AKP’nin Bursa 1. sıra milletvekili adayı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, önceki gün 2023’e kadar Bursa için 100 proje açıklarken, dikkat çektiği bir konu vardı. Nilüfer ilçesinde gerçekleştirilecek yatırımlardan bahsederken, “Nilüfer, Nilüfer! Bu neyin alâmeti?” diye sorup, yanıtını da vermişti:
“Akparti Hükümeti’nde taraf tutmak yok!”
Yani, Nilüferliler belediye seçimlerinde hep CHP’li adayı tercih etseler de hükümetin ilçe halkını cezalandırması söz konusu olamazdı! Arınç’ın demek istediği buydu.
Peki, Nilüfer için planlanan yatırımlar arasında neler vardı?
Arınç’ın “Bursa Hedef 2023” sunumunu baştan sona gözden geçirdik. Belediye sınırları dahilindeki projeleri şunlardı:
7 bin 500 izleyici kapasiteli spor salonu…
Görükle’ye olimpiyat köyü… Aynı zamanda Uludağ Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü’nün de faaliyet alanı olacak…
Nilüfer Gençlik Merkezi…
Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda Nilüfer Devlet Hastanesi…
Beşevler’de 50 ünitlik ağız ve diş sağlığı merkezi…
* * *
Nilüfer’in CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in, iktidar partisi tarafından ilçesi için düşünülen bu projelere tepkisi nasıldı acaba?
Dün belediyeyi aradığımda, sabahtan yaptığı bir basın toplantısında bu soruyu yanıtlamış meğer Bozbey…
Nilüfer için sıralanan projelerin yılların hayali olduğunu hatırlatarak, şöyle demiş:
“Hayaldi, hayal kaldı!”
Hepsini bir tarafa bırakalım da, sadece FSM Bulvarı’nda planlanan devlet hastanesi arsasının AKP iktidarı tarafından TOKİ aracılığıyla nasıl da pazarlanmak istendiğini hatırlayalım…
AKP’liler, o arsanın kamu hastanesi ya da başka bir kamu binasına bırakılamayacak kadar değerli olduğunu savunuyorlardı. Orayı satarlarsa, elde edilecek parayla başka yerde bir değil, iki hastane yapabilirlerdi.
Yani “satmak” düşüncesi, iktidar mensuplarının bilinçaltını, bilinçüstünü, sağını, solunu her tarafını kaplamıştı anlayacağınız.
Bozbey önderliğinde insanlar yürüdü de, hastane arsası hastane yapılmak üzere korundu… O direniş olmasaydı, bugün o arsada rezidanslar, alışveriş merkezleri olacaktı.
* * *
Asıl çarpıcı konuyu Nilüfer Belediye Başkanı Bozbey, basın toplantısıyla duyurmuş dün… Şöyle ki;
TEDAŞ’ın özelleştirilmesinin ardından yeni bir yönetmeliği hayata geçiren UEDAŞ (Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ) park aydınlatmalarını belediyelere fatura etmeye başlamış… Bu nedenle son zamanlarda Nilüfer’deki parkların birer birer karardığı yakınmaları Başkan Bozbey’i harekete geçirmiş…
Bozbey’in hesabına göre, yılda 1 milyon lira park aydınlatması için özel sektöre aktarılacakmış! Aktarılmazsa, parklar karanlıkta kaldı demektir.
Evet, bu daha iyi günlerimiz! “Özelleştirme yapıyorum” diye ne var ne yok satarsan, başına gelecek olan budur.
Kendi ülkemizden kovulduğumuz günleri görmesek bari!
Son bir haftadır hastanelere taşınıp duruyorum. Yaşlı teyzem için Çekirge Devlet, dişlerim için de Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni mesken edindim. AKP iktidarının övündüğü en önemli uygulamalardan biri olan özel hastanelerin sigortalılara da açılmasından sonra büyük bir rahatlama görülen Çekirge Devlet Hastanesi’nin tekrar eski yoğunluğuna döndüğünü fark ettim.
Öyle ya herkes az bir fark ödeyerek özel hastanelere koşunca, özellerin özelliği kalmamış, kamu hastanelerinden daha kalabalık hale gelmişti. Gerek bu durum, gerekse fark ücretleri nedeniyle vatandaşlar yeniden kamu hastanelerine dönüş yaptı.
Çekirge Devlet Hastanesi’nin en önemli sorunu da bana kalırsa fiziki mekan… Yetersizlik, kim bilir hastane yönetimine ne sıkıntılar yaşatıyor?
Diş Hastanesi olarak bilinen Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne de ilk kez yolum düştü. Yoğunluğa karşın sistemin tıkır tıkır çalıştığını görmekten dolayı mutlu oldum. Randevu sisteminde aksama söz konusu değil. Birimler arası sevklerde evrak kullanılmadan bilgisayar sistemiyle yürütülen işler zaman başta olmak üzere pek çok kazanç sağlıyor.
Bunlar bir hafta içinde iki hastaneden gözlemim…
Peki ya doktorlar ne diyor? Özellikle seçim sürecinde AKP iktidarının sıklıkla kullandığı sağlık alanında neler oluyor?
Türk Tabipler Birliği “Sağlıkta Hayaller, Yalanlar ve Gerçekler” başlıklı bir rapor hazırlamış.
İktidar partisinin seçim afişlerinde kullandığı “İstediğim hastanede tedavi oluyorum” iddiasının yalan olduğunu savunuyor Türk Tabipler Birliği… Gerçek şöyle anlatılıyor:
“Şimdilerde hepsinde değil ama Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme imzalayan özel sağlık kurumlarında tedavi olabiliyorlar. Yalnız küçük bir sorun var. Taburcu olurken önlerine konulan milyarlarca liralık faturayı ödeyebilmeleri gerekiyor.”
“Hastanelerde rehin kalma ayıbına son verdik” iddiası da şöyle karşılık buluyor:
“Evet, hastaneler faturayı ödeyemeyen hastaları artık rehin almıyor. Hastaya senet imzalatılıyor. Sonra icra memurları geliyor. Ödeyemeyenlere de hapishane yolu görünüyor.”
“Genel sağlık sigortası çıkardık. Artık herkesin sağlık sigortası var” iddiasının yanıtı da şöyle:
“İşsizlik sigortasından yararlanamayan işsizler, kayıt dışı çalışanlar, primini ödeyemeyen esnaf, sanatkar ve çiftçiler, 18 yaşını dolduran ve çalışmayan kız çocukları genel sağlık sigortasından yararlanamıyor.”
Sağlık sigortasıyla ilgili daha çok ayrıntı var Türk Tabipleri Birliği’nin hazırladığı dosyada… Tamamını merak edenler http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/yalanlar-2664.html internet sitesinden okuyabilir.
Son olarak şunu da vurgulamakta fayda var… “18 yaşın altındaki çocuklar için bütün sağlık hizmetleri ücretsiz” iddiasının da yalan olduğu vurgulanıyor. Zira 18 yaşın altında da olsa bütün hastalar katılım payı ve ilave ücret ödemek zorunda… Yeşil kartlı, 65 yaş üstü hastalar bile…
Geçen seçim ve referandum öncesinde özellikle kararsızların “Ne yapacağız bu seçimde?” şeklindeki sorularına muhatap oluyorduk… Bu seçim öncesi soran yok… Sormasınlar… Demek ki kafaları net…
…ki, siyasi partilerin mitingleri de, azbuçuk ipucu veriyor bu netlik konusunda… Tek gösterge değildir elbette, ancak AKP’nin pazar günü Bursa’da düzenlediği miting, öncekilere de bakarak önemli bir işaret kanımca…
Çoğu taşıma da olsa AKP mitingine giden binlerce kişinin düğüne bayrama gider gibi ellerinde bayraklarıyla, metroyla, otobüsle, hatta yürüyerek Kent Meydanı’na aktığını gördük önceki gün…
AKP mitingine ilginin Recep Tayyip Erdoğan’dan kaynaklandığını da ifade etmekte yarar var. Çünkü her yerde Erdoğan var. Bilboardlarda, afişlerde, broşürlerde, seçim araçlarında… Milletvekili adaylarının sadece fotoğrafları var, adları yok…
Olsa ne olacak ki zaten? Bu seçim milletvekili genel seçimi değil, Tayyip Erdoğan’ın güvenoylaması olacak!
Oysa Başbakan Erdoğan kürsüde “Akparti’de ben yok biz varız” dese de, kimse inanmıyor.
* * *
Aslında AKP mitingini iki kesim için iki farklı cümleyle değerlendirip, noktayı koymak olanaklı…
AKP ve sempatizanları için: Tek kelimeyle muhteşemdi.
Muhalefet partileri ve sempatizanları için: Ne yazık ki Tayyip Erdoğan, ağacı sallayıp da dalından düşürülecek armut değil!
* * *
Gelelim mitingden hemen sonra gerçekleştirilen açılışlara… İkinci yıl basın toplantısından sonra “Birileri Recep Altepe’ye Büyükşehir Belediye başkanı olduğunu hatırlatsın, o hala kendini Osmangazi Belediye Başkanı olduğunu sanıyor” demiştim. Hatırlatan olmamış galiba… Başbakan’ın önüne açılış yapmak üzere Ulucami çevre düzenlemesini, Karacaali Narlı sosyal tesis onarımını, Atıcılar Mahallesi hizmet binasını sunmuş… Açılışı yapılan dişe dokunur tek yatırım, Özlüce Kavşağı…
Haliyle Başbakan Erdoğan da açılış sırasında belediye yatırımlarından hiç birinin adını anmamış…
Belki de, kürsüde konuşurken sürekli Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi’nin heyula gökdelenlerini gördükçe tepesi attı! Kim bilir?
“Yeşil Bursa”da böylesi bir manzara pek de övünülecek bir icraat olmasa gerek! Başbakan da övünemediği, hatta kızdığı için mi dedi acaba “Atatürk Stadı yeşil alan olacak” diye?
* * *
Kentim adına Başbakan Erdoğan’ın en sevindirici haberi elbette, “yeni stat için genel bütçeden 50 milyon lira ödenek ayıracağız” demesiydi. Başından beri söylüyorduk. Bursa’ya yeni bir stat yapılacaksa, diğer illerdeki gibi genel bütçe olanaklarıyla yapılmalı diye… Zira belediyenin parası, kentin, belediye eliyle yapılması gereken diğer ihtiyaçları için tüketilmeli…
Harmancık’ta bundan 7-8 yıl kadar önce bir müzik grubu vardı. Hala devam ediyorlar mıdır bilmem… Adı “Grup Mulenbu” idi. “Mulenbu” adı tropik bir hava yayıyordu ama çoğunlukla seslendirdikleri dağ yöresi türküleriyle pek örtüşmüyordu… Grup liderine sormuştum “Ne alaka?” diye… Şöyle yanıtlamıştı:
“Herkes dalga geçiyordu ilk başlarda ‘grup mu len bu?’ diye… Biz de ondan esinlenerek koyduk bu adı…”
Ben de, dağ yöresinin mahrumiyetini dile getirmek için grubun adından esinlenerek “Adalet mi len bu?” başlığı atmıştım o tarihteki bir yazımda…
Dün CHP Milletveki Adayı Turhan Tayan Büyükorhan ilçesindeki yoklukları sıralarken 7-8 yıl öncesine gittim birden…
* * *
AKP Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın’ın, Yenişehir’de kendisini kastederek sarfettiği “Yıllarca tribünlerde oturup yeniden aday olanlar bu zaman zarfında gerçek verileri ve rakamları kaçırmışlar” şeklindeki sözlerini hatırlatıp kendime malzeme çıkarmaktı niyetim…
Tayan tecrübeli politikacı… “Benim adımı vermediyse üstüme alınmam” dedi. Kendisini aradığımda yanında Büyükorhan eski belediye başkanı Kamil Mehmet Acaroğlu, DP eski ilçe başkanı Hayrettin Koçdemir, ANAP eski ilçe başkanı Mehmet İlhan varmış, esnaf ziyareti yapıyorlarmış… Büyükorhan’daki yoksunlukları sıraladı Tayan…
Tarım kredi ve esnaf kefalet kooperatifleri ile Büyükorhan Adliyesi, AKP Hükümeti zamanından kapatılmıştı. Kooperatiflerde işi, en ufak hukuki problemi olanlar Orhaneli’ye gitmek zorunda kalıyorlardı.
İlçe genelindeki 44 okuldan 27’sinde de eğitime son verilmişti, öğrenciler başka okullara taşınır olmuştu.
“Adalet mi len bu?” nidasının desibeli geçen zamanda daha da artmıştı. Tayan’a göre 12 Haziran’da seçmen buna dur diyecekti.
* * *
Taşımalı eğitimden bahsederken CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, yakın zamandaki çalışması geldi aklıma… Demirel, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ayfon’da 153 köyde inceleme yapmış, 20’den fazla öğrencisi olan okulların bile kapatıldığını tespit etmişti. Araştırmasının sonucunda Demirel, taşımalı eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesini istemişti.
Tayan’a, Demirel’in bu çalışmasından yararlanıp yararlanmadığını sordum.
Zaten tespitleri vardı. Geçmişte milli eğitim bakanlığı da yapmıştı, dolayısıyla eğitimle ilgili sorunlara hiçbir zaman uzak durmamıştı. CHP’de de “hizmette devamlılık” vardı. O nedenle Kemal Demirel’in çalışmasını sürdürüyordu.
* * *
Bu arada yeniden aday gösterilmediği için küsmeyen Kemal Demirel de, buna benzer bir çalışmayı Batı Trakya’da yapacak. Dün gece yola çıktı ve Gümülcine’ye gitti. Gümülcine ve İskeçe’de kapatılmak istenen 35 Türk okulu ile ilgili yetkililerden bilgi alıp gerekli girişimlerde bulunacak Demirel…