Gazeteci refleksi, bazı gruplar arasında dedikodu şeklinde dolaşan bir konuyu köşe yazısında polemiğe dönüştürmeye zorluyor nedense… Böyle mi olmalı? Elbette hayır… Bursa’da çok sayıda OSB’yi yoktan var eden sanayici ve işadamı derneği mevcutken, Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi olan BTSO OSB’de yer alanların daha yeni dernekleşmesi ilginç… İlginçliği yaratan, dedikodu olarak adlandırdığımız bölümü… Yani Mustafa Barutçuoğlu’nun başkanlığında yola çıkan derneğe, Celal Sönmez Başkanlığı’ndaki BTSO yönetimine tepki örgütlenmesi olarak bakılıyor.

Zaten Mustafa Barutçuoğlu ile BOSİAD’ın kuruluş amacıyla ilgili konuşurken ve hatta dolaylı olarak “Ne gerek vardı” sorusuna yanıt ararken, soruyu kendi sordu, kendi cevapladı:

“Ticaret Odası yok mu diyeceksiniz. Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmaları kanunla sınırlanmıştır. Her adımımızın BTSO’nun yaklaşımlarıyla örtüşmesini bekleyemeyiz.

Peki, bu muhalif bir hareket mi? Asla değil… 25 yıllık şerefli bir meclis üyeliğim var. Hantal bir yapıyla spesifik konulara çözüm bulmak zorlaşıyor. Mikro ölçekte, makro seviyeyi yakalamak lazım.”

İlk bakışta, Bursa’daki mevcut OSB derneklerinin misyonuna baktığımızda şunu görüyoruz. Türkiye’de planlama dediğimiz kavram, hep yapılaşmanın gerisinden geldiği için, kendine uygun araziyi bulanlar, “yolu olsun yeter” mantığıyla fabrika kondurdular… Onu gören geldi. Mantar gibi biten fabrikalarla bir gecede sanayi bölgesine dönüştü orası… İlk aşamada devletten bir şey bekleyemediler, çünkü tesisleri kaçaktı. Sonra dernek kurdular, örgütlendiler, güç oluşturdular. Devletin karşısına da öyle çıktılar.

Dün Vali Şahabettin Harput’un Islah Organize Sanayi Bölgeleri ile ilgili açıklaması vardı. İşte o OSB’lere bir anlamda “af” getirilmişti.

Lafı uzatmayalım… OSB siadlarının amacı bu engelleri aşmaktı. Oysa alt ve üst yapısıyla her şeyi tastamam Bursa’nın ilk OSB’sinde siada gereksinim yoktu!

Biz öyle sanıyorduk. Barutçuoğlu şiddetle itiraz etti:

“Gereksinim olmaz olur mu? Hayat dinamik. Gelişmeyle beraber sorunlar da çıkıyor. Rekabet şartları yeni sorunlar doğuruyor. Su ve enerji örneğin… BTSO OSB’de, Demirtaş OSB’nin iki katı su bedeli, katılım payı olarak metrekarede 13’e karşılık 41 dolar öderseniz, sorun olur elbette… Ayrıca, dernek üyelerinin örneğin akaryakıtı ortak alım yaparak daha ucuza maletmeleri mümkün. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Bunu BTSO’dan bekleyemeyiz.”

Barutçuoğlu’nun genel kurulda yaptığı konuşmada, sanayici ve işadamlarını bir çatı altında toplayıp, istek ve taleplerini dile getirecek, daha iyi hizmet alması için çalışmalarda bulunacak bir oluşumun engellenmeye çalışıldığını öne sürmesi de dikkat çekici tabii ki…

En başta bahsettiğim “gazeteci refleksi” doğru yolu göstermiş ama bizim görevimiz, var olan bir horoz dövüşüne alkış tutmak değil. Ülkemiz, bu dövüşler sayesinde çok kan kaybetti çünkü…

İlgili yazılar:

Bunlara da bakabilirsiniz...

Yorumlayın