Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’nun geleneksel hale getirdiği “Bursa’nın 250 büyük firma araştırması”nın sonuçları gösteriyor ki, bu ülkede üretmek “kabahat!” Çünkü üreten, girdisi-çıktısı kayıt altında olanlar, ekonomistlerin deyimiyle her zaman için kümesteki kaz! Pek çok işlemi kayıt dışı olan rakiplerle mücadeleyi kazanıp vergi şampiyonları arasına giren; Yaptığı ciro, kar ve istihdamla büyük sanayi firmaları listesinde ilk 250 arasında yer alanların yüzde 10’dan fazlasının “isminin açıklanmasını istememesi”ni, BTSO Başkanı Celal Sönmez’in “nazar değer diye korkuyorlar herhalde” şeklindeki sözleriyle açıklamak mümkün değildir herhalde..

Açıklanmadığı için bilmiyoruz elbette ancak şundan eminiz ki, 250 firma içinde ismini gizleyen 27 firma, kurumsallaşamamış aile şirketleridir. Pek çok korkuları vardır.
* * *
Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte 250 büyük firma araştırması sonuçlarını açıklayan BTSO Başkanı Celal Sönmez’in saptamaları arasında altı çizilecek cümleler var.
Örneğin:
2011 yılını ne yazık ki, net ithalatçı olarak kapadık.
Bursalı büyük şirketlerin satışları ve çalışan sayıları yükseldi, ancak karlılık ve verimlilik düştü, ihracat geriledi, borçluluk arttı.
Net cirolar, 2010’da yüzde 20,5 artarken, geçen yıl yüzde 26,8 arttı. Fakat brüt katma değer artışı, 2010’da 27,2 iken 2011’de yüzde 18,2’de kaldı.
Rakama boğmadan durumu, yine Sönmez’in deyimiyle özetleyelim:
“Her yerde yağmur yağarken, ıslanmamak mümkün değil!”
Bahsedilen, Avrupa’nın yaşadığı kriz..
* * *
Futbolcuların maç sonrası kurdukları klasik cümledir. “Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.”
2011 biteli 7 ay olmuş. Önemli olan içinde bulunduğumuz 2012’yi nasıl kapatacağız, 2013’te nelerle karşılaşacağız?
Sönmez’e göre, bu yıl pek parlak değil. İç pazarda da yavaşlama var, büyüme sürdürülebilir değil. Birikim, tasarruf çok az, Dışarıdan gelecek kaynak bekleniyor. AB daralırken, çok fazla da sihirbazlık beklememek gerekiyor.
Yabancı yatırım konusunda da iç çekiyor Sönmez:
“Neden geliyorlar demiyorum. Ama neden biz yapamıyoruz diyorum.”
* * *
Sönmez’in sorusunun yanıtı aslında kendi açıklamaları içinde yer alıyor.
Üreten değil, tüketen bir toplumuz. O yüzden ihracatçı değil, ithalatçıyız. Üstüne üstlük tüketimi de borçlanarak yapıyoruz.
Borçlanmaya da ne güzel bir mazeret bulmuşuz, öyle değil mi?
Kamçılayıp duruyoruz kendimizi!

—DÖRT DÖRTLÜK—

Neden korkuyor acaba sermaye
Yüklenmediyse eğer kediye
Yapıyorsa devlete kuruşuna kadar tediye
Alır mutlaka bir gün hediye!

İlgili yazılar:

Bunlara da bakabilirsiniz...

Yorumlayın