Bütün değerlendirmeyi sana bırakacak şekilde, aynı parsellerle ilgili 29 Mayıs 2012’de reddedilen, 10 Temmuz 2014 tarihinde de kabul edilen Osmangazi Belediyesi İmar ve Planlama Komisyonu’na ait iki rapordan kesitler sunacağım sevgili okur. Kesinlikle yorum yapmayacağım. Parsellerin sahibinin kim ya da hangi kurumla ilişkili olduğunu yazının sonunda aktaracağım.
Öncelikle 29 Mayıs 2012 tarihli, Komisyon Başkanı Recep Demirhan, başkan yardımcısı Aylin Uyar, raportör Mustaf Yılmaz, üyeler Osman Ayradilli ve Aptullah Dilmenler’in imzası olan rapordan alıntı yapalım.
Mülk sahipleri, 15 Mart 2012 günü dilekçe vermişler ve plan değişikliği istemişler. Muradiye Mahallesi, H22d06b2a pafta, 4764 ada, 64, 65, 66 ve 67 nolu parsellerin, kentsel sit alanından çıkarılmasını talep etmişler. Komisyon talebi incelemiş. Parseller, 1/5000 ölçekli nazım imar planında Tali İş Merkezi Alanı’nda kalıyormuş. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde 2007 yılında onaylanan 1/1000’lik Muradiye Koruma Amaçlı İmar Planı’nda ise bitişik nizam, 4 kat, yükseklik 12.50 metre konut alanında yer alıyormuş. Kentsel sit ve kentsel tasarım öğeleri özel denetime tabi alanmış burası…
BU KEZ OY ÇOKLUĞU
Dolayısıyla 4 parselin kentsel sit alanından çıkarılmasının, bütünsel yapıya ilişkin ilkelerle uyuşmadığı, Anıtlar Kurulu kararları doğrultusunda da uygun görülmediği belirtilmiş. İlgili yönetmelikler gereği plan müellifinden, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinden görüş alınmış. Sonunda denmiş ki;
“Söz konusu parsellerdeki konut fonksiyonunun ticarete dönüştürülmesini ve yol alanının ticaret alanına dahil edilmesini içeren öneri imar planı değişikliği, plan bütünlüğünü bozucu nitelikte olmasından dolayı komisyon toplantısına katılan üyelerin oybirliği ile uygun görülmemiştir.”
Bu rapor, Osmangazi Belediye Meclisi’nin 6 Haziran 2012 tarihindeki toplantısında karara bağlanmış. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi ise neredeyse iki yıl sonra, 15 Mayıs 2014 tarihinde bir karar alarak, yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın Osmangazi Belediyesi’ne iade edilmesine karar vermiş.
Dosya Büyükşehir’den Osmangazi Belediyesi’ne gelince İmar ve Planlama Komisyonu’na havale edilmiş. Bu kez komisyon başkanı Abdurrahman Mansur, başkan yardımcısı yine Aylin Uyar, raportör Cem Kürşad Hasanoğlu, üyeler Recep Çohan, Oktay Yılmaz… Fakat sadece Mansur, Hasanoğlu ve Yılmaz’ın imzaları var. Oybirliği değil, oyçokluğuyla alınmış karar…
İmar Komisyonu raporuna konu edilen dilekçenin tarihi aynı, fakat içeriği değişik… “Söz konusu parsellerde yapılaşma koşulları aynen korunarak, fakat fonksiyon olarak ticaret önerilerek, yaklaşık 30 metrekarelik kadastral yol ticaret alanına dahil edilerek hazırlatılan öneri plan değişikliği”nden bahsediliyor.
BKVKBK KARARI ALINSIN
Daha önceki raporda ifade edilen engeller aynen sıralanırken, son paragrafta şöyle deniyor:
“Söz konusu H22d06b2a pafta, 4764 ada, 64, 65, 66 ve 67 nolu parsellerdeki konut fonksiyonunun ticarete dönüştürülmesini ve yol alanının ticaret alanına dahil edilmesini içeren öneri 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planı değişikliği, ‘BKVKBK kararı alınmadan uygulama yapılamaz’ notunun eklendiği şekliyle komisyon toplantısına katılan üyelerin oybirliği/oyçokluğu ile uygun görülmüştür.”
Şimdi;
Söz konusu parseller, Çekirge Caddesi üzerinde Kırcı Otel var ya… Bildiniz… Kırcı Otel’in arkasında kalan 4 parsel… Sahipleri de Kırcı Ailesi elbette…
Kırcı Ailesi aynı zamanda Fomara Meydanı’nda bugün AKP Bursa İl Başkanlığı’nın da kiracı olduğu iş-alışveriş merkezinin de sahibi…
Bendeki bilgi bu kadar… Hadi eyvallah…
Başbakan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Bülent Arınç’ın geçen hafta başında partisinin Bursa il binasında gerçekleştirdiği basın toplantısının yapıldığı salona adımımı attığımda Arınç konuşmasına henüz başlamıştı. Basın toplantısı ama, salonda gazeteciden çok partili olunca ayakta kaldık haliyle.. Bu durumda bir partilinin “buyurun şöyle oturun” demesi gerekmez miydi?
Demedi!
5-10 dakika kadar beklemenin ardından çıktım.
Ama partililerin nezaketsizliği nedeniyle, Bursa’nın geleceğini şekillendirecek içeriğe küsme lüksümüz yok tabii ki..
Arınç’ın verdiği bilgilere, sıradan vatandaşlar gibi meslektaşlarımızın yazdığı haberlerden ve yorumlardan ulaştık..
Arınç “100 değil, 160 proje yürüyor” demiş ama bizce Bursa’nın en acil ihtiyacı sağlık alanındaki yatırımlar..
Hızlı tren, İstanbul-İzmir Otobanı, Sivrihisar-Bursa Otoyol Projesi ile ufak tefek ama bulunduğu yer için büyük önem taşıyan yatırımlar dışında Bursa’nın önceliği sağlık olmalı..
Bu konuyu açmadan şunu içtenlikle vurgulamamız gerekiyor. Türkiye bölünmüş yollar konusunda AKP ile birlikte büyük aşama kaydetti.
Arınç’ın basın toplantısını yaptığı günün ertesinde yakındaki dört ili kapsayan iş turuna çıkmam gerekti. Ağır kış koşullarına karşın bölünmüş yollarda sorunsuz araç kullanmanın keyfini yaşadım..
Sağlık yatırımları konusunu açalım şimdi biraz..
Bursa’da AKP’ye yönelik en önemli eleştirilerden biri, son 10 yılda hiç sağlık yatırımı yapılmamış olması.. Bu alanda yeni hedefler konulmuş olması sevindirici..
Samanlı’da planlanan ancak vazgeçilen sağlık kompleksinin Yunuseli’nde;
Ayrıca Veledrom mevkiine de bir devlet hastanesi yapılması gündemde.. İki alan da Genelkurmay uhdesinde.. Takasla sorunun çözülmesi planlanıyor.
Tabii bu arada Nilüfer Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki “hastane yapılamayacak kadar değerli hastane arazisi”(!) ne oldu sorusu takılıveriyor akıllara!
3-4 kilometre doğusunda Yunuseli’ne sağlık kompleksi, 5-6 kilometre güneyinde devlet hastanesi yapılacaksa FSM Bulvarı’nda hastane gereksiz tabii ki!
İronik de olsa böyle derken, FSM’deki arsa için “hastane yapılamayacak kadar değerli” diyenlerin ekmeğine de yağ sürmüş oluyoruz aslında..
Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in bu alanda hastane yapılmasına ilişkin ısrarının kırılmış olması da muhtemel.. Hastane için yapılan eylemin üstünden ne kadar zaman geçti, bir daha ses çıkmadı çünkü..
Kim bilir Bozbey o arsayla ilgili kimlerle ne görüşmeler yaptı? Yakında çıkar ortaya!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Gittim partiye sorulmadı hatırım
Yazarsam dörtlük, acıtır satırım
Şanlısınız bu köşe baba malı değil
Bekliyorum ben Bursa’ya yatırım
Bugün tedavülde olan banknotlarımızdan en büyüğü 200 lira ama pek görmüyoruz. Elimize en çok geçen büyük banknot ise 100 lira.. Peki, 100 liralık banknotlarda kimin fotoğrafı var, bakmadan söyleyebilecek kaç kişi çıkar acaba? Söyleyelim: Itrî.. Yani Buhurîzade Mustafa..
Itrî, 17. yüzyılda yaşamış, klasik Türk müziğinin ölümsüz eserlerine imza atmış bir besteci.. Itrî’yi en iyi, bayram namazlarında okunan segâh makamındaki tekbir ile salat-ı ümmiyeden tanırız. Tarih ve Klasik Türk Müziği’ne ilgi duymayanlar Itrî’yi başka türlü bilemezler çünkü..
Türk pop müziğinin kralı Tarkan tarafından seslendirilen “Tuti-i mucize-i guyem”i biliriz de, güftenin Nef’i’ye, bestesinin de Itrî’ye ait olduğunu kaçımız biliriz ki?
Itri’nin segâh makamında, yürük semai usulünde bestelediği sözleri hatırlayalım:
Tuti-i mucize gûyem ne desem laf değil
Beli yarim beli dost,
beli mirim beli dost,
beli ömrüm beli dost
Çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil
Ehl-i dildir diyemem sinesi saf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf değil
Türkçeleştirilmiş hali şöyle:
Mucizeler söyleyen bir papağanım, söylediklerim boş laf değil
Felekle söyleşemem çünkü onun sinesi saf değil
Kalbi temiz olmayana gönül ehlidir diyemem
Gönül adamlarının birbirini tanımamaları insafa sığmaz
* * *
Sadede gelelim..
Günlük olağan mücadelelerimiz, kendi gönlümüze küstürdü hepimizi.. Gönlümüzün sesini dinleyelim azıcık. Gönüllerimizi, ruhlarımızı besleyelim.
Bu beslenme müzikle olur, resimle olur, heykelle olur, herhangi bir el sanatıyla olur.
Biriyle olsun besleyelim ki, kavgaları bitirelim, birbirimizi daha iyi anlayalım.
Gene Itrî’nin bestelediği Hafız Şirâzî’nin şu sözlerine bakın hele:
Ey sabah rüzgarı, gülün güzellik taslamasına tahammülüm kalmadı,
Elim kan içinde kaldı, Allah hakkı için sevgili nerede?
Bakî’nin şu sözlerini de Itrî, hisar makamında bestelemiş:
Senin içi kırmızı şarapla dolu kadehe benzeyen dudaklarının ve nur saçan yüzünün yanında, Cem’in kadehiyle İskenderiye fenerinin aynasının ancak adı vardır.
* * *
AKP Bursa İl Başkanlığı’nca, UNESCO 2012 Uluslararası Itrî Yılı nedeniyle Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde önceki gece Itrî’ye vefa konseri düzenlendi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da katıldı.
Oradaydık.. Mutlu olduk.. Gönüllerimiz şenlendi..
E artık bitirelim yazıyı..
Konuya, 100 liralık banknot üzerindeki Itrî resminden girmiştik ve yine oradan bağlayalım.
Para her şey değil!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Ne gülün aşkıyla yanan bülbülüz
Ne gülün kokusuna rengine tutuluruz
Yine de gül dermeyi arzularız
Kırma kalbimi güzel, belki yüzyüze geliriz
(Nâbî’den uyarlama)