı, bölüÅüm her zamanki gibi adaletsiz, her zamanki gibi zalimane; ama nasıl oluyorsa âyeniâ bir dünya! KuÅkusuz buna inanacak kadar saf deÄiliz hiçbirimiz, ama kendimize de çekidüzen vermemiz gerektiÄi çok açık⦠â
Türkiyeâde milletvekili olamazdım
Altıoklarâdan sonra söz alan Berlin Eyalet Milletvekili Bilkay Ãney, 1971 yılından bu yana Almanyaâda yaÅadıÄını belirterek özgeçmiÅine iliÅkin bilgiler verdi. Anne ve babasının köy öÄretmeni iken, 1970 yılında Almanyaâya iÅçi olarak göçmeyi tercih ettiklerin ifade eden Ãney, o tarihte bir yaÅında olduÄunu söyledi. âAlmanyaâda olmasaydım üniversitede okuyabilir ve milletvekili olabilir miydim, bilmiyorum?â diye konuÅan Ãney, Türkiyeâde siyasal yaÅamda kadınların önünde daha fazla engeller bulunduÄunu düÅündüÄünü ifade etti.
Ãney Åöyle konuÅtu:
âAlmanyaâda, parti içi demokrasinin Türkiyeâdekinden daha saÄlıklı ve daha iyi iÅlediÄi kanısındayım. Türkiyeâde milletvekili seçilebilmek veya partide yükselebilmek için, siyasi liderin yanında yer almak, onunla aynı düÅüncede olmak sanki ön koÅul. Almanyaâda olsun, Avrupa ülkelerinin büyük çoÄunluÄunda olsun, sanıyorum böyle bir durumdan söz edilemez. Orada, sizin yerel yönetimlerde, yerel örgütlerdeki faaliyetiniz belirleyicidir. EÄer, partinizin yerel örgütünde, kentinizde çalıÅmalarınızla tanınıyorsanız hem parti içindeki seçimlerde, hem de genel seçimlerde yeni konumlar edinmeniz mümkündür. Bir de kadın kotası var Almanyaâda. Hemen bütün partiler kadın kotasını  uygularlar. Milletvekili seçilmem biraz da, partimin bu kotanın uygulanmasına gerçek bir duyarlık göstermesinden dolayıdır. Türkiyeâde bu duyarlık, görebildiÄim kadarıyla Almanya düzeyinde olmaktan çok uzak. Böyle olunca Türkiyeâdeki demokrasiye iliÅkin algı da farklı oluyorâ¦â
Sorgulamıyor, tartıÅmıyorsanız olacaklara razı olursunuz
CHP Genel BaÅkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Adayı Sena Kaleli, Türkiyeâde demokrasinin sorunlarının CHPânin olası iktidarında çözümleneceÄini söyledi.
Kaleli, âTürkiyeânin üzerinde yer aldıÄı topraklarda, Türkiye coÄrafyasında insanlıÄın bugünkü düzeyine ulaÅmasında temel öneme sahip 50 uygarlıÄın doÄup geliÅtiÄini, dal budak saldıÄını â hatırlatarak sürdürdüÄü konuÅmasında, âTürkiyemiz, her biri insanlıÄa ıÅık yaymıÅ, bilim yaymıÅ, akılcılık yaymıŠbu uygarlıkların mirasçısı olarak insanı merkeze alan, iyi iÅleyen, tüm kurumlarıyla ve tüm kurallarıyla iyi iÅleyen bir demokrasiyi hak ediyor. YayınlanmamıŠkitaba bile yasak uygulayanlar; yayınlanmamıŠkitabı yüzünden yazarını hapishaneye gönderenler; bilimin karÅısına sorgulanamaz, tartıÅılamaz inancı koyanlar; son ÃSYM sınavında olduÄu gibi bir milyon 700 bin gencimizin geleceÄini pervasızca çalmaya kalkıÅanlar kuÅkusuz bunu yapamazlar.  Ama, Türkiyeânin kadını ve erkeÄiyle baÄımsızlık savaÅından baÅlayarak çaÄdaÅ uygarlık yolunda devasa adımlar atmasına önderlik eden Cumhuriyet Halk Partisi yapabilirâ dedi.
Avrupaâda CHP ile iliÅkin algının olumsuzluklar içermesinden CHPânin tutumundan çok, Avrupalıların  AKPâden âdevrimâ beklentilerinin etken olduÄunu ifade eden Kaleli, âGerçekte AKPânin devrim diye, demokrasi diye bir meselesi yoktur. AKPânin bütün meselesi iktidar olmak ve orada kalmaktı. MaÄduru oynaya oynaya iktidar oldular, hala o pozdalar ve oradan hiç inmemenin yollarını arıyorlar. Referandumda âhayırâ derken gerekçelerimizi açıkladık. Bunların anayasa deÄiÅikliÄinden muratlarının âtek parti, tek lider iktidarıâ olduÄunu söyledik. Ne kadar uz görülüymüÅüz ki, aylar geçmeden söylediÄimiz doÄrulandı.  Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluânda, Anayasa Mahkemesiânde yaptıkları deÄiÅikler  o yolda ne denli hızla ilerlemek istediklerini açıkça gösterdi.  â12 Eylül Anayasası deÄiÅecek, 12 Eylülâcüler yargılanacak diyorlardı. Ãncesinde de âdokunulmazlıklar kalkacakâ demiÅlerdi. O sözlerini unuttukları gibi 12 Eylülâe iliÅkin sözlerini de unutuverdiler. Yüzde on barajını kaldırmak demokratik bir adım deÄil mi? Demokrasinin hangi kuralı ile uyuÅuyor yüzde on seçim barajı? Türkiyeâde biz alıÅkınız BaÅbakanâın tutumuna, ama Avrupaâya da ders vermeye kalkıÅtı: âNe olmuÅ? Yüzde on barajı sizde de varâ diyerek. Pekiyi, Avrupa Parlamentosu, AB ve Avrupalılar bilmiyor mu, orada genellikle hiç baraj olmadıÄını, olanlarda da yüzde 2 veya üç olduÄunu! KuÅku yok ki biliyorlar, ama BaÅbakan Türkiye tribününe seslendiÄi için bunu hiç önemsemedi. DiyeceÄim o ki, Türkiye gibi, yurttaÅlarımız gibi Avrupa da artık iÅin farkına varıyorâ diye konuÅtu.
Sena Kaleli, partisinin programı ile seçim bildirgesinde ortaya koydukları siyasal amaç ve hedeflerinin Türkiyeâde yoksulluÄu, iÅsizliÄi, çaresizliÄi ortadan kaldırmaya yönelik olduÄu kadar, demokratik hakların, sendikal hakların, insan haklarının ve düÅünme, ifade etme ve örgütlenme özgürlüÄünün önündeki engelleri de kaldırmaya dönük olduÄunu söyledi. Kaleli, sözlerini Åöyle tamamladı:
âAvrupa, CHPânin demokrasiye iliÅkin tutumunda, demokrasiye iliÅkin taleplerinde eksiklik veya fazlalık görebilir. Bunun, çok da fazla önemli olduÄunu düÅünmüyorum. Ãnemli olan partimizin Türkiyeâde demokrasiyi sözde deÄil evrensel anlamıyla ve tüm iÅlerliÄiyle geliÅtirmek istemesidir. Biz CHPâliler ve CHP olarak samimiyetle bunun için mücadele ediyoruz; bunun için CHPânin tek baÅına iktidarını talep ediyoruz. Avrupa da, dünya da, ikide bir ders vermeye kalkıÅtıÄımız komÅularımız da  elbette bu gerçeÄi görecek, kavrayacaktır.â