Kadın girişimcilerin Bursa’ya gelmesine kocaları izin vermedi

kadın girişimcilerTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Bursa Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen 1. Ulusal Kadın Girişimcilik Zirvesi ve Fuarı, hafta sonunda gerçekleştirildi. İki günlük zirvenin açılış konuşmalarında kimin ne dediğinden daha önemlisi, yazımızın başlığını da oluşturan ayrıntı.. Yazı alanımızda yerimiz kalırsa, kim ne demiş birer cümle aktarırız.. Zira kadın girişimciliği, istihdamı, dahası eşitlikle ilgili söylemler de, fiili durum da hep aynı.. Nitekim başlığımıza taşıdığımız olgu, Türkiye’de kadının durumunu açıkça ortaya koyuyor.

Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Emine Örnek ve arkadaşlarının uzun zamandan beri hazırlığını yaptıkları zirve için 81 ile davet çıkarıldı. Fakat 49 ilden katılım oldu. Pek çok ilin kadın girişimcisinin Bursa’ya gelmeme nedeni, kocalarının izin vermemesiydi!

EY KOCALAR!

Fakat bu durum, kürsüden yapılan açılış konuşmalarında dillendirilmedi. Oysa Emine Örnek, gür sesiyle kükreseydi kürsüden “Ey kocalar! Eşlerinizin önüne koyduğunuz engeli aslında, ülkenizin, çocuklarınızın önüne koyduğunuzun farkında değil misiniz?” diye, Türkiye çapında ses getirmez miydi?

Getirse ne olacaktı ki sanki?

CHP Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin dediği gibi kadın bu ülkede hala kendi vücudunun bile sahibi değildi! Kendi vücuduyla ilgili karar alamıyordu. Çocuk doğurmak isteyip istemediğine bakılmaksızın “en az üç çocuk” doğurmaya programlanıyor, hatta zorlanıyordu.

PETROLDEN DEĞERLİ

TOBB Yönetim Kurulu Üyesi, BTSO Meclis Başkanı ve 7 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde BTSO başkanlığına aday olan İlhan Parseker’in benzetmesinden yola çıkarsak, girişimci eşlerini engelleyen erkekler, bir petrol kuyusunu körelttiklerinin de farkında değiller aslında..

Öyle ya, Parseker’in Güney Kore’nin kadın istihdamıyla ilgili verileri aktararak kurduğu “Kadın girişimciliğinin istenen düzeye yükselmesi, Türkiye’nin zengin petrol yatakları bulmasından çok daha önemli” şeklindeki cümle, benzetmemizi doğruluyor.

1. Ulusal Kadın Girişimcilik Zirvesi ve Fuarı organizasyonunda pek çok aksaklık vardı ama bunları sıralayıp kadın girişimcilerin şevkini, çalışma azmini kırmak istemem doğrusu.. Zaten eleştirsem de başıma gelecekleri biliyorum. Göze alamam..

Gene Sena Kaleli’nin “Kadınlar erkekler için kıyamet, dünya için gelecek” sözünden hareketle, kıyameti yaşamak istemem! Aralık ayındaki seçimleri sırasında yazdıklarımdan ötürü kısmen yaşamıştım da..

Allah muhafaza!

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

Ördüler şimdiye kadar ibrişim
Bundan sonra işleri girişim
Erkekler çıkarmalı bundan ders
Demeliler artık, ortağım eşim

Biz gideriz ormana!

“Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana!” şarkısıyla başlamadık mı bizler ilkokula? Çocuk şarkısının bu cümlesini düz mantıkla değerlendirdiğimizde, “doğanın var ettiğini yok etmeye odaklı bir eylemi” anlattığını görüyoruz. Şarkının ikinci cümlesinde “Yaşlı kütük seçeriz, karşılıklı geçeriz, testereyle biçeriz, hop biçeriz” deniyor denmesine ancak son cümledeki “Ağacın yanında dur, baltayı sağından vur!” mesajı da ilk algıyı destekliyor.

Uludağ Üniversitesi, Uludağ Teknoloji Geliştirme Bölgesi (ULUTEK) ve Bursa Mühendis ve Mimar İşadamları Derneği (BUMİAD) tarafından birlikte yürütülen “Fikir Ormanı Projesi” ile ilgili haberleri görünce nedense bu çocuk şarkısı dolandı dilime.. Orman yaratma fikrinden çok, yok etmeye odaklı bir neslin bireyleriyiz bizler. Elimizde baltalarla dalarız ormana, tüketiriz. Tükettik de!

İş makinelerini sürdük, kestik ağaçları villa yaptık, turistik tesis yaptık. Kesmenin zahmetli ve de masraflı olacağını hesaba katanlar bir kibritle açtı villasına, turistik tesisine araziyi! Yetmedi, devlet eliyle “2B” adı altında ormanları pazarlamaya başladık.

 

FİKİR ORMANI PROJESİ

 

Ve şimdi ileri teknoloji içeren sanayi ürünleri üretebilmek için proje geliştiriyoruz adına da “fikir ormanı” diyoruz. Çok ironik değil mi? Orman yok etmeye odaklı beyinlerden fikir ormanı oluşturmalarını bekliyoruz!

Projeyi eleştirdiğimden değil. Elbette, BTSO Başkan Adayı ve ULUTEK Başkanı İlhan Parseker’in söylediği gibi ihracatın kilo başı değerinin artırılması için fikir üretilmesi ve bunların yatırımcılarla buluşması gerekiyor.

Elbette, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek’in dediği gibi proje üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesine büyük katkı sağlayacak.

Tabii projenin daha da sevindiren yanı çalışmanın sadece sanayiye yönelik olmaması.. Tarım ve çevreyi de kapsıyor. BUMİAD Başkanı İlker Özaslan da buna dikkat çekiyor.

 

YENİ ŞARKILAR YAPALIM

 

Çevreci ve barışçı gözlükle baktığımızda BTSO’nun diğer başkan adayı İbrahim Burkay’ın “Bursa, savunma sanayisinin üssü olmalı” söylemine şiddetle karşı çıkmak gerek ama bu, günümüz gerçeklerine aykırı düşer.

“Bütün dünya insanları kardeş olsun, yemyeşil uçsuz bucaksız ormanlarda cıvıl cıvıl kuşlar ötsün, geyikler dolaşsın” şeklinde “geyik muhabbeti” ile bağlayacak değilim yazıyı..

Fakat söylenmesi gereken şu elbette.. Doğal değerlerimizi yok etmeden, yükte hafif, pahada ağır ihraç malları üreterek zenginleşmenin yollarını bulmamız gerekiyor.

Çocuklara da yeni şarkılar yapalım lütfen..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

 

Yarını düşünüyoruz her birimiz
Her daim barış olsun zikrimiz
Vatan için olsun her fikrimiz
Mustafa Kemal’dir önderimiz

İhtiyatlı destek!

Ülke gündemini yerelden ayırmak olanaksız.. Yerel aktörlerin de ülke gündemine yönelik sözlerine kulak vermek gerekiyor çoğu zaman.  Parlamenter demokrasilerde, parlamentoyu oluşturan milletvekillerinin tümü yerelin birer temsilcisi ama bazı gelişmelere ilişkin, hemen o gün farklı kesimlerden gelen seslere kulakları açmak gerek.

Bugün ülkemizin en önemli gündem maddesi, devlet ya da hükümetin PKK terörünü bitirmek amacıyla, örgütün hükümlü lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeler.. İş dünyası da bu görüşmeleri hassasiyetle izliyor.

Önceki akşam gerçekleştirilen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) meclis toplantısının açılışında konuşan Meclis Başkanı İlhan Parseker’in sözleri de, ağırlıklı olarak terörün maliyetine ilişkindi.

Her şeyden önce huzur

ABD, 2050 yılına kadar gazilere 934 milyar dolar tazminat ve maaş ödeyecekti. Bu tek başına Türkiye’nin milli gelirinden fazlaydı. Aynı Amerika, bundan daha az bir bütçe yüzünden 2013 başında mali uçuruma düşme tehdidiyle karşı karşıyaydı. Durmadan karşılıksız dolar basıyordu ve bugün küresel ekonomide yaşanan derin krizin, Amerika’nın savaş bütçesinin 5 trilyon doları bulmuş olmasının başlıca sebeplerinden biri 11 Eylül terör saldırısıydı.

Türkiye’nin de pek çok meselesi vardı.

Eğitim düzeyi ve kalitesi düşüktü, reforma;

Teknoloji geriydi, ileri teknoloji yatırımlara;

Verimlilik düşüktü, toplam faktör verimliliğini artırıcı adımlara;

Hukuk sistemi sorunluydu, adalet reformuna;

Kadının işgücüne katılım düşüktü, teşviğe;

Ar-Ge bütçesi düşüktü, seferberliğe;

Vergiden kamu harcama reformuna, siyasi partiler reformundan yeni bir anayasaya kadar çok önemli adımlara;

Ancak her şeyden önce huzura ihtiyaç vardı.

Gelecek nesillere borç

Savaş kadar barışın da maliyeti vardı. Ancak bu maliyet parayla pulla karşılanabilecek gibi değildi. BTSO Başkanı İlhan Parseker’in de altını çizdiği nokta buydu.

Şöyleydi söylediği:

“30 yılda bize 300 milyar dolardan fazla bir maliyeti olan terör belasını nihayete erdirmeden; Edirne’den Hakkari’ye kadar tüm Anadolu toprağını bir huzur adası haline getirmeden enerjimizi tam kapasite kullanmamız zor görünüyor. Bu nedenle bugün terörü bitirmek amacıyla yapılan çalışmaları ihtiyatlı destekle izliyoruz. Umarım bu süreç vicdanları kanatmadan, yeni hassasiyetler yaratmadan, düzgün bir şekilde yürür ve gerçekten ihtiyaç duyduğumuz huzura kavuşuruz. 300 milyar dolar yatırım, 6 milyon kişiye iş ve aş demek. Bu bizim gelecek nesillere borcumuz. Çarçur olmasına izin vermeyelim.”

Ar-Ge, Ür-ge, Bul-Ge, Koş-Ge, Kap-Ge, Getir-Ge, Götür-Ge

fahrettin gulenerDilini bilmeyen kişiye bir şey anlatırken Türkçe kelimeleri heceleyerek telaffuz eder ya bazıları.. Fiili cümle sonuna yerleştirip, mastar ekiyle tamamlarlar hani.. Örnek mi; “Sen şimdi buradan şuraya gitmek!” İşte, Bursalı sanayici ve işadamı, teknik eğitim gönüllüsü, Bursa eski milletvekillerinden ve Kosova Fahri Konsolosu Fahrettin Gülener’in biçemi de böyleymiş gibi geliyor konuşurken.. Çünkü tane tane konuşuyor. Konuştuğu konu ise teknik eğitim elbette.. Karşısındakine teknik eğitimin önemini daha iyi belletiyor bu tarz konuşmayla..

Geçen hafta Bursa’ya gelen Kosova İçişleri Bakanı ve beraberindeki heyete hitap ederken de böyleydi Fahrettin Gülener.. Kuruluşunu gerçekleştirdiği BEGEV (Bursa Eğitimi Geliştirme Vakfı) aracılığıyla pek çok kişinin teknik eğitim almasını sağlayan Gülener, daha sonra BEGEV’in tasfiyesiyle bu görevi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın üstlendiği BUTGEM (Bursa Tasarım ve Teknoloji Geliştirme Merkezi)’ne bıraktı. Gülener, BUTGEM’de de ders vermeye devam ediyor.

Daha önce pek çok kereler babası Sobacı Vehbi Usta’nın hikayesini dinlemiştim kendisinden.. Babasının yokluk zamanlarında eski varillerden yaptığı sobaları, O’nun yaratıcılığını, mücadele azmini.. Dahası, babasının anlattığı tüm özellikleri kendisinde görmek olası..

ihsan bolukGeçen hafta Kosovalı konuklarını uğurladıktan sonra fabrikadaki odasında misafiri olduk Gülener’in.. Odanın duvarları, özlü sözler, fotoğraflar, gazete kupürleri, kitaplar ve içeriye gireni aralıksız yaklaşık bir saat boyunca oyalayabilecek materyalle dolu..

Makam koltuğu uzay gemisinin kaptan koltuğu gibi.. Kendisi tasarlamış. Dayanamadım hemen oturdum. Öyle rahat ki.. O koltukta çalışırken insanın vücudunda asla deformasyon olmaz.

Masanın altında da ayak konulan bir alet var. Elektrikli pedal. Çalıştırdığında ayaklar sanki bisiklet pedalı çeviriyormuş gibi hareketleniyor. Kan dolaşımı sağlanınca saatlerce otursanız bile ayakların şişmesi olanaksız. Bu alet de kendi üretimi..

41. yılına giren Ermetal olarak şimdiye kadar 53 patent almışlar. Son 15 yılın ürünüymüş bunlar da.. Fahrettin Gülener, meslek hayatını ar-ge’ye adamış. Ar-ge felsefesini esnaf jargonuyla harmanlayarak tekerlemeye dönüştürmüş:

Ar-Ge, Ür-ge, Bul-Ge, Koş-Ge, Kap-Ge, Getir-Ge, Götür-Ge..

* * *

Gülener, fahri konsolosluğunu yaptığı Kosova’dan da öğrenci getirilmesini sağlıyor BUTGEM’in okuluna.. Oradaki hemşerileri, “Gel buraya fabrika kur” diyorlarmış.

Kurmuyor ve “Siz öğrenin, siz kurun” diyormuş. Eğitim için de her türlü desteği veriyor kendilerine..

Birkaç yıl önce Hüseyin Özdilek’le birlikte gitmişler Kosova’ya.. Özdilek bakmış ve anında raporu vermiş:

“Bu adamların gözlerinde fer yok. Çalışacak adam yok burada” demiş. Hüseyin Özdilek bu.. Söyler. Karşısında Kosova Cumhurbaşkanı da olsa..

Kıssadan hisse deyip de, sevgili okura da aptal muamelesi yapmayalım ve noktayı koyalım.

Vali Bey’in verdiği “ayar”ın perde arkası!

btso logo

Harput-Parseker-BurkayHangi konuda olursa olsun. İşin iç yüzünü bilmiyorsanız eğer, konuyu kavramak bir yana, ilgisiz ve garip tepkiler de verebilirsiniz. Örneğin, Bursa Valisi Şahabettin Harput’un “bize göre durduk yerde”, ertelenen BTSO seçimlerinden bahsederek birilerine sopayı göstermesi de bu doğrultuda bir örnek..

Nitekim, Vali Bey’in bu sopayı neden gösterdiğini bilmeyenler “Sen de kim oluyorsun Vali Bey, BTSO seçimlerine karışmak ne haddine?!” minvalinde sözler ettiler. Hatta bazıları da yazdı.

Vali Harput ne demişti ona bakalım önce:

“Değişik adayların olması son derece doğaldır. Bursa’da şunun veya bunun gelmesi, şu kesimin gelmesi, şu fikrin, şu ideolojinin gelmesi gibi bir algılamaya kesinlikle karşıyım. Böyle algılamaya ne müsaade ne müsamaha ederim. Burası herkesi kucaklayan bir çatı örgütüdür.”

NACE kodlarındaki sıkıntı nedeniyle tüm oda ve borsalarda seçimler ertelenmiş, yaklaşık iki aydır gece gündüz kulis çalışması yürütenler rahat bir nefes almışken Vali Bey’in böyle laflar etmesini anlamak için dünkü yerel gazeteleri dikkatli okumak yeterdi aslında..

* * *

BTSO başkanlığı için kimler aday?

İlhan Parseker ve İbrahim Burkay..

Vali Bey’in açıklamasının yer aldığı haberin altında, iki adaydan sadece İlhan Parseker’in Harput’un açıklamasına destek veren beyanını görmek, mesajın İbrahim Burkay ve ekibine gittiği sonucunu çıkarmaz mı?

Elbette çıkarır..

Çıkmasa da biz çıkardık!

İlhan Parseker, Vali’nin açıklaması üzerine ne demişti ona bakalım şimdi de:

“Odada hizmet bazlı yarışlar tabii ki olacaktır. Ancak belli grupların grup olarak seçime girmeleri ve odaya egemen olmaya çalışmaları ötekileştirmeye neden olur. Bu da ticari hayatta bölünmelere yol açar. Grupların yarışmaları değil, bireysel olarak hizmete talip insanların yarışması ön plana çıkmalı.”

Vali Bey’in tepkisine Burkay nasıl karşılık vermişti acaba?

Medyaya yansıyan bir açıklaması yoktu. Dün aradık kendisini, “Ne diyorsunuz bu konuda?” diye sorduk.

Vali Harput’un açıklamasından haberi olmadığını söyledi. Şehir dışındaymış da, haberi olmamış!

BTSO başkanlığına aday olacaksın, kentin Valisi bu yarışla ilgili “ayar verecek” ve haberin olmayacak! Tuhaf değil mi?

“Ben konuyu bir öğreneyim, size dönerim” dedi Burkay.. Dönmesini bekliyorum hala!

* * *

Dananın pöçüğünü kopartan nedene gelelim artık..

Efendim deniyor ki; Burkay yanlısı MÜSİAD’çı işadamları, BTSO seçimleri için destek arayışı sırasındaki temaslarında, karşı tarafa dini değerler üzerinden saldırıyor!

Vali Harput sopayı gösterdiğine, Burkay ve ekibinden ses çıkmadığına göre bu yazı şu atasözüyle biter:

Sükut ikrardan gelir!

Pala’nın aidat kampanyası

Bursa Kent Konseyi Başkanı; Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı; Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Genel Koordinatörü; BİNTED Ortaklar Kurulu Başkanı Semih Pala, facebook sayfasından bir kampanya başlattı: Zorunlu ticaret ve sanayi odaları aidatları kaldırılmalıdır!

Kaldırılmayacağını, kaldırılmaması gerektiğini herkes biliyor. Hatta bu konuya hiç kafa yormaya bile gerek yok ama Semih Pala’nın neden böyle bir kampanya başlattığına ilişkin yorumumuzu aktaralım önce..

Herkes şöyle eleştiriyordu kendisini:

“Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin merhum eski başkanı Hikmet Şahin dönemindeki belediye uygulamalarına çok sert muhalefet eden Pala, Recep Altepe döneminde 4 koltuğu birden kapınca sustu!”

Pala, susmadığını kanıtlamak için olsa gerek başka gündemler yaratıyor şimdilerde.. Şahin’e yönelik eleştirilerini blogundan yayınlayan Pala, şimdiki kampanyalarını facebook üzerinden yapıyor.

İlk paylaşımını “Zorunlu olan oda aidatları kaldırılmalıdır” başlığıyla yapan Semih Pala, altında da şunları yazmış:

“Ticaret ve sanayi hayatının içinde olanlar, kayıt yaptırmak zorunda oldukları ticaret odası veya sanayi odasına her yıl yüzlerce milyon TL yıllık aidat ve munzam aidat ödemelerini hiç sorgulama ihtiyacı duydular mı acaba? Onlarca yıldır ticaret hayatının içinde olan bir kişi olarak diyorum ki, oda aidatları kaldırılmalıdır.”

Pala ikinci paylaşımında da “Ticaret ve Sanayi Odası’nca, işyerinin ticari bilanço karı üzerinden munzam aidat alınması ise kabullenilebilecek bir durum değil. Ne demek? Benim işime ortaklar mı? Toplanan aidatların onbinlerce işyerine hiç bir katkısı yok. Maliyeye kayıt yaptıran kişi veya kurumun bir başka yerlere zorla kayıt yaptırması modelinden artık vazgeçilmelidir. İsteyen esnaf, işadamı gerçek STK’lar ile sorunlarını çok daha iyi takip edebilir.”

İki paylaşımına 50’den fazla beğeni ve yorum alan Pala, kampanyasına cılız bir destek bulmuş ama kazın ayağı öyle değil..

BTSO’nun üyelerinden aldığı aidatlar 100-420 lira arasında değişiyor. 7 derece/kademe var. Sermayesi 250 bin liranın üstünde olan şirketlerin aidatları 420 lira.. Munzam aidatlar ise şirketlerin net ticari karına göre alınıyor ki bunun da sınırı var. Asgari ücretin 10 katı kadar.

BTSO aidat almazsa hangi hizmetler yapılamaz, onları sıralamayalım da, “o paralar ödenmemiş olsaydı, bugün Bursa’da iki eğitim kampusu, pek çok okul, bünyesindeki BEGEV ve sayılamayacak başka eğitim hizmetleri de olmazdı”yı anlatalım..

Bir de BTSO’nun 25 milyon liralık katkısıyla ortaya çıkan ve bugün Semih Pala’ya da makam olan Merinos AKKM’nin de hayat bulmayacağını! Üstelik en çok eleştirdiği proje olmasına karşın..

 

—GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ—

 

Dikti bayrağını kal’aya
Söz bitti Semih Pala’ya
Ne yapacağını şaşırdı
Yazık almayın artık alaya

Kadın rekabeti

emine örnek-selma çetinkayaKadınların rekabeti, erkekler arasındaki rekabetten daha çetin, bilmeyen yoktur. Kendileri de derler ki, “kadınların süslenmesi, kıyafetlerine gösterdiği özen birbirleriyle rekabetten kaynaklanıyor.” Hele ki iş dünyasında olanların rekabeti daha bir başka..

Bursa kadın iş dünyası yarın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu’nun il ve ilçelerdeki temsilcilerini seçecek. Bursa İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun başkanı Emine Örnek, göreve yeniden aday.. Selma Çetinkaya da, başkanlık için Emine Örnek ile rekabet halinde..

Örnek, kreşten liseye kadar adını taşıyan özel eğitim kurumlarının kurucusu.. İş başarısı tartışılmaz..

Çetinkaya ise insan kaynakları şirketi sahibi ve Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin kurucu başkanı..

148 kişiden oluşan Bursa Kadın Girişimciler Meclisi üyeleriyle tek tek temas kurarak destek istediler düne kadar.. Bugün ise 148 kadın girişimci, yönetimi belirlemek için oy kullanacak.

15 kişilik yönetimin 7’si BTSO bünyesinden, biri Ticaret Borsası’ndan, 7’si ilçelerden olacak. 15 kişiye BTSO Genel Sekreteri ile yönetim kurulundan bir üye eklenecek. Kurul, toplamda 17 kişiye çıkacak.

* * *

Konunun dışında olanların sorusu şöyledir mutlaka:

“Eee ne olacak?”

Yönetimdekiler, kadın girişimcilerin en cevval olanları elbette. İşte onlar ve komisyonlarında görevlendirecekleri kadınlar, Türkiye genelinde düzenlenen toplantı ve seminerlerde, girişimci kadın ruhunun ön plana çıkmasına, var olanların cesaretini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor.

Birkaç toplantılarını izledim. Konuşmacı olarak kürsü ya da sahneye çıkanların başarı öyküleri -ki yüzeysel anlatmalarına rağmen- müthiş etkileyici..

Biliyoruz ki Türk toplumunda kadın olmak, zorun da ötesinde.. Böylesi zorlukların içinde başarılı olmak, mucizevi bir durum..

Ellerini öpmek gerekiyor hepsinin..

Parantez;

Kadın girişimcilerin yaşadığı süreç, genç girişimcilerde de yaşanıyor. Aynı sayıda girişimci, aynı sayıda yönetici seçecek bugün..

 

BÜTÇE 26.3 MİLYON LİRA

Yaptırdığı okullarla eğitime katkılardan ötürü Cumhurbaşkanlığı’nın onur madalyasına sahip olan BTSO’nun 2013 bütçesi 26.3 milyon lira olarak belirlendi. Bütçe, 25 Aralık tarihinde BTSO Meclisi’nin onayına sunulacak. Bütçe, 2012’ye göre hemen hemen aynı..

BTSO’nun 2013 aidatları ise taban 100, tavan 420 lira.. Ayrıca üyeler, vergiye esas kazançları üzerinden odaya binde 5 oranında munzam aidat da ödüyor.

BTSO’nun halen 33 bin civarında üyesi var. Bunların 22 bin 500 kadarı aktif. 11 bine yakın üyelik askıda..

BTSO Genel Sekreteri Nihat Balkan, yaşanan bir sıkıntıyı dile getiriyor:

Vergi dairesinden ilişik kesmekle, işyeri faaliyeti sonlanmıyor. Ticaret Sicil’den de kaydın düşürülmesi gerekiyor. 11 bine yakın üyeliğin askıda olmasının nedeni, bu işlemin yapılmamış olmasından..

 

—DÖRT DÖRTLÜK—

Başarının sırrı maharette
Kazanmak için ticarette
Olmalısın hep aynı hararette
İnsanlığı kaybetmeden surette

BTSO’da Parseker tek seçenek

btso logo

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçimler 2013’ün şubat ya da mart ayında yapılacak. Başkanlık görevini babası merhum Ali Osman Sönmez’den devralan ve 1995 yılından bu yana devam ettiren Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez, önümüzdeki seçimlerde bir daha aday değil..

Sönmez’in aday olamayacağı kesinleştiğinde, hatta Organize Sanayi Bölgesi yönetimi seçimlerinde muhalif grup kazandığında, başkanlık için yeni isimler konuşulmaya başlanmıştı.

Birincisi, Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı seçilen Ali Uğur idi. Uğur, Sönmez’in OSB yönetiminde yer almış bir kişiydi. Ancak OSB başkanlığına seçildiğinden bu yana gösterdiği performans, BTSO başkanlığına yaklaşmak şöyle dursun, aday unvanını bile eritti.

BTSO Meclisi’ndeki muhalif tavrı, toplantılara katılmayışı nedeniyle üyeliğinin düşmesi üzerine daha da sertleşen Hüseyin Özdilek’in adaylığı gündeme geldi.

Bursa iş dünyasında söylenen şuydu:

“Hüseyin Özdilek mi? Asla olmaz! Başarılı bir sanayici, yatırımcı ama BTSO Başkanlığı Hüseyin Özdilek’e uygun bir görev değil!”

Erkenden ortaya atılan bu isimlerin tutmayacağı tez zamanda anlaşıldı. Uzun yıllardır BTSO yönetimlerinde yer alan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Parseker hazırlanıyordu başkanlığa..

“Her yerde İlhan Parseker!” tepkileri, “mevcut yönetimin devamı olacak, anlayış değişmeyecek” eleştirileri vardı. Bakıldı ki, BTSO Başkanlığı’na İlhan Parseker’den uygun isim yok!

Siyaset altyapısı bulunan ancak o alanda yüzü hiç gülmeyen Parseker’in kısmeti bu mecradaymış demek!

Bugün üstlendiği görevleri bir çırpıda sayması istense kendisi de karıştırır büyük olasılıkla.. Ama tümünü taşıdığından şüphe yok.. Çünkü BTSO camiasında Parseker kadar sosyal biri daha görülmedi 30 yıldır..

Görünen o ki, BTSO’nun üç ay kadar sonra yapılacak seçimlerinden başkan olarak çıkacak kişi İlhan Parseker.. Son anda sürpriz gelişmeler olmazsa..

—DÖRT DÖRTLÜK—

Gidiyor Sönmez, gördü hürmeti
Giderayak gösterdi himmeti
Çıkmadı şimdiye kadar alternatifi
Başkanlık Parseker’in kısmeti

Doların yeşili mi, doğanın mı?

Kapitalizmin azgın koşullarında hala doların yeşilini doğanın yeşiline tercih eden sanayiciler var ama bazılarının aklının başına geldiğini görmek sevindirici! Artık “yeşil ekonomi”den bahsediyorlar. Yenilenebilir enerjiden, doğal kaynakların kirletilmeden verimli bir şekilde kullanılması gerektiğini vurguluyorlar. Gerek yeni yatırımlarda, gerekse teknoloji yenilemelerinde çevreye duyarlı olunması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Celal Sönmez’in geçen hafta Bursa’nın gündemine damgasını vuran açıklamasıydı “yeşil ekonomi”.. Sönmez, Türkiye’nin daha az enerji tüketip daha az su kullanarak sürdürülebilir bir yüksek büyüme hızı yakalamak zorunda olduğunu söylüyor ama Bursa’nın önceliği, atıkları kontrol altına almak olmalı..

Verimli ovasıyla ünlü tarım kenti iken sanayi kimliğine bürünen Bursa, henüz atık yönetimini standartlara oturtabilmiş değil. Dereleri hala simsiyah akıyor, yer altı suları kirli, üstelik değişik bölgelerdeki sanayi alanlarında disiplin yok.

“Organize sanayi” yapılanmasından yoksun alanların ıslahına yönelik süreç devam ederken, yerel yönetimin osb kapsamı dışında kalan tesislere ilişkin yaptırımda yavaş ve tavizkar davrandığı gözleniyor.

GÜNCEL 51 YÖNETMELİK

Aslında Sönmez’in açıklamasının en sonunda yer alan “Bu konuda yönlendirici sorumluluk, uluslararası sözleşmelere attığı imzalar ve içeride çeşitli planlarla gösterdiği hedefler nedeniyle kamu yönetimine düşüyor” sözleri önemli. Yanlış saymadıysam, çevreyle ilgili güncel 51 adet yönetmelik var Türkiye’de. Çoğunluğu da AKP iktidarları döneminde çıkarılmış. AB uyum sürecinin zorunluluğu bunlar..

Sönmez’in yaptığı vurgu da bu aşamada önemli. Yasa ve yönetmelikler tamam ama uygulamada hala aksamalar var. Yasasını, yönetmeliğini çıkaran kamu yönetimi, denetimi de sağlamalı, uymayana cezasını vermeli..

Tam bu noktada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğü’nün internet sitesindeki haberlere bakıyoruz.. Yakın tarihte verilmiş, pek çok kalker, kireç ocağı ve tekstil boyahanesiyle ilgili “ÇED raporuna gerek olmadığı”na yönelik karar var.

Eğer gerçekten bu tesisler hazırladıkları projelerle çevreyi kirletmeyeceklerini taahhüt ediyor ve de kirletmiyorlarsa, çocuklarımıza yaşanabilir bir kent bırakacağımızdan kuşku duymamıza gerek yok!
—DÖRT DÖRTLÜK—
Ne tarlanın sarısı, ne dağların yeşili
GDO’lu artık darısı, meyvesi de aşılı
Feleğini şaşırdı arısı, köylü unuttu haşılı
Geçti ömrün yarısı, mezarımız da eşili

BTSO’daki yolsuzluk bilirkişiye gönderildi

btso logo

Parlamento başta olmak üzere kurulları seçimle belirlenen her kurumda genel tablo şöyle değil midir? Birileri karar verir, çoğunluk onaylar! Kabul edenler, etmeyenler! Oyçokluğuyla kabul edilmiştir! Sadece iktidardakilerde değil, muhalefettekilerde de durum farksızdır. Orada da birkaç kişi karar verir, diğerleri ne olduğunu anlamadan elini kaldırır, indirir!

* * *

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda ortaya çıkan ve geçen hafta ilk kez bu sütunda dile getirdiğimiz yolsuzluk olayı, oda meclisinin son toplantısında tartışmalara neden oldu. Tartışmanın ayrıntıları gazetelerde yer aldı. Ancak bitmedi.

Meclis üyelerinden Ahmet Özenalp, oturumda hem Celal Sönmez başkanlığındaki yönetime, hem de üyelere adeta mevzuat ve sorumluluk dersi verdi.

* * *

Özenalp, Bursa iş dünyasında “mevzuat kurdu” olarak bilinir. Özellikle gümrük mevzuatı konusunda bilirkişidir. Türkiye’nin her yerinden mahkemeler dosya gönderir kendisine..

BTSO yönetimi ile meclis bünyesindeki hesapları inceleme komisyonu üyelerinin yolsuzluk olayı ile ilgili sorumluluk almaktan kaçındıklarını vurgulayan Özenalp, yöneticilerin yapması gerekip de yapmadıkları bir şey yapmış.

“BTSO ve bağlı kuruluşlar BUSEB, BOSEN ve OSB’nin kamu hukuku yönünden değerlendirilmesi ve hukuki sorumluluklar” başlığını taşıyan bir kitapçık hazırlamış. Tüm meclis üyelerine bir toplantı öncesi dağıtılmasını istemiş.

Eller, bilip bilmeden kaldırılıp indirilmesin diye.. Yapılanlar sorgulansın diye..

Öyle ya.. Meclis üyelerine hukuki sorumluluklarının öğretilmesi ya da hatırlatılması kime ne zarar verebilirdi ki?

Vereceğine inanılmış olmalı. Yönetim, kitapçıkların dağıtımına izin vermemiş!

Sonra kendisi dağıtmış tek tek..

* * *

Özenalp, son tartışmaya ilişkin diyor ki:

“Meclis İç Yönergesi’nin 34. maddesi çok açıktır. Bu madde komisyon üyelerine muhasebeden gelen evrakları noter gibi tasdik değil, tetkik görevi vermiştir. Burada görevin savsaklandığı, layıkıyla yapılmadığı veya yaptırılmadığı bir gerçektir.”

* * *

Bu arada, yapılan suç duyurusu üzerine BTSO’dan 7 klasör evrak, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Nurettin Canata’ya iletildi. Canata, evrakları bilirkişi incelemesi için Sayıştay’a gönderdi.

—DÖRT DÖRTLÜK—

Kurallar bütünüdür mevzuat
Uymalıyız, demeden teferruat
Bunu da yapabilmek için
Olmalı insanda biraz surat