Takkeyi öne koymak, biz Türklerin SWOT analizidir

swotDaha ben doğmadan önce, 1960’lı yıllarda Harvard Üniversitesi profesörleri Learned, Christensen, Andrews ve Guth oturmuşlar ve “öyle bir yöntem geliştirelim ki, bunu uygulayan bir işe girişmeden önce neyi var neyi yok görsün ki, ona göre çıksın yola” demişler. Ne çıkmış ortaya biliyor musunuz? Bugün pek çok profesyonel işletmenin hem teknik, hem üretim-pazarlama, hem de insan kaynağı kullanımında güçlü ve zayıf yanlarıyla, fırsat ve tehditleri görebildiği SWOT Analizi…

SWOT, İngilizce güç, zayıflık, fırsat ve tehdit kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor.

Biz Türkler de yaparız SWOT analizi! Takkeyi önümüze koyar, kara kara düşünürüz. Genellikle de iş işten geçtikten sonra!

Ancak SWOT analizinin, bir işe girişmeden yapılması gerekiyor. Stratejik bir teknik… Bununla, bir proje ya da ticari girişimin hedeflerini belirlemek, amaca ulaşmak için olumlu ya da olumsuz her türlü faktörü ortaya koymak mümkün…

KİŞİSEL ANALİZ DE MÜMKÜN

SWOT analizini, sadece şirketlerin ticari faaliyet ya da projeleriyle sınırlandırmak olanaksız. Bugün işgücü piyasasında da rekabet büyük… Dolayısıyla, kişisel SWOT da mümkün…

Şimdi önümüzde bir yerel seçim var. Belediye başkanlıkları için pek çok aday adayı çıktı. Bunlardan kaçı acaba SWOT analizi yaptı, merak ediyorum doğrusu…

Sığ düşüncelerle, “Bilmem ki yaptı da ben mi yapamayacağım” düşüncesiyle aday adayı olan çok kişi var.

Mesela, bir aday adayı çıksın desin ki; “Ben yaptım arkadaş. Benim güçlü yanlarım bunlar, zayıf yanlarım bunlar! Fırsatlarım bunlar, tehditlerim bunlar!”

Diyen çıkar mı sizce?

Sanmam… Hangi aday adayı bu kadar şeffaf davranabilir ki?

Zaten böyle bilimsel ve şeffaf davranan adayın Türkiye siyasetinde yeri yok ne yazık ki!

Kendileri yapmadığı için, Ankara’da birileri yapıyor onların analizini… Sonuca boyun eğiyorlar mecburen…

////

Kadın girişimciler gelmedi
lise öğrencileri getirildi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen “Büyüyen Türkiye’de Kadın Girişimcinin Rolü” başlıklı panele gittim dün… BTSO Meclis Salonu tıklım tıklımdı. Ezilen, sömürülen, karnından sıpa, sırtından sopa eksik edilmeyen kadınlarımızın en başta kocalarına, sonra da düzene isyan edip de geldiklerini sandım, yanılmışım.

Salonun büyük bölümünü lise öğrencileri doldurmuştu. Kendiliğinden gelmemişler tabii.. Özel Emine Örnek Lisesi 9 ve 10. sınıf kız öğrencileri getirilmiş. TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Emine Örnek Hocam ne yapsın? Onca duyuruya karşın gelmediyse kadınlar kollarından tutup zorla getirecek değil ya? O da salon boş kalmasın diye, okulunun lise kısmında okuyan kız öğrencileri getirmiş.

Aslında bakarsanız iyi de olmuş. Girişimcilik, eğitim hayatı bittikten sonra başlar diye bir kural yok. Asıl bu çağda verilen eğitim önemli…

HAVADA KARADA ÖLÜM YOK

Panele alt başlık olarak “2023 hedeflerine ulaşmada kadın girişimciler” denmiş ama konuşmacılar, başarı öykülerini anlattılar. Uludağ Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilçin Meydan’ın kolaylaştırıcılığında panelistler Yazılım Sanayicileri Derneği Başkan Yardımcısı Zeynep Sarılar, iş kadınları Betül Helvacı, Rüveyda Kocaman ve Berna İlter, başarı öykülerini, karşılaştıkları engelleri nasıl aştıklarını anlattılar. İşlerini büyütürken, aile ve annelik sorumluluğunu da unutmadıklarını aktardılar.

Bu ülkede kadın olmak zor… Hele iş dünyasında kadın olarak tutunabilmek daha da zor… Ancak binbir sıkıntıyla attıkları sağlam temelleri olanlara havada karada ölüm yok!

////

Kadınların ekonomik
fırsatlara erişimi
nasıl artırılır?

Türk kadının ekonomik ve sosyal statüsü oldukça hazin… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Dünya Bankası, Türkiye’de kadınların ekonomik fırsatlara erişimini sağlamak ve bu çerçevede kadınların daha çok ve daha iyi koşullarda istihdam olanaklarına erişimini arttırmak için bir proje uyguluyor.

İsveç Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Ajansı’ndan sağlanan hibe ile uygulanan proje, söz konusu alanlarda politika tasarlanabilmesi için gereken kanıt zeminini güçlendirmeye, bilgileri derlemeye ve bunları temel aktörler ve paydaşlara aktarmaya, belli gruplara yönelik hedeflenmiş destek uygulamalarını gerçekleştirmeye odaklanıyor.

Yapılacak araştırmalarla, istihdamda toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili araştırmaların ve bilgi üretiminin ulusal düzeyde ve politika yapma odağıyla geliştirilmesinin sağlanması hedefleniyor. Araştırmaların desteklenmesine ayrılan bütçe 300 bin dolar…

—BEYİN CİMNASTİĞİ—

Vatandaş kıl olur, liderine tapar
Bunu duyanın aklı izanı saşar
Suç ve cezanın tanımı değişti artık
İmam ne yaparsa cemaat ne yapar?

Un fiyatları fırladı ekmek zammı kapıda

ekmek

ekmekTarımsal üretim konusunda kendi kendine yetebilen ülkeyiz değil mi? Ama pek çok tarımsal ürünü ithal eder olduk. Buğday bile ithal ediyoruz. Gerçi bu yıl rekolte iyi görünüyordu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın birkaç ay önce açıkladığı rekolte tahminleri, 22 milyon ton civarındaydı. Ülke ihtiyacı 18 milyon tondu. Fazlasının da ihraç edilmesi planlanıyordu. Evdeki hesap, çarşıya uymadı.

Un fiyatlarında müthiş bir artış var bu aralar… Bursa Simitçiler ve Unlu Madde İmalatçıları Odası Başkanı Erdal Akpınar’ın açıklamalarıyla haberdar olduk. Akpınar, olaya “Bu fiyat artışlarını esnaf olarak tek başımıza kaldırmamız olanaksız” şeklinde sadece kendi penceresinden bakmış ama bu işin çiftçisi, buğdayı işleyen sanayicisi ve tüketicisi var.
İşin aslını Karacabey’de kurulu bir un fabrikasının sahibi Halis Erol’dan öğrendik.
Marmara Bölgesi’nde hasat öncesi yoğun yağışlar, buğdayın kalitesini düşürmüş ve yemlik vasfına dönüşmüş. Dolayısıyla kaliteli un elde edilecek ürün kalmayınca ithal buğdaya yönelim olmuş. Doların yüksek değeri nedeniyle de fiyatlar fırlamış…

BİR AYDA ARTIŞ YÜZDE 20

7 Haziran’da Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı 2013 dönemi buğday müdahale alım fiyatlarına göre; Makarnalık buğdayın tonu 765, düşük kalite makarnalığın 640, ekmeklik buğdaylar da çeşitlerine göre 620 ile 720 lira arasında değişiyor.
Oysa, Bursa Simitçiler ve Unlu Madde İmalatçıları Odası Başkanı Erdal Akpınar diyor ki;
Son bir ayda özel amaçlı kullanılan un fiyatları 67 liradan 79 liraya, ekmeklik un fiyatları ise 51 liradan 66 liraya çıktı…
Akpınar’ın sözlerinde dikkat çeken nokta şu:
Bakanlığın 22 milyon ton rekolte tahmini ve geçtiğimiz yıla göre de 1.9 milyon tonluk üretim artışı söz konusu iken, son bir haftada un fiyatlarının yüzde 20 oranında artması…
Devlete çağrısı da şöyle;
“TMO’nun stoklarını açın, spekülatörlere fırsat vermeyin!”
Sonuç olarak yapacağımız yorum şu;
Artık dünya global bir köy! Buğdayın fiyatı da elbetteki dünya emtia borsalarına, dövize endeksli… Etkilenmemek olanaksız, etkiyi en aza indirmek olanaklı…
Bunu da en iyi sektörün aktörleri bilir.
////

En iyi üniversitelerin
programları BTSO Akademi’de

İbrahim Burkay başkanlığındaki Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) yönetiminin projelerinden biri, eğitime verilen önem kapsamında oluşturulacak BTSO Akademi… Yönetim Kurulu Üyesi Aytuğ Onur başkanlığındaki komitenin akademinin eğitim programını oluşturmaya yönelik girişimler meycelerini vermeye başlamış.
Burkay’ın, seçim programında başlıca yer tutan, Bursa’yı uzay ve havacılık sanayinin üssü haline getirmeye yönelik vaadi doğrultusunda Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ile işbirliğine gidiliyor. ODTÜ’nün Savunma Sanayi Sertifika Programı’nın, şirketlerdeki mühendislere verilmesi için prensipte anlaşma sağlanmış…

HERKESİN BALINDAN BİRAZ BİRAZ

Kendisi de ODTÜ mezunu olan Aytuğ Onur, Boğaziçi Üniversitesi’nin de inovasyon ve pazarlama alanında öne çıktığını, Özyeğin Üniversitesi’nden girişimcilik konusunda eğitim hizmeti alacaklarını söylüyor.
Peki, Uludağ Üniversitesi? Elbette işin içinde UÜ de olacak. Onur’un söylemi şu:
“Herkesin balından biraz biraz alıp, ortaya güzel bir şeyler çıkaracağız.”
BTSO Akademi’nin ilk etkinliği ise Kurumsal Yönetim Derneği ile işbirliği ile 27 Kasım tarihinde gerçekleştiriliyor. “Şirket değeri oluşturmada kurumsal yönetimin rolü” başlıklı seminerin konuşmacıları, Borsa İstanbul Başkanı Dr. İbrahim Turhan, TKYD Başkanı Mehmet Göçmen, İşyatırım Menkul Değerler AŞ Başkanı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı İlhami Koç…
Türk Ekonomi Bankası ile de iş hayatına yeni atılanlar için bir eğitim programının görüşmeleri yapılıyormuş.
Eee, ne de olsa eğitim şart!

 

— BEYİN CİMNASTİĞİ—

Çıkıyor beyinler teraziye
Küçük çıkan uyar araziye
Canikli ile Genç’in tartışması
Hoş bir anı olarak kalır maziye

BTSO Devlet Konukevi!

btso

btsoBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Meclisi’nin bazı üyeleri, İbrahim Burkay yönetiminde şimdiye kadar meclis toplantılarına hep konuk alınmasından yakınıyor. Teknik konularda sunumlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, en son ekim ayı toplantısına da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in konuk olması, üyelerde “Kendi iç meselelerimizi konuşamaz olduk. Dilek ve temenniler bölümü şimdiye kadar hiç çalıştırılmadı” yakınmalarına yol açıyor. Durumdan şikayetçi üyeler ironik yaklaşımla “BTSO Devlet Konukevi” benzetmesi yapıyor.
BTSO Meclisi Başkanı Remzi Topuk’a, bu yakınmalardan bahsetmeden “Kasım ayı toplantısının konuğu kim olacak?” diye sorduk. Topuk da farkında olmalı ki yakınmaların, “Biraz ara verelim istiyoruz” diye girdi konuya.. Daha önce davet gönderilen bakanlar varmış. Mesela, BTSO’nun da bağlı olduğu Gümrük ve Ticaret Bakanı.. Mesela Sanayi ve Teknoloji Bakanı.. Mesela Ekonomi Bakanı..

Israr etmeyeceğiz!

Bu bakanlardan birinin programı uyar da “Tamam geliyorum” derse, BTSO Meclisi’nin kasım ayı toplantısına da bir bakan konuk olacak demektir. Ancak şu ana kadar yanıt veren bakan olmamış.. Gelmesi için de ısrar edilmeyecekmiş!
Demiştik ya Topuk da farkında diye.. Meclis gündeminin dilek ve temenniler bölümü şimdiye kadar çalıştırılamamış. “Eleştirenlerin haklılık payı var” diyor Remzi Topuk.. “Ama söyleyecek sözü olan, herhangi bir gündem maddesinde söz alıp, arada başka konulara da değinebilir” diye de ekliyor.
Remzi Topuk, “Daha interaktif bir meclis istiyoruz” dese de, 5 ay geçmesine karşın konuklardan ötürü bu sağlanabilmiş değil. İnteraktivitenin, sektör konseyleri aracılığıyla gerçekleştirildiğini söylüyor Topuk..

Çevre konseyi neden yok?

Söz konseyden açılmışken;
Konseylerin tanıtım toplantısı sırasında BTSO Başkanı İbrahim Burkay’a, neden çevre konseyi olmadığını sormuştuk. “O da olacak!” demişti. Topuk’a yeniden sorduk. Çevre konseyi olmamasından, çevreye duyarsız oldukları anlamı çıkarmamak gerektiğini söyledi.
Anladığımız kadarıyla BTSO yönetiminin, çevre konusunda konsey oluşturmamasının nedeni, sanayicileri ürkütmemek!
Yeni seçilmiş bir yönetimin “Önce çevre” diyerek işe başlaması, sanayicilere yok arıtma tesisi, yok baca filtresi gibi maliyetler çıkarması pek de hoş karşılanmaz öyle değil mi?
Ama Bursa’ya denizyolu trafiğiyle gelenler Mudanya Yolu’ndan şehre girerken burunlarını tıkıyor. Bursa’nın her yeri kötü kokuyor çünkü.
Sanayicilerimiz, çözümü sadece belediyeden beklememeli ellerini ceplerine atmalı! Temiz hava, temiz toprak, temiz su için..

BTSO, kentin dağınık aklını bir potada toplayacak

BTSO sektör konseyleriBursa öyle bir kent ki, tek ses, tek güç olup da bu değerleri pazarlamayı beceremedi yıllardır. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)’nun İbrahim Burkay başkanlığındaki yönetimi, oda meclisindeki 51 komiteye ek olarak, sektör konseyleri oluşturdu. BTSO dışından uzmanların da yer alacağı 17 sektörel konseyin amacı, kentin ortak aklını ortaya çıkarmak!

Bilişim ve iletişim, eğitim, enerji, gıda tarım ve hayvancılık, inşaat, lojistik, makine, otomotiv ve taşıt, sağlık, organize sanayi bölgeleri, tekstil ve hazır giyim, ekonomik ilişkiler ve finans, turizm, uzay havacılık ve savunma sanayi, kimya ve maden, hizmet ticaret, ürün ticaret konseyleri, BTSO yönetim kurulu ve meclise karşı sorumlu olacak. BTSO komiteleriyle, diğer kent dinamikleriyle ortak çalışacak.
Başkan Burkay’a göre kentin her konuda tek bir stratejisi olması gerekiyor. Bunun için de STK’lar, kamu, üniversite ve BEBKA ile birlikte çalışmalı. Platformu da bu konseyler olmalı..
Örneğin, Bursa’da bir fuar düzenlenmesine, bir turizm ya da fuar şirketi tek başına karar vermemeli! Hangi sektörle ilgiliyse, o sektörün temsilcileri tarafından organize edilmeli ki, amacına ulaşsın..
BTSO’nun sektörel konseylerinde dikkat çeken en önemli eksik çevre!
Hedef sadece kalkınma olunca, beraberinde doğal kaynakların tahribatı ve kirliliği büyük sorun olarak ortaya çıkıyor. Başkan Burkay’a hatırlattık.
“Unuttuk” demedi elbette ama “Çevre de çok önemli. O yönde de çalışmalarımız sürüyor” diye ekledi.
Kısaca;
Kentin dağınık aklı BTSO potasında toplanabilirse, ortaya iyi şeyler çıkacağı kuşkusuz..

KAYINPEDERİN ŞİRKETİNE DANIŞMANLIK İŞİ

BTSO çevrelerinde uzun süredir konuşulan bir konu var. BTSO’nun “yalın yönetim” felsefesinden yola çıkarak danışmanlık aldığı şirketin, Burkay’ın kayınpederi Ramazan Karakök’e ait olduğu ve bunun da etik olmadığı söyleniyordu.
Burkay’a sorduk, doğruladı.
“5-6 şirketten teklif alınarak verildi. Bizim baktığımız yetkinlik, güvenilirlik, fiyat. Fiyatı en uygun olan şirkete veriyoruz. Bu şirketlerden birisi Ramazan Kararkök’ün ortağı olduğu şirkettir. Biz 350-440 bin liraya yapılacak bir projeyi 136 bin lira artı KDV ile vermişiz.”
Burkay, etik konusunda ise “O kadar da gönlümüz rahat ki, bunu başka türlü düşünenler varsa onların problemi. Çünkü herkes kendisi nasılsa karşısındakini de öyle bilir.
Netice itibariyle bu hizmet alımıdır. Hizmet alımında, yetkinlik, güven ve fiyat önemlidir. Bu kriterlere uyan her şirketle çalışırız. Sadece yönetim kurulu üyeleri BTSO ile çalışamaz. Ama meclis üyeleri, BTSO üyeleri BTSO ile iş yapabilir” diyor.
Burkay sonuç olarak, yalın yönetim operasyonundan sonra BTSO’nun bütün kadrolarının zıpkın gibi olacağını, olamayanların da gideceğini söylüyor ve ekliyor: “Herkes değişimden korkar. Bundan rahatsızlık duyan arkadaşlarımız varsa elli tane hikaye uydurabilirler.”

Tekstil sektörü, en renkli fuara hazırlanıyor

texbridgeDünya ekonomilerinde durgunluk sürüyor. Büyüme yok denecek kadar az. Çin’in dünya genelinde hemen hemen tüm sektörlere darbe vuran kalitesiz ürünleri de artık rağbet görmüyor. Tüketim toplumları, daha kaliteliyi, farklı olanı ve elbette fiyatı en uygun olanı arıyor. Özellikle tekstil sektöründe yaşanan Çin istilasının etkileri de geçti gibi.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın, aynı zamanda Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB) Başkanı İbrahim Burkay’a göre, tekstilde Çin etkisi, bu ülkede üretim çeşitlenmesiyle doğrudan ilgili. Yanı sıra Türk tekstilinin avantajı, çok hızlı hareket edebilmesi.. Pamuk krizi sırasında Uzakdoğu firmalarının taahhütlerini karşılayamaması, Türk tekstilcilere olan güveni artırdı. Küçük siparişlerdeki başarı, büyük siparişleri beraberinde getiriyor.

Dünya markaları Texbridge’de

Burkay, dün İstanbul Intercontinental Otel’de, CNR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ceyda Erem ile birlikte 9-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Teksbridge Fuarı’nın tanıtımını yaptı. Yanlarında, fuara bu yıl ilk kez katılan Konfeskiyon Yan Sanayicileri Derneği (KSYD) Başkanı Osman Ege de vardı.
UTİB, CNR ve KSYD’nin amacı, uzun vadede Teksbridge Fuarı’nı, dünyanın en büyük kumaş fuarı haline getirmek. Hazır giyim sektörünün dünya markalarına alım için davet gönderilmiş. Ayrıca Ortadoğu’dan 160 hazır giyim firması fuarı ziyaret edecek.
İbrahim Burkay’ın verdiği rakamlar çarpıcı.. Yeni pazarlarda çok özel başarılardan bahsediyor. Kalitesiz ürünleriyle dünyayı işgal eden Çin’e yapılan tekstil ihracatının son 10 yılda 12 kat artarak 150 milyon dolara ulaşmasını “özel başarı” diye adlandırmak yerli yerinde bir tanım..
Aynı şekilde Rusya’ya 2001 yılında sadece 77 milyon dolar tekstil ihracatı yapılırken, şu anda yılda 1 milyar 100 milyon doları yakalamış olmayı da aynı özel başarı çerçevesinde değerlendirebiliriz.

Kış modası temalarında “isyan” etkisi

Gelelim, Texbridge 2014-2015 kış modası temalarına..
Ana başlıklar kışkırtıcı.. İskoçya Dağları Askeri Birlikleri, Ölüm Dansı, Başkaldırı ve İsyan.. Bu başlıkları görünce sormadan duramadık. “Bu temalar belirlenirken Arap Baharı ve Gezipark Olayları etkili oldu mu?”
Burkay yanıtladı. “Bu açıdan bakmadık ama evet gündemle ötüşen başlıklar. Gündeme damgasını vuran olaylar muhakkak modayı da etkiliyor. Tasarımcılar trendleri belirlerken bunları da değerlendiriyorlardır mutlaka.”
1940’lı yılların Greta Garbo’suyla birlikte siyah beyaz filmlerden esinlenilen Film Noir ile göçebe yaşam tarzını yansıtan Göçer Çingeneler de temalar arasında..
Şu güzel haberi de vermeden bitirmek olmaz. BTSO Başkanı Burkay dün İstanbul’da, BUTEKOM (Bursa Tekstil Konfeksiyon Araştırma Merkezi) ile KTDI (Kore Tekstil Geliştirme Enstitüsü) ile ortak proje ve organizasyonlar yapmak üzere bir işbirliği anlaşması da imzaladı. Bilindiği gibi Kore, ekonomik kalkınma konusunda örnek aldığımız ülkelerin başında geliyor. Bu işbirliği de oldukça önemli..

Büyüklerin yarattığı katma değer 5 yıldır yerinde sayıyor

btso

ibrahim burkayBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) her yıl olduğu gibi bu yıl da Bursa’nın 250 büyük firma araştırmasının sonuçlarını açıkladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın açıkladığı sonuçların ortaya koyduğu en önemli veri, söz konusu 250 büyük firmanın yarattığı katma değerin, son 5 yıldır hemen hemen aynı düzeyde kalması. Tabloda genel olarak, dünyaya bağlı olarak Türkiye ekonomisindeki yavaşlama dikkat çekiyor. Bu doğrultuda firmaların satış, ihracat, katma değer ve aktif büyüme rakamlarının sınırlı kalması kaçınılmaz elbette.
BTSO Başkanı Burkay’a göre, araştırma sonuçları kısa ve orta vadede sektörlerin, yüksek katma değer yaratan ileri teknolojiye odaklanmalarını zorunlu kılıyor. İhracatta ise rekabet gücü ile ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak olmazsa olmaz.

Dış politikanın ekonomiye etkisi

Bütün bunlar aslında, Türkiye ekonomisinin her dönemde yaşadığı sıkıntılar. Katma değeri yüksek teknolojilerde ve özellikle de üretimin ana gideri enerjide dışa bağımlı olmamızın yarattığı sorun, ekonominin en önemli açmazı. Rekabet gücünü olumsuz etkileyen de bu iki kalem.
Arkasından da Türkiye’nin izlediği dış politika geliyor. “Komşularla sıfır sorun” iddiasıyla belirlenen dış politikanın bugün geldiğimiz noktada Türkiye’yi Ortadoğu’da yalnızlaştırmasını Hükümet yetkilileri “değerli yalnızlık” olarak yorumluyor.
BTSO araştırmasının ortaya koyduğu veriler doğrultusunda bu yalnızlığın ne kadar değerli olduğunu sorduk İbrahim Burkay’a.
“Evet, Türkiye açısından pozitif yönde bir gelişme yok” diyor. Arap Baharı’nın etkilediği ülkelerde istikrarın henüz sağlanamamış olmasından Türkiye ekonomisinin ve dolayısıyla Bursa’nın etkilenmemesinin mümkün olmadığını söylüyor ve ekliyor:
“BRIC ülkelerini tek tek ele aldığınızda, ciddi sıkıntılar olduğunu göreceksiniz. Türkiye’yi de bu kapsamda değerlendirirsek kötümser bir tablo yok.”
Burkay’ın son sözü şu:
“Türkiye’de son 15 yıldaki kazanımlar kolay elde edilmedi. Birlik ve beraberlikle geliştirmenin yollarını bulmalıyız.”

Bursaspor’a forma reklamı

Ekonomi ve siyaseti birbirinden ayırmak olanaksız. Aynı şekilde sporu da bunlardan. Önceki akşam Bursa Atatürk Stadı’nda son şampiyon Galatasaray ile 1-1 berabere kalan beşinci büyük Bursaspor, BTSO’nun 250 büyük firma toplantısında da gündeme getirildi. Diğer kent takımlarını örnek gösteren bir meslektaşımın yönelttiği soru şuydu:
“Bunca büyük firmaya rağmen Bursaspor’un hala neden bir forma reklamı yok?”
Bursaspor’un başarısının, bu kentin değerlerinin dünyaya tanıtımında ne kadar önemli olduğunu bildiklerini söylüyor Başkan Burkay. Bu konuda görüşmelerin yapıldığını, önümüzdeki günlerde “Beşinci büyük Bursaspor”a yakışır bir forma reklamının olacağını söyledi.

BTSO’da kimler gidiyor, yerine kimler geliyor?

ibrahim burkayBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) yeni yönetimi, kadro organizasyonunda köklü değişikliğe gidiyor. 18 yıllık BTSO personeli, son 6 yılın genel sekreteri Nihat Balkan, yıllık izne ayrıldı. Camiada, Balkan’ın 12 Ağustos’a kadar sürecek izin sonrası göreve dönmeyeceği konuşuluyor. Genel sekreterlik görevini, yardımcılarından Okay Civelek vekaleten yürütüyor.
BTSO’da şimdiye kadar iki genel sekreter yardımcısı vardı. Bunlardan biri de Dinçer Emir’di. İbrahim Burkay başkanlığındaki yeni yönetim Emir ile çalışmak istemiyor. Bu nedenle Emir, çok uzak bir göreve atandı. Dinçer Emir’in yeni görev yeri Eskişehir..
“Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve Eskişehir ne alaka?”
BTSO’nun Eskişehir’de KOBİ Gelişim Merkezi Ofisi bulunuyor. Bu ofise gönderilen AB Uzmanı Emir de yıllık izine ayrılmış..
Dinçer Emir’in yerine de Hasan Erdem atanmış..
AKP Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın’ın eski özel kalem müdürü, 2011 seçimlerinden sonra da Bursa Milletvekili Önder Matlı’nın danışmanlığını yürüten Hasan Erdem BTSO’nun yeni genel sekreter yardımcılarından biri artık..

Üç genel sekreter yardımcısı

Bu arada, BTSO Başkanı İbrahim Burkay da, kurum içinde yayınladığı bir genelgeyle genel sekreter yardımcılığı sayısını üçe çıkardıklarını duyurmuş. Bazı yönetim kurulu üyeleri de, odadaki bu gelişmelerden haberdar olmadıklarını söylüyorlar.
Üçüncü genel sekreter yardımcılığına da, oda sicil servisi memurlarından Ömer Keskin’in atanacağı konuşuluyor. Ömer Keskin, Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin’in oğlu..
Peki, BOSEN, ULUTEK, Serbest Bölge ve OSB’de çeşitli görevlerde bulunan, son 6 yılda BTSO Genel Sekreterliği yapan Nihat Balkan izin sonunda görevine dönmezse, yeni genel sekreter kim olacak?
Görevi vekaleten yürüten Okay Civelek’in asaleten atanmasına çok fazla ihtimal verilmiyor. Dışarıdan bir isim de belirlenmiş değil. Nihat Balkan şu anda Gemlik Serbest Bölge’de bulunan ve enerji borulaması işi yapan aile şirketinin başına geçmiş durumda.. Göreve dönüp dönmeyeceği konusunda belirsizlik var.

Burkay, Balkan’la çalışacak mı?

Balkan, “12 Ağustos’a kadar izindeyim. İznim bitince döneceğim” diyor. Başkan Burkay’a “Nihat Balkan’la çalışmaya devam edecek misiniz?” diye soruyoruz.
“Kurumsal hafıza önemli” diyerek, sanki devam edeceklermiş gibi bir izlenim veriyor.
Bu tablo ortaya koyuyor ki, Burkay ve ekibi, BTSO için çok da hazırlıklı değilmiş. Farklı bir siyasi zeminden gelen farklı bir anlayışın, genel sekreteriyle birlikte gelmesi gerekirdi. En azından Türkiye’nin idari ve siyasi geleneği doğrultusunda olması gereken buydu.
Burkay şöyle konuşuyor:
“Reorganizasyon yapıyoruz. Birçok stratejimiz, projemiz var. BTSO, sadece bürokratik işlemler yapan, evrak düzenleyen bir kurum olmaktan çıkıyor ve uzmanlık merkezi oluyor. BTSO’da her sektör için, doktoralı, geçmişte proje üretmiş ve yönetmiş kişilerin yöneteceği ekipler oluşturacağız.”
Burkay’ın, bu kapsamda bazı projeleri bugün yapılacak meclis toplantısında açıklaması bekleniyor.

Dünyaya açılmak için pek çok kapı var

erasmusBursa Valiliği’nde AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi var. Bu merkezin sorumlusundan neredeyse haftanın her günü en az üç-dört elektronik ileti geliyor. Her iletiyi geldiği an itibariyle inceledikten sonra, “ne kadar güzel proje” ya da “ilgilenenler için harika bir fırsat” dedikten sonra silmek alışkanlığımız olmuş.

Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış ya.. Bizimki müflislikten değil elbet.. Ramazan nedeniyle hayat durur ve gündemsiz kalırız her yıl, bir ay boyunca.. Sofralara bereket getiren ramazan, bizim mecrayı kurutur! İşte böyle kuru bir günde sildiğim iletilere toptan bakınca “bunları duyurmak gerektiği”ne inandım!

Biliyorum ki, gerek Bursa Valiliği, gerekse BTSO bünyesindeki AB bürolarından yapılan çağrılara katılım hiç de istenilen düzeyde değil.

Proje bekleniyor

Mesela dünkü Hürriyet Bursa’da yer alan haberde, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Aytuğ Onur’un da, AB Kırsal Kalkınma Programı kapsamındaki fonlarla ilgili çağrısı vardı: “Fon var, proje üretin” diyordu.

Avrupa Birliği’nde, üstelik bizim de katkı koyduğumuz fonlardan yararlanabilmek için proje üretilmesi lazım, üreten yok! Ülke olarak giderek içe mi kapanıyoruz ne?

Her şeyin kolayına alışan milletimiz, AB fonlarından yararlanmak için gereken koşulları yerine getirirken sıkılıyor olsa gerek.

Niye?

Çünkü, fonlardan verilen hibe kredilerin yerinde ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı çok sıkı denetleniyor. Bizde devlet bazı yatırımlar için teşvik verdi geçmişte, hala daha veriliyor. Bu teşviklerin yüzde kaçı yerli yerinde kullanılmıştır merak ediyorum doğrusu..

Pek çok program var

AB bünyesinde pek çok program var. Programlar çoğunlukla gençlere yönelik.. Kamu görevlilerine de ücretsiz eğitimler var. Fotoğraf, film ve resim gibi ödüllü yarışmalar..

Yabancı dil öğrenmek, yurtdışında yeni kültürler tanırken yeni yetenekler kazanmak isteyenler için “Avrupa Gönüllü Hizmeti” kapsamında gençlik değişim programları ve kamplar müthiş bir fırsat gençler için..

Örneğin, sivil toplum örgütlerinin temsilcisi veya gönüllülerine yönelik de ilginç bir eğitim var Brüksel’de.. 18-40 yaş arasında, İngilizce’yi akıcı konuşabilen STK temsilcilerine verilecek eğitimin amacı, “STK’ların kapasitelerini güçlendirmek ve genç vatandaşların kamusal tartışmalarda ve karar alma süreçlerinde sivil toplum kuruluşlarına katılım düzeylerini artırmak ve gençler için daha iyi bir sivil diyalog ve katılım sağlamak.”

3 ay staj olanağı

İsviçre’nin Cenevre kentindeki BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de, kurumun insan hakları konusundaki çalışmalarını yakından görmeleri ve insan hakları konusunda çalışmalar yapabilmeleri için gençleri 3 ay boyunca staj yapmaya ve kurum içi eğitim almaya davet ediyor. Tabii ki ücretsiz.. Ama BM’nin 6 resmi dilinden en az ikisini bilmek şartı var.

Kısacası.. Dünyaya açılmak isteyip de kapı bulamayana kapıdır, Bursa Valiliği AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi..

Ticarette kadın olmanın e hali!

e-ticaretBu e-ticaret var ya, tam da kafası ticarete çalışan kadınlar için biçilmiş kaftan.. Neden mi? Türkiye’de kadın olmak zor ya.. Hele bir kadın için iş hayatında tutunabilmek zorun da zoru ya.. İşte ondan.. Ne üretiyorsa, ne satıyorsa, internet üzerinden satacak. Müşteri bağlantılarını da buradan yapacak, para pul işlerini de yine internet üzerinden yürütecek. Tabii bütün bunları yapabilmek için de bilişim teknolojileri ile barışık olmak, korkmamak gerekiyor.

Geçen hafta TOBB bünyesindeki Bursa Kadın Girişimciler Kurulu tarafından Elektronik Ticaret Siteleri ve İşletmecileri Derneği (ETİCAD) işbirliği ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) düzenlenen “Ticarette kadın olmanın e hali” başlıklı seminerin bir bölümünü izledim.

Seminer, BTSO’nın büyük salonunda yapılınca, konuya göre hayli iyi olan katılımcı sayısı da az göründü. TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Emine Örnek’in sunuş konuşmasında vurgusu, toplumsal kalkınma için öncelikle kadının eğitilmesi gerektiğine yönelikti.

Seminerin yöneticiliğini, ilk kez iki bilgisayarı telefon hatları üzerinden konuşturan BBS sistemini kurarak Türkiye’deki ilk internet ağını oluşturan Atıf Ünaldı’nın yapması da anlamlıydı tabii ki..

Pasta iştah kabartıyor

BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Şakir Umutkan’ın da dediği gibi, internet sayesinde dünyanın her tarafı herkesin pazarı.. Ayrıca dünyanın her yerindeki üretici ve satıcılar da birbirinin rakibi.. Günümüz dünyasında e-ticaret hacmi 1 trilyon doları aşmışken, böylesi bir pasta için verilecek mücadele de çetin olur haliyle..

Zira Türkiye’de de önemi anlaşılmaya başlayan e-ticarete ilişkin 2012 verileri, 30,6 milyar lira olan internet üzerinden alışveriş pastasının 2013’te 50 milyar lirayı bulacağını işaret ediyor.

Özetle pasta büyük.. Peki kadınlar bu pastadan ne kadar pay alabilir? Ne yapmalılar?

İşte bu soruların yanıtlarını, ETİCAD Başkan Yardımcısı Mehmet Erdemir verdi kadın girişimcilere..

Öncelikle, e-ticaretin de ekosistemi olduğu bilinmeli. Bu doğrultuda öncelikle ana fikir ortaya konulmalı; İyi bir danışmanlık alınmalı; Fizibilite yapılıp ön proje hazırlanmalı; Altyapı oluşturulmalı; Özgün tasarımla öne çıkılmalı; Ürün ve görselleri hazırlanmalı; Ödeme, tedarik ve lojistik entegrasyonlar kurulmalı; Pazarlama planı oluşturulmalı; Müşteri ilişkilerine önem verilmeli; Basiretli tacir olunmalı..

Ondan sonra siz gece uyurken bile e-mağazanız satışa devam etsin..

Nasıl iyi mi?

BTSO ve Borsa’da dananın pöçüğü yarın kopuyor

tobb_logo

tobb_logoBursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Bursa Ticaret Borsası (BTB) seçimleri yarın yapılıyor. İki kurumda da ikişer aday var. BTSO’da, Rifat Hisarcıklıoğlu’nun başkanlığındaki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetim kurulu üyesi, BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ile Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Burkay yarışıyor. BTB’de ise mevcut başkan Rıza Aydın ile Özer Matlı liderliğindeki ekiplerin mücadelesi var.

BTSO’daki seçim yarışına ilişkin daha önceki bir yazımızda tespitimiz şöyle olmuştu: İlhan Parseker kazanırsa İlhan Parseker; İbrahim Burkay kazanırsa İbrahim Burkay değil konjonktür kazanmış olacak!

BTB’deki sonuca ilişkin de bir tespitte bulunmak gerekirse şunu diyebiliriz: Rıza Aydın kazanırsa, BTB üyeleri tecrübeden vazgeçmedi. Özer Matlı kazanırsa, BTB üyeleri Rıza Aydın’a dur dedi.

BTSO’da etkili olması muhtemel ideolojik konjonktürün BTB’de tezahür etmesi beklenmiyor. Zira BTB’deki muhalif propaganda, sadece Rıza Aydın’ın uzun yıllardır başkanlık yapıyor olmasına ekdekslenmiş durumda.. Ayrıca özel yaşamının propaganda malzemesi yapılıyor olması aşağılık bir yöntem..

Muhalif hareketin başındaki Özer Matlı’nın AKP Bursa Milletvekili Önder Matlı’nın kardeşi olmasının en önemli propaganda malzemelerinden biri olduğu iddia ediliyor.. Oysa Matlı, basın mensuplarından kardeşiyle ilişkilendirilmemesini istiyor.

Hal böyle olunca, AKP Bursa il yönetiminin hem BTSO, hem de BTB’de propagandaya alet edilmemesi kaçınılmaz.

Peki, AKP İl yönetimi iki kurumda da kimden yana?

Hukuken siyasi parti il başkanı ya da yönetiminin “Biz bu adayı/grubu destekliyoruz” deme şansı var mı?

Yok tabii ki!

Sonuçta iktidar, güç demek.. Herhangi bir yapılanma içindeki seçimlerde, bu güç yanında olmasa bile yanındaymış gibi gösterenler olur. Nitekim bunu muhalefet partilerinde de, hatta hemşeri derneklerinde bile görmek mümkün..

Düşünsenize;

Bir yere aday oluyorsunuz. Seçmenden, projelerinizi ve karakterinizi ortaya koyarak destek isteyeceğinize, “il yönetimi beni destekliyor” diyerek oy istemeniz acz içinde olduğunuzu gösterir.

Sadede gelelim;

Anadolu’da pöçük diyorlar kuyruğa.. Yarın hem BTSO, hem de BTB’de dananın pöçüğü kopacak. İki kurumda da pöçük, her açıdan oldukça yağlı! Mücadele bunun için..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

 

Kimse farkında değil söküğün
Altındaki bilinmiyor köpüğün
Peşinde herkes yağlı pöçüğün
İtişirken altında kalmayın göçüğün